Asıl dava, şirketin feshi ve tasfiyesi, karşı dava ortaklıktan çıkarılma ve çıkma payının belirlenmesi talebi-
Hüküm sonucu ile gerekçe arasında aykırılığın bozma sebebi olduğu-
Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olmasının, yargılamanın aleniyeti ve kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasa'nın 141.maddesi ile HMK'nun emredici nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratacağı-
Bölge Adliye Mahkemesince kambiyo takiplerinde imzaya itiraz ve borca itirazın birbirinden farklı hukuki müesseseler olduğu gözetilmek suretiyle somut olayın değerlendirilmesi ile sonuca gidilmesi ve gerekçe ile hüküm sonucu arasında çelişki oluşturulmaması gerektiği-
Sanığın eyleminin 2004 sayılı İİK'nun 338. maddesi kapsamında olduğu, suç tarihi itibariyle sanığa isnat edilen suçun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre davanın 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e ve 67. maddelerinde öngörülen 8 yıllık olağan zamanaşımı süresine tabi bulunması, suç tarihinin 23/03/2015 tarihi olduğu, sanığın savunmasının alındığı 11/06/2015 tarihi ile mahkeme karar tarihi arasında zamanaşımını kesen başkaca bir hüküm ve işlem bulunmaması nedeniyle, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin 11/06/2023 tarihinde yargılama sırasında gerçekleşmiş bulunduğunun anlaşılmasının bozmayı gerektirdiği- Müşteki/alacaklının 28/04/2015 tarihli şikayet dilekçesinde, davalı üçüncü kişi .......... İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti. hakkında açıkça tazminat talebinde bulunmasına rağmen, tazminatla ilgili mahkemece olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olup, ayrıca gerekçeli karar başlığında, dava dilekçesinde husumet yöneltilen ve bozma ilamında davalı sıfatı ile yer alan üçüncü kişi ............ İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'nin davalı olarak gösterilmemesinin de hatalı olduğu-
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamayacağı, gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekeceği, bu yön gözetilmeden yazılı şekilde, hüküm altına alınan ziynet eşya bedeli miktarının gösterilmemesi suretiyle hüküm kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Gerekçeli kararda "...dava konusu asıl alacağın doğduğu tarih haksız fiilin vuku bulduğu tarih olduğu, davalı ...AŞ'nin iflas ertelenmesine karar verildiği tarihten itibaren sürelerin işlemeyeceği, zamanaşımı ve hak düşürücü itirazlarının reddine karar verilmiştir. " şeklinde bir gerekçeye yer verildikten sonra "dava konusu .... sayılı taşınmaz yönünden, taşınmazın satış tarihi ile davanın açılış tarihi dikkate alındığından, devir tarihi ile dava tarihi arasında İİK'nun 284.madde kapsamında öngörülen 5 yıllık süre geçtiğinden davanın bu taşınmaz yönünden dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir." denilmesi nedeniyle kararın gerekçesi ile hüküm kısmı arasında çelişki meydana getirdiği, mahkeme kararının gerekçe kısmı ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulması HMK'nın 298/2. maddesine aykırı ve başlı başına bozma sebebi olduğu-
Sigorta rücu davasında; yerel mahkemenin gerekçe kısmında davalı idarenin olayda kusurunun bulunmadığını ve davanın reddi gerektiğini belirtmesine rağmen, hüküm fıkrasında davanın kısmen kabulüne karar vererek gerekçe ile hüküm arasında açık çelişki yaratmasının, Anayasa m. 141 ve HMK m. 297-298 uyarınca kararın asgari unsurlarından olan gerekçe-hüküm uyumuna aykırılık teşkil ettiği-
Gerçek değeri 453.971,56 TL olarak tespit edilen A.Ş. hisselerinin devir bedelinin 12.000,00 TL olarak gösterildiği, bu bedelle devrin ticari hayatın olağan akışına uygun olmadığı, şirket ortağı üçüncü kişinin borçlunun durumunu bilebilecek durumda olacağı, şirket hisse devirlerinin alacaklılardan mal kaçırma amacıyla devredildiğinin anlaşıldığı- Dava konusu tasarruf aynı olsa da davacısı ve davanın dayanağı olan takip dosyalarının farklı olduğu gözetilmeksizin, her bir dava dosyası yönünden şartlarına göre vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken "diğer dosyalardaki vekalet ücretine yönelik hüküm açısından tahsilde tekerrür olmamak üzere vekalet ücretine" karar verilmesinin hatalı olduğu-
Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin kararı ile; dosyada mevcut kusur raporu, maluliyet raporu, aktüer bilirkişi raporu ve hesaplamaların mevzuat ve içtihatlara uygun olduğu gerekçesiyle davalının Uyuşmazlık Hakem Heyetinin kararına karşı yaptığı itirazların kısmen kabul, kısmen reddine, kararın; "karar kısmının (3) nolu bendinde yazılı ibarelerin karardan çıkarılarak yerine, “Başvuru sahibi vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalı sigorta şirketinden alınarak başvuru sahibine verilmesine,” ibarelerinin yazılıp buna göre infazına" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesi gerekeceği-
