Bir baz istasyonu yönetmeliğe uygun çalıştırılsa da zarar veriyorsa, yönetmeliğe uygun olduğundan söz edilerek zarar verenin sorumluluktan kurtulması yolu açılamayacağı; yargıç, yönetmeliğe değil, yasaya, genel hukuk kurallarına ve bu bağlamda sorumluluk hukukunun ilkelerine göre karar vermek zorunda olduğu-
Dar anlamda ve para ile ölçülebilen bir zarar yok ise de, baz istasyonunun insanların kalabalık olarak yaşadığı yere yakınlığı, çevre binalarda ve davacı yanın bulunduğu yerde yaşayanların sağlık yönünden büyük endişeler taşıdığı, aynı bölgede yaşayan insanların yaşamının psikolojik olarak olumsuz biçimde etkilendiği ve bunun da insanların psikolojik yapısında tedirginlik ve ümitsizlik yaratacağı açık olup davacıların zarar gördüğünün kabulü gerekeceği-
Borçlar Yasası'nın 49. maddesindeki düzenleme gereğince, kişinin doğrudan kendisinin değil de karı, koca, ana, baba ve çocuklar gibi yakınlarının ağır yaralanması gibi somut olayın kendisine özgü ağırlığının ve özelliğinin zorunlu kıldığı olguların kanıtlanması durumunda, aile birliği içinde korunması gereken sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin zarar gördüğünün kabul edilmesi gerekeceği-
Davacının, davalının partisinin il toplantısında yaptığı konuşma sırasında kendisi hakkında "sahtekar" sözünü söylediği iddiasını kanıtlamadığı anlaşıldığından; dosya içinde bulunan kanıtların, davalı yanın davacının uğradığı manevi zarardan sorumlu tutulması için yeterli olmayacağı-
İş ve gücünden kalacak biçimde yaralanmamış olan davacının, trafik kazasını ve kazanın yarattığı şoku yaşadığı, ölüm tehlikesi ile karşılaştığı gözetilerek, sosyal ve duygusal kişilik değerlerinin saldırıya uğradığının kabulünün gerekeceği-
Davalının cezalandırılmasına ilişkin kararlar gözetilerek, davalının eylemlerinin davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenip, davacı yararına uygun bir miktar manevi tazminat takdir edilmesi gerekeceği-
Muhtarın yetki ve görevleri 442 sayılı Köy Yasası'nda "muhtarın göreceği işler" 34 ve izleyen maddelerde sayılmış olup buna göre eldeki davada davacının husumet ehliyetinin bulunmadığı-
Çalmak anlamında kullanılan "götürüm" sözcüğünün davacının kişilik haklarına saldırı oluşturduğu benimsenip davacı yararına uygun bir tutarda manevi tazminat takdir edilmesi gerekeceği-
Gerçek olmayan haberde yer alan olayların; salt bu anlatım biçimi nedeniyle de davacının kişilik haklarına saldırı oluşturacağı-
Adli ve idari soruşturmalar ile hasta yakınının kameraya yansıyan şikayetlerinden, dava konusu yazıların görünür gerçekliğe uygun olduğu, yayımlanmasında toplumsal ilgi bulunduğu, konu ile anlatım biçimi arasındaki düşünsel bağın kopartılmadığı, yapılan eleştirilerin hukuka aykırılığından söz edilmeyeceği-