İcra takibine itiraz üzerine, aynı alacak için tüketici hakem heyetine başvurulduğu, heyetin başvurunun reddine karar verdiği ve bunun üzerine tüketici hakem heyeti kararına karşı itiraz yoluna başvurulduğu, itiraz yoluna başvurulduğu sırada devam eden dava olmadığından derdestlik olmayacağı, icra takibi yapılmasının alacak davası açılmasına engel teşkil etmediği- Mahkemece, "2025 yılı itibarıyla 149.000,00 TL altındaki uyuşmazlıklar için, davacının hem İcra ve İflas Kanunundaki haklarını kullanabileceği hem de hakem heyetlerine başvuru yapabileceği, her iki yasal imkânın birbirine derdestlik oluşturmayacağı" dikkate alınarak işin esasına girilerek karar verilmesi gerektiği-
Dava dışı işveren aleyhine açılan ve kesinleşen iş kazasından kaynaklanan tazminat davasında tespit edilen %37,2 meslekte kazanma güç kaybı oranı esas alınarak sürekli iş göremezlik geliri bağlanması istemiyle açılan eldeki dava- Sürekli iş göremezlik geliri bağlanması istemine ilişkin dava sonucunda mahkemece verilecek hükmün, Kurumun yanı sıra  işverenin hak alanını ilgilendirdiği ve işveren yönünden birtakım sorumluluk ve yükümlülükler doğurabileceği belirgin olup bu itibarla işverenin davaya taraf olması ve kendisine husumet yöneltilmesi gerektiği ve bu nedenle işverene de HMK'nın 124. maddesi kapsamında husumet yöneltilerek davaya katılımı sağlandıktan ve işverenin göstereceği deliller toplandıktan sonra yapılacak değerlendirme sonrası karar verilmesi gerektiği-
Hakimin, tavzih yoluyla hükümde unutmuş olduğu talepler hakkında karar verip bunu hükmüne ekleyemeyeceği- Bunun gibi hüküm verirken unutmuş olduğu vekalet ücreti veya faiz hakkında tavzih yoluyla bir karar verip bunu hükmüne dahil edemeyeceği- Aynı şekilde kısa kararla gerekçeli karar arasındaki çelişkinin de tavzih yoluyla giderilemeyeceği-
Bir dava dolayısıyla ortaya çıkan kesin hükmün, o hükmün kesinleşmesinden sonra dava konusu şeyin mülkiyetini tarafların birisinden devralan yahut dava konusu şey üzerinde sınırlı bir ayni hak veya fer’î zilyetlik kazanan kişiler hakkında da geçerli olacağı, sncak, TMK'nun iyiniyetle mal edinmeye ait hükümlerinin saklı olduğu- Asıl dava davacısının iyi niyetle mal edinmesi hususunda; davacının tapu, yönetim planı vs. bilgilerle, satın aldığı taşınmazın arsa payının ne kadar olduğuna ulaşma imkanın bulunduğu, kat mülkiyetinin 1996 yılında kurulduğu ve dava konusu ana taşınmazdaki bağımsız bölümü satın almak suretiyle iktisap etmesi karşısında bu maddedeki saklı tutulan duruma girmediği-
İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde kesin hüküm yönünden olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesine rağmen, Bölge Adliye Mahkemesinin gerekçesinde, kesin hüküm şartları oluşmadığına yönelik gerekçe yazılarak İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinin düzeltilerek başvurunun esastan reddine karar verilmek suretiyle gerekçe ile hüküm arasında çelişki yaratıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince yapılacak işin, anlaşılabilir ve denetlenebilir nitelikte gerekçe içeren ve hüküm sonucuna uygun bir karar vermek olması gerekeceği- ................ Asliye Hukuk Mahkemesinin .............. E., .............. K. sayılı dava dosyası ile işbu dava dosyasının 6100 sayılı Kanun'un 303 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve dava konusunun aynı olduğu görülmekle, kesin hüküm şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince kesin hüküm şartları oluştuğu da gözetilerek karar verilmesi gerekeceği- Harç kamu düzenine ilişkin olup taraflarca ileri sürülmese de Mahkemece kendiliğinden gözetilmesi gerekeceği-
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasında, davacının babası ve dedesi ile bunların taşınmazı satın aldığı kişiler ile ...Mahkemesinin ...1976/14 sayılı kararının başlığında adı geçen kişiler arasında akdi ve ırsi irtibat olup olmadığı ve bu suretle mezkur ilamın temyiz konu davadaki taraflar hakkında kesin hüküm teşkil edip etmediği usulünce araştırılmamış, taşınmazın ... Mahallesinde dava tarihinden önce yapılıp 12.09.2018 tarihinde ilan edilen orman kadastrosuna göre konumu duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmemiş, taşınmazın karar tarihi itibariyle içinde bulunduğu belirtilen ... Mahallesinde orman kadastrosu çalışmalarının yapılıp yapılmadığı araştırılmamış oluo bu şekilde eksik araştırma ve inceleme sonucu hatalı kabule dayanılarak hüküm kurulmasının isabetsiz olduuğu-
Üçüncü kişinin İİK m. 89/3 kapsamında dava açabileceği- Menfi tespit davasının (iİİK m. 72) ise takip borçlusunun takip alacaklısına karşı açacağı bir dava türü olduğu, üçüncü kişinin bu davayı açamayacağı-
İnşa edilen yapıların fiziksel bakımdan aynı olduğu ancak bu yapılar üzerinden talep olunan hakların farklı olduğu iki davada müddeabihlerin ve maddi vakıaların aynı olmadığı; bu nedenle 'sözleşmenin haksız feshine ilişkin uğranılan kazanç kaybı ile yapılan masrafları tazminat' davasında verilen ve kesinleşen hükmün 'sözleşmenin feshinin haklılığından bağımsız olarak haksız inşaata ilişkin tazminat talebine' ilişkin davada kesin hüküm oluşturmayacağı-
Taraflar arasındaki davanın itirazın iptali davasına ilişkin olduğu - Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği, taahhütnameye dayalı olarak açılan eldeki itirazın iptali davası ile ipoteğin kaldırılması davasının tarafları aynı olsa da, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olmadığından davacı tarafça ipoteğin kaldırılması davasından feragat edilmiş olmasından dolayı taahhütnameden de feragat edildiği sonucu çıkarılamayacağı, nitekim ipoteğin kaldırılması isteminin dava dışı bankaya karşı ileri sürülmesi gereken bir talep olduğu - Bu nedenle mahkemece, davalının davacıdan alacaklı olduğu beyanı ve takas-mahsup talebi dikkate alınıp ibranamenin verildiği 29.09.2016 tarihi esas alınarak, ibranamenin ilâma bağlı alacağı kapsayıp kapsamadığının tespiti ile, kapsamadığının anlaşılması hâlinde davacının alacak talebi ile davalının takasa konu olabilecek alacaklarının karşılaştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği -
Davacı, belediyeye ödünç olarak yatırılan bir bedelin kendisine iadesini talep etmişse de, aynı alacağa ilişkin açılan itirazın iptali davasında verilen esastan ret kararının kesinleşmiş olduğu- Davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği-