Mahkemece, "adi yazılı kira sözleşmesine dayalı takibin dava dışı müflis şirketin konkordato davasının açıldığı tarihlere yakın tarihte açılması, zamanında damga vergisi ve tahsilat olmasa da aylık fatura düzenlenip ticari defterlere işlenmemesi, yaklaşık üç yıllık bir alacağa ilişkin takip yapılırken kira artış oranlarının gözetilmemesi, üç yıllık bir kira alacağından dolayı müflis şirketin konkordato talebinde bulunduğu tarihe 11 gün kalıncaya kadar hiçbir icra takip, ihtar ve dava yoluna gidilmemesi nedeniyle davalının alacağının muvazaalı olduğu" gerekçesiyle "kayıt terkin davasının kabulüne" karar verilmişse de; kira sözleşmesinin geçerli olması için resmi şekilde yapılmasının gerekli olmadığı, kira alacaklarının zamanaşımı süresince her zaman istenebileceği, dava dışı müflis şirketin ticaret sicilde kayıtlı adresinin kiralanan taşınmaz olduğu, konkordato sürecinde ise konkordato komiserinin onayıyla kiralananda oturulduğu hususu kabul edilerek alacağın nisaba dahil edildiği, tüm bu olguların kira ilişkisinin varlığını ve fiilen kiralananda konkordato talep eden kiracı şirketin oturduğunu gösterdiği, komiserin izniyle akdedilen veya devamına karar verilen sözleşmelerden kaynaklanan alacakların iflas halinde masa alacağı olarak kaydedileceği, davacı tarafça bedelde muvazaa olduğuna dair açık bir iddianın da ileri sürülmediği anlaşıldığından, mahkemece, davalı ile dava dışı müflis şirket arasındaki kira sözleşmesinin muvazaalı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacı marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i, ticaret unvanının terkini ile maddi ve manevi tazminat istemleri- 6769 s. Sınai Mülkiyet Kanununun, özel hükümlerle haksız rekabet hukukunu da kapsayacak şekilde ve haksız rekabete göre daha üstün koruma getirdiği- Marka koruma alanları ile haksız rekabetin koruma alanının kesişmiş olduğu dava konusu olayda yalnızca özel hükümler uygulama alanı bulacak olduğu- Somut olay bakımından SMK ile haksız rekabet hükümlerinin birlikte uygulanmasını gerektiren kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı gözetilerek talebin, haksız rekabete dair kısmı yönünden reddi gerektiği- Davalının iflasına karar verildiği ve tasfiyeye başlandığı anlaşıldığından, müflis şirket yönünden hüküm altına alınan maddi ve manevi tazminatların 'iflas masasına kayıt ve kabulüne' şeklinde hüküm kurulması gerektiği- "Tasfiyesine başlanılmışsa da iflas kararı ile ilgili basit tasfiye kararı verilmiş olup 2. alacaklılar toplantısının yapılmadığı, davacı şirketin iflas masasına alacak kaydı talebi bulunmadığı anlaşıldığından, kayıt kabul davası olamayacağı" şeklindeki karşı görüşe itibar edilmediği-
Sermaye şirketi ortaklığı ile kooperatif ortaklığı aynı olmayıp, kooperatiflerde ortakların amacı karşılıklı yardım ve dayanışma ile kooperatifin amacını gerçekleştirmek iken, sermaye şirketlerinde asıl amacın kâr ve kazanç elde etmek olduğu ve bu nedenle kooperatif ortağının, 'kendisine konut verilmemesi' nedeniyle isteyebileceği tazminatın, 'iflas masasına kaydı mümkün alacaklardan olduğunun' kabulü gerektiği- "Kooperatif üyelerinin kooperatif sermayesi mahiyetinde ödedikleri bedellerin öncelikle kooperatifin borçlarının ödenmesi için kullanılacağı, iflas tasfiyesi sonucunda artan bedel kalırsa, kalan bu bedel üzerinde kooperatif üyelerinin payları oranında hak sahibi olabileceği, iflas sıra cetvelinin düzenlenmesi aşamasında üyelik aidatı olarak kooperatife konulan sermayenin masaya kayıt ve kabulünün mümkün olmadığı" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
İflasın açılmasıyla müflisin rehinli malları dahil haczi kabil tüm malların masaya dahil olacağı- İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen malların da masaya dahil olacağı- İflasın açılmasıyla masaya giren adi alacaklara yasal faiz işlese de faiz alacaklarının ana para ödendikten sonra masada geriye kalan paradan ödeneceği- Rehinli alacaklara iflastan önce ve sonra rehinli malın satıldığı tarihe kadar iflastan önceki faiz oranı ile işlemeye devam edeceği ve rehinli alacak için işlemiş toplam faiz, rehinin satış bedelinden öncelikle ödeneceği- Satış bedelinin rehinli alacağı karşılamaması halinde ödenmeyen asıl alacağın 'adi alacak' olarak cetvele yazılacağı-
İflasta pay cetvelinin yapılabilmesi için sıra cetvelinin kesinleşmesi gerekeceği- Rehinli bir mal masa tarafından satılırsa pay cetvelinde öncelikle rehin alacaklısına pay ayrılarak; bu mal bedelinden artan miktar olursa masa borçları ödendikten sonra diğer alacaklılara pay ayrılması gerekeceği- Pay cetveline yönelik itirazlar dava değil, şikayet mahiyetinde olduğu- Şikayet edenin sıra cetvelinde hem rüçhanlı (ipotek alacağından kaynaklanan) hem de rüçhansız alacağı yer aldığından pay cetvelinde, alacağın niteliği yazılmadan sadece 2.570.052,69 TL pay ayrılması ve bu pay cetvelinin tebliğ edilmesi, ipotek alacağı (rüçhanlı alacak) için şikayet süresini başlatmayacağı; bu nedenle istinaf isteminin esastan incelenerek bir karar verilmesi gerekirken, şikayetin usulden reddedilmesi doğru olmadığından bu durumun kararın bozulmasını gerektireceği-
Uyuşmazlık, İcra ve İflas Kanunu'nun 235 ve devamı maddeleri uyarınca iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, iflas tasfiyesinde düzenlenen sıra cetveline yönelik kayıt kabul istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, İİK.'nın 235. maddesine göre, alacağın iflas masasına kayıt ve kabul istemine ilişkindir...
İflas tarihine kadar olan faizin hesaplanıp, işlemiş faizi ile birlikte kaydı gereken toplam alacak miktarının infazı mümkün ve tereddüte yer vermeyecek şekilde bilirkişi aracılığıyla belirlenmesinden sonra, bu miktar üzerinden iflas masasına kayıt kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Alacağının iflas masasına kayıt ve kabul istemi-