Kadastro sonucu oluşan tapularla ilgili olan ve kadastro sonrası hukuki nedenlere dayanan uyuşmazlıkların çözümünün de, Medeni Ka-nunda yazılı hükümlere tâbi olacağından, kadastrodan sonraki zilyedlik süreci yönünden, MK. 713/II hükümlerinin gözönünde tutulması gerekeceği-
Daha önce açılan tapu iptali ve tescil davasının koşullarının gerçekleşmemesi nedeniyle reddedilmesinden sonra, yirmi yıllık sürenin dolması halinde yeniden dava açılabileceği, davacının önce açtığı tapu iptali ve tescil davasının kendi aleyhine delil teşkil etmeyeceği-
Dikkat gösteren herkesin malikin kim olduğunu anlayamayacağı hallerde, “tapu sicilinde yazılı olan malikin bilinemediği”nin kabulünün zorunlu olduğu, ayrıca tapu kaydındaki malik sütunu boş bırakılmış, malik adının müphem ve yetersiz gösterilmiş olması veya tapu kaydının mevcut olmayan bir şahıs (nam-ı mevhum) adına tescil edilmiş olması gibi durumlarda da “malikin kim olduğunun almaşılamadığı”nın kabulü gerekeceği-
MK. 713/I maddesine dayanan tescil davalarında, öncelikli koşulun dava konusu taşınmazın tapusuz olması gerektiği-
“Kazandırıcı zamanaşımı zilyedliğine” dayalı tescil isteminin, aynı zamanda “imar ve ihya nedeniyle” tescil istemini de içerdiği - İmar ve ihya yoluyla elde edilen yerlerin imar plânı dışında bulunmadıkça, zil-yedlikle mülk edinilemeyeceği-
Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve menfaati umuma ait kamu mallarından sayılan akarsu ile yataklarının, etrafındaki arazi sahipleri ile kamunun su ihtiyacını karşılamak üzere aktif olarak kullanıp ve yararlanmalarını sağladığı sürece, özel mülkiyete konu olamayacakları, ancak suları kendiliğinden kuruyan, çekilen veya yatak değiştiren akarsuların doğal nitelikleri sonucu kazandıkları kamu malı nitelikleride son bularak medeni hukukta düzenlenmiş özel mülkiyet konusu olabilecekleri-
677 sayılı Tekke ve Zaviyelerin İlgasına İlişkin Kanun gereği Hazi-ne’ye dönen tapusuz miri araziler üzerinde zilyedlikten mülk edinme koşullarının gerçekleşebileceği-
MK. 713/III’e dayalı davaların, kayıt malikine, kayıt maliki ölü ise, mirasçılarına yöneltilmesi gerekeceği-
Zilyedlik olayları “maddi olay”lardan olduğundan, tanık ve benzeri delillerle ispatının mümkün olduğu-
