Tasarrufun iptali davaları ile hedeflenen hukuksal sonucun para alacağına kavuşmak olduğu, dolayısıyla tasarrufun iptaline konu edilen taşınmazın aynına ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu olmadığı, HMK'nın 389 ve izleyen maddelerine göre uyuşmazlık konusu olmayan mal varlığı değerleri üzerine ihtiyati tedbir konulması mümkün olmadığına göre mahkemece 'tedbir isteminin reddine' karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı- İhtiyati haczin nitelikçe geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğu (HMK 406/2); geçici hukuki koruma tedbirlerinin amacının, yargı organları önünde hak arayan kişilerin nihai olarak elde etmeyi umdukları haklarına erişimi kolaylaştırmak olduğu, bu amacın gerçekleşmesi için, elde edilmesi umulan hakların ya da onların konularının ortadan kalkması, yok olması, değiştirilmesi gibi olasılıkların bertaraf edilmesi gerektiği, elde edilmesi umulan hakka kavuşulmasını kolaylaştırıcı tedbirler hak arama özgürlüğünü, adil yargılama hakkını ve hukuk devleti ilkesini de yakından ilgilendirdiği (İHAS 6, 2709 sayılı T.C Anayasası 36, HMK 33); ihtiyati haciz istekleri değerlendirilirken geçici hukuki koruma tedbirlerinin açıklanan bu amacının gözden uzak tutulmaması gerektiği-
Mahkemenin, dosya kapsamına uygun gerekçesi ve takdirine, ihtiyati haczin İİK.m.281/2 ayrıca ve açıkça düzenlenmiş bulunmasına, yargılamanın her aşamasında mahkemece ihtiyati haciz kararı verilebileceğine, bu hususun karşı taraf için usuli kazanılmış hak oluşturmamasına, açıldığı davalı tarafından bildirilen itirazın iptali davasının sonucunun beklenmesinin gerekmesine, ihtiyati haczin tasarruf konusu taşınmazlar üzerine konulmuş olmasına, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davanın kesin olarak kanıtlanmasının gerekmemesine, dosyada bir kısım delillerin bulunması ve yaklaşık ispat halinde ihtiyati haciz kararı verileceği konusunda bir duraksama bulunmadığına göre; davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddi gerektiği doğrultusunda verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
İhtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tedbir konulması talep edilen mal ya da hakkın uyuşmazlık konusu olması gerekir. Eş söyleyişle ihtiyati tedbir, ancak taraflar arasında çekişmeli olan dava konusu hakkında verilebileceği- Tasarrufun iptali davasında taşınmazın aynı tartışmalı olmadığından geçici hukuki koruma olarak ihtiyati haciz kabul edilmiş, ihtiyati tedbir öngörülmemiş olduğu; bu itibarla; mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin kararı doğru olup davacının bu yöne ilişkin istinaf sebebinin yerinde görülmediği-
İhtiyati haciz kararları esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlardır. Diğer bir anlatımla ihtiyati haciz, devam etmekte olan dava sonunda davacının alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulmasıdır. Buna göre; dosyada bulunan bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesinde gösterdiği sebepler ve özellikle davacı ile yapılan genel kredi sözleşmesinin tarihi dikkate alındığında yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla davalı hakkında ihtiyati haciz kararı verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı-
Dava konusu alacağın değerinin şimdilik 90.000 TL'lik kısmı üzerinden harcın yatırılmak suretiyle davanın açıldığı, keşif neticesinde dava konulu kısmın taşınmazın değerinin 122.622,75 TL olarak belirlendiği ancak davacının harcını tamamlamadığı, sadece istinaf başvurusunda bulunan davalının da dava dilekçesinde belirtilen değer üzerinden harcı yatırmış olduğu dikkate alındığında, bölge adliye mahkemesince 'istinaf başvurusunun yapılmamış sayılması' değil istinaf sebeplerinin değerlendirilmek üzere işin esasına girilerek inceleme yapılması gerektiği-
Mahkemece İİK'nın 283/1 madde hükmü  de göz önüne alınarak davacının dava konusu takip dosyasındaki alacak ve fer'ileriyle (taleple bağlı kalınarak) sınırlı olarak dava konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde dava dilekçesinde belirtilen dava değeri üzerinden hüküm tesisi isabetli olmadığı-
TBK'nın 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davalarında; muvazaalı işlemin diğer tarafı olan ...'nın ve varsa daha sonraki maliklerin de davaya dahil edilip taraf teşkilinin sağlanması gerekirken taraf teşekkülü oluşmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu-
6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalarda vekalet ücreti tutarının maktu olarak belirleneceği-
İhtiyati haczin geçici bir hukuki koruma tedbiri olduğu- İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için esas hakkında kesin bir kanaat oluşmasına gerek bulunmadığı gibi tam bir ispat aranması da gerekmediği- İhtiyati haczin, davacı alacağının tahsilini garanti altına almak için davalıların mallarına geçici olarak el konulması olduğu- Tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğu, tasarrufun iptaline ilişkin davalarda geçici hukuki koruma yolu olarak sadece ihtiyati haciz talep edilebileceğinin benimsendiği, dava konusu taşınmazların, mal kaçırma kastı ile dava dışı borçlu şirketin yönetim kurulu başkanı ve müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmede imzası bulunan davalı borçlu tarafından, akraba ve tanıdıkları olan diğer davalılara devredildiği iddiasıyla eldeki davanın açıldığı ve ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için davanın tam olarak ispatlanması gerekmediği, yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği, davacının dava açmakta haklı olup olmadığının yargılamayı gerektirdiği, ihtiyati haciz için davaya ilişkin tüm koşulların ispatlanmasının beklenemeyeceği- Bu tür davalarda, kanunda aranan ön koşulların bulunması halinde, kıyasen İİK'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılacağından ve henüz bu yönlere ilişkin yargılama yapılıp deliller toplanmadığından, yaklaşık ispatın gerçekleştiği nazara alınarak mahkemece -teminatsız- ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddi doğru görülmediği-    
Davacı alacaklı tarafından borçlu hakkında İİK'nun 33/a-2 maddesi gereğince bir davanın açılmamış olduğunun sabit bulunmasına, borçlunun açtığı davanın bu anlamda bir dava olmamasına göre tasarrufun iptali davasının reddine karar vermek gerekeceği- Davacının açtığı ve birleştirme kararı verilen 6 adet davadan yatırılan harçlar dikkate alınarak, harcın hesaplanması gerekirken tek davadaki harç esas alınarak yazılı şekilde karar verilmesinin isabetli olmadığı, ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirir nitelikte olmadığı-