Fakirlik belgesi eklemediğinden, HMK. mad. 336/2 gereğince adli yardım talebinin reddi gerektiği, adli yardım talebinin reddine dair kararın kesinleşmesi halinde HUMK 434 maddesi uyarınca davalıya harç ve giderler için muhtıra çıkarılması gerektiği-
İcra mahkemesinin ilamı ile takibin iptal edilerek kesinleştiği, dava tarihi itibari ile davacının kesinleşmiş alacağı olmadığı anlaşıldığından, tasarrufun iptali davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Dava ön koşulu bulunmadığından red edildiğine göre davalılar vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Davalılar davanın geri alınmasına muvafakat ettiklerinden ve dilekçeyi imzalayarak teyid ettiklerinden, davalı yönünden karar kesinleşmeden dava geri alındığından mahkemenin anılan şahıs hakkındaki davasının geri alma nedeni ile son bulduğunu belirtmesi için kararın bozularak dosyanın mahalline gönderilmesi gerekeceği-
İvazlar arasında fahiş bedel farkı olmamakla birlikte borca karşılık olarak davalıya yapılan mülkiyetin devri, İİK'nun 279/1-2 maddelerine göre para ve mutad ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödemelerin batıl olduğu ve yine İİK'nun 279/1-1 maddesine göre borçlunun evvelce teminat göstermeyi, taahhüt etmiş olduğu haller müstesna olmak üzere borçlu tarafından mevcut bir borcu temin edilmiş rehinlerin de iptali gerektiği- Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için iptali istenilen tasarrufun borcun doğumundan sonra yapılmış olması gerekeceği-
"Dava konusu taşınmazları bedelsiz devraldığını, sonradan mal kaçırma amacıyla devir edildiğini öğrendiğini" beyan eden davalı üçüncü kişinin kabul beyanı doğrultusunda, "taşınmazların muvazaalı devredildiğinin" sabit olduğu gerekçesiyle "muvazaa nedeniyle iptal davasının kabulüne dava konusu taşınmazların davalı üçüncü kişi adına olan tapu kayıtların iptali ile davacı ve davalı eşi adına 1/2 oranında tesciline" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Mahkemece; davalının kısıtlanması için açılan davanın tasarrufun iptali davası açısından bekletici mesele yapılarak, hasıl olacak sonuca göre taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekeceği-
6183 s. K. mad. 24 vd gereğince açılan tasarrufun iptali istemli davaya konu taşınmazın tapu kayıt maliki gözüken kişinin soy isminin düzeltilmesi için davacı vekiline dava açmak için verilen kesin sürenin sürenin sonuçları açık olarak belirtilmemiş olduğundan verilen kesin sürenin usulüne uygun olmadığı; usul ve yasaya uygun olmasa da da verilen süre içinde davacı tarafından tapu kaydında düzeltim davası açılmış olduğundan, davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Tanık olarak dinlenilen kişi, mali müşavir olarak görev yaptığını, borçlunun da müşterisi olduğunu, dava konusu taşınmazın satışı için kendisine vekaletname verdiğini ve taşınmazları teyzesinin oğlu olan davalıya sattığını belirttiğinden mahkemece üçüncü kişinin İİK'nun 280/I .maddesi gereğince borçlunun mali durumunu ve alacaklılarını ızrar kastını bildiği veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığının tartışılması gerekeceği-
Davacı kendisinin alacağını akim bırakan bir işleme karşı seçimlik haklarından TBK. mad. 19'a dayalı iptal yolunu seçtiğinden; davanın görülebilmesi için muvazaalı işlemin borcun doğumundan sonra yapılması gerektiği gözetilerek, alacaklıya borcun daha önce doğup doğmadığı açıklattırılıp ispatı sağlanarak TBK. mad. 19 uyarınca yargılamaya devam edilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Takibe konu borcun senedin tanzim tarihinde doğmuş olduğu, alacağın davalı tarafından daha sonra temlik alınmasının borcun bu temlik tarihinde doğmuş olduğu sonucunu doğurmayacağı- Tasarrufa konu taşınmazın petrol işyeri olduğu- Bir ticari işletmenin yada işyerindeki mevcut ticari emtianın tamammını veya önemli bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın borçlunun alacaklılarını ızrar kastını bildiği ve borçlunun da bu halde ızrar kastı ile hareket ettiğinin kabul olunacağı-