İstihkak iddiasının kabulü ile haczin kaldırılmasının, takibin durdurulmasının, alacaklının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesinin talep edildiği davada, takibe konu alacak miktarı hacizli malların değerinden az olduğundan avukatlık ücretinin takibe konu alacak miktarı üzerinden nispi hesap edilmesi gerektiği-
Mahkemece, HMK 115/2 maddesi uyarınca, davanın usulden reddine karar verilmiş ise de; gerekçede bahsedilen diğer davaların takip dosyası ile temyize konu dosyanın takip dosyası aynı olmasına rağmen, yapılan hacizlerin birbirinden farklı olduğu, temyize konu dosyada davanın konusu olan haczin 26.08.2011 tarihinde yapıldığı,bu nedenle ayrı bir davanın konusunu oluşturduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru olmadığı gibi, 6100 sayılı HMK'nun 115/2 maddesi uygulanmasına rağmen, usulden ret nedenlerinden hangisinin uygulandığının da gerekçede belirtilmemesinin hatalı olduğu-
Yokluğunda alınan haciz kararlarından haberdar edilmeyen, 103 davet kağıdı da tebliğ edilmeyen borçlunun istihkak iddiasına karşı tutumu belirlenemediğinden, davalı sıfatı ile davaya katılmasının sağlanması için, davacı 3.kişiye süre verilerek taraf teşkilinin sağlanması, tarafların tüm delillerinin toplanmasının ardından, işin esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği-
Üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasında takibe konu alacak miktarı, hacizli malların değerinden az olduğundan avukatlık ücretinin takibe konu alacak miktarı üzerinden hesap edilmesi gerektiği-
İstihkak davalarına, İİK'nun 97/11 maddesi uyarınca, genel hükümler dairesinde ve basit yargılama usulüne göre bakılacağı, buna göre, alacak miktarı ile hacizli malın değerinden hangisi az ise, onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcının 1/4'ünün peşin olarak alınması gerekeceği, HMK'nun 320/1 maddesi ile basit yargılama usulüne tabi davalarda, mümkün olan hallerde taraflar duruşmaya davet edilmeden dosya üzerinden karar verilmesi olanağı getirildiği, anılan hükmün uygulanabilmesi için tarafların dilekçeleri ile ekinde sundukları delillerin karar verilmesi için yeterli olması, böylece iddia ve savunma haklarının kısıtlanmaması gerekeceği-
Üçüncü kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkin davanın esasına yönelik karar verildiğine göre, karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, istihkak davasına konu davacının ihtirazi kayıtla ödediği 42.416,00 TL üzerinden vekalet ücretinin hesap edilmesi gerekirken, davacı lehine daha az vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Borçlunun bilinen adresine, daha önceden çıkarılmış ve tebliğ edilemeden iade edilmiş bir tebligat olmadığından, söz konusu adres mernis adresi de olsa doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre işlem yapılamayacağı-
Davacının davalı hakkında takip konusu bir alacağı bulunmayıp diğer davacı adına kayıtlı taşınmazı üzerindeki hacizlerin kaldırılmasını amaçladığından, davacı tarafından açılan BK'nun 19.maddesine dayalı muvazaa nedeni ile iptal istemli davanın konusundan farklı bir hukuki sebebe dayanmakta olup bu uyuşmazlığın istihkak davası prosedürü içinde çözümlenmesi gerekeceği, bu davanın ise BK'nun 19.maddesine dayalı olarak genel mahkemelerde açılan dava ile birlikte görülmesinin mümkün olmadığı-
Öncelikle dava konusu vincin ticaret odasında kaydının bulunup bulunmadığı tespit edilerek, kayıtlı ise ilgili belgelerin temin edilmesi, 3. kişi tarafından sunulan faturanın mahcuzun ayırt edici özelliklerini içerip içermediği dikkate alınarak, 3.kişi şirketin ve vinci satan şirketin ticari defterleri de bilirkişi aracılığı ile incelenmek suretiyle çok yönlü bir araştırma ile bu doğrultuda elde edilen bilgilerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Takibin dayanağının 2 adet bono olduğu, bu takibe istinaden takip borçlularından eldeki davanın alacaklısına ödeme yapıldığı; bu bilgiler ışığında borcun doğum tarihinin bononun tanzim tarihi olduğu ve bu doğrultuda dava konusu mahcuzların davalı borçludan davacı 3. kişiye geçiş tarihi dikkate alındığında, yapılan bu satım işleminin borcun doğumundan sonraya tekabül ettiği; davalı borçlu babanın, aynı avluya açılan binada oturan 3. kişi konumundaki oğluna yapmış olduğu satışın muvazaalı olduğu; ve borcun doğumundan sonra yapılan satışın muvazaalı olduğu ve bu halin alacaklıların haklarını etkilemeyeceği dikkate alınarak 3. kişinin davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-