Mahkemece kaçak elektrik bedelinin hesaplanması amacıyla bilgisine başvurulan bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu tutanak tarihlerinde yürürlükte olan yönetmeliğe göre hesaplama yapılmadığı, yürürlükten kalkmış olan Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği hükümleri dikkate alınarak hesaplama yapıldığı, davacının sorumlu tutulabileceği elektrik bedelin Elektrik Piyasası Müşteri Hizmetleri Yönetmeliği hükümlerine göre hesaplanması gerektiğinden yetersiz bilirkişi raporu benimsenerek verilen kararın yasaya aykırı olduğu-
Sözleşmede davalı tarafından davacının bir kısım borçlarının ödendiği, bir kısmının da ödeneceğinin taahhüt edildiği belirtildiğinden buna ilişkin olarak tarafların iddiaları ve savunmaları ile gösterdikleri deliller değerlendirilerek davalı tarafından davacının hangi miktarda borçlarının ödendiği, davacının çalışarak ödediği kısım olup olmadığı hususlarında bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği-
Davacı vekili dilekçe ve açıklamalarında iptalini istediğini para cezası olarak belirtmiş olsa da , isteminin Sosyal Güvenlik Kurumu müfettişinin yaptığı asgari işçilik değerlendirmesi neticesi davalının re'sen tahakkuk ettirip, ihtirazi kayıtla davacı tarafından ödenen prim ve gecikme zammı toplamı olan miktara ilişkin iptal ve istirdat talebi olduğunun açık olması sebebiyle, taleple bağlılık ilkesi ve hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek idari para cezasına ilişkin iptal ve istirdat kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, öte yandan idari para cezasının iptaline/istirdadına yönelik olarak idare mahkemesine müracaat edilmesi gerekli olup, bu hususta iş mahkemesinin görevli olmadığı- Asgari işçilikle ilgili anlaşmazlıkların sağlıklı çözümü için kayıt ve defterler üzerinde inceleme yapılması, faturaların doğruluğunun ve niteliğinin belirlenmesi, inceleme konusu sektörün özelliklerine göre asgari işçilik oranı ve işçilik miktarının tespit edilmesi, bu konuların tetkiki özel ve teknik bilgiyi gerektirdiğinden; asgari işçiliği teknik usullerle saptamasını bilen bir hukukçu, serbest muhasebeci/mali müşavir bilirkişi ve asgari işçilik incelemesine konu iş konusunda bilgi sahibi bilirkişi olmak üzere üç kişilik bilirkişi heyetinden açıklayıcı ve denetime elverişli rapor alınması gerekeceği-
Davacı 3. kişi, "davalı-alacaklının, davalı borçlunun adresinde haczetmiş olduğu makinelerin müvekkili 3. kişi ile davalı borçlu arasında imzalanan 'ticari rehin sözleşmesi' ile rehnedildiğini, bu nedenle söz konusu malların ancak rehin hakkı ile kısıtlı olarak haczinin mümkün olduğunu, haciz ve muhafaza işlemi sırasında istihkaka konu makinelerin rehinli olduğu ve rehinle kısıtlı şekilde haczedildiğine ilişkin haciz zaptında herhangi bir tespitin yer almadığını" iddia ederek "haczedilen malların rehin hakkı ile kısıtlı olarak haczedilmiş sayılmasına karar verilmesini" talep ve dava etmiş olup, mahkemece, dava konusu menkullerin dosyada bulunan ticari işletme rehin sözleşmesinde belirtilen ve ticaret siciline kaydedilen mallar olup olmadığının belirlenmesi için alınan yetersiz bilirkişi raporu ile hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu- Mahkemece, yeni bir bilirkişiden görüş alınmak suretiyle, davalı alacaklının bilirkişi raporuna yönelik itirazları da dikkate alınarak, mahcuzlar ile ticari işletme rehni kapsamına giren menkullerin ayrıntılı şekilde karşılaştırması yapılarak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Feshin geçersizliği ve işe iadeye ilişkin davada, iki bilirkişi raporu birbiriyle tamamen çeliştiğinden, bu çelişkiler giderilmeksizin karar verilemeyeceği- Mahkemece öncelikle muvazaalı olduğu iddia olunan alt işverenler nezdinde davalı şirketten emekli olmasına rağmen çalışmaya devam eden ve dosya kapsamında isimleri belirli olan dört işçinin hizmet cetvelleri ile davalı şirketten özlük dosyaları getirtilip bilirkişi raporları arasındaki çelişkileri giderecek şekilde tercihen üniversitede öğretim üyesi ve uzman bilirkişilerden rapor alınarak karar verilmesi gerektiği-
Tenkis konusu hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olmadığından bilirkişi raporu alınması, düzenlenecek bilirkişi raporu ile net tereke hesabı üzerinden sabit tenkis oranı belirlenerek, bu sabit tenkis oranına göre tasarrufa konu malın bölünemeyeceğinin tespiti halinde, bu aşamadan sonra ise seçimlik hakkının kullanıldığı tarih itibariyle murisin davalıya temlik ettiği malın değeri, önceki bulunan sabit tenkis oranının paydasına bölünerek elde edilen rakam, davacı bakımından mahfuz hisseye tecavüz teşkil eden miktar dikkate alınmak suretiyle (başka bir deyişle, sabit tenkis oranının payı ile) nihayet tenkis hesabı yapılarak, davacı bakımından saklı payına tecavüz olup olmadığının belirlenmesi gerektiği-
Kök rapor ile hükme dayanak yapılan ek rapor arasında çelişki bulunmakta olup, mahkemece çelişki giderilmeden karar verilmesinin isabetsiz olduğu, bu durumda mahkemece, önceki bilirkişiler dışında konusunda uzman bilirkişi marifeti ile, yargılama sırasında alınan raporlar arasındaki çelişkileri de giderecek biçimde rapor alınarak davanın sonuçlandırılması gerektiği-
Menfi tespit davasında ileri sürülen mükerrerlik iddiasının çözümü için bankacılık işinden anlayan konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu pirinç ile ilgili firma tarafından üçüncü kişiye yapılan ciroya dayalı ticari ilişkinin gerçek olup olmadığının, ödeme, vb. hususlara da bakılarak, iki şirketin ticari defterleri üzerinde yaptırılacak bilirkişi incelemesi ile saptanıp sonucuna göre istihkak davasına ilişkin bir karar verilmesi gerektiği-
Kanalizasyon hizmetinden yararlanmayan kişi ve kurumlardan atıksu bedeli alınamayacağı- Atık su kulanım bedelinden, fiili kullanım yapan gerçek ve tüzel kişiler kullanım süre ve miktarı ile sorumlu olduğu- Mahkemece; konusunda uzman 3 kişilik bilirkişi heyeti ile mahallinde keşif yapılarak, davalı şirketin tesisinde kullandığı suyu, tankerler ile alıp su ihtiyacını bu şekilde karşıladığının anlaşılması karşısında, kullandığı bu suyu ne şekilde deşarj ettiği, davacının davalının işletmesinin bulunduğu bu bölgede, kanalizasyon tesisinin bulunup bulunmadığı, sonuç olarak davalı kullandığı suyu deşarj ederken, davacının sunduğu hizmetten faydalanıp faydalanmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra, davacının davalıya bu konuda bir hizmet sunmadığının anlaşılması karşısında, davacının talep edebilceği bir alacağının da bulunmadığı; davalının davacının deşarj hizmetinden faydalandığının anlaşılması durumunda ise, davacının tahakkuk ettirdiği bedelden davalının sorumlu olup olmadığının belirlenmesi, davalının sorumlu olduğunun tespiti halinde, davalı tarafından tüketilen normal ve kaçak atık su miktarı belirlenerek, davalının ödenmesi gereken atık su bedelinin ayrıca sözleşme ve yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması gerektiği- Kaçak atık su bedelinin hesaplama aşamaları ve hesap şekli açıklanmadan hazırlanan rapor doğrultusunda hüküm tesisi edilemeyeceği-