Muvazaa (TBK 19) hukuksal nedenine dayalı iptal davasına konu taşınmazın davalı üçüncü kişi tarafından da elden çıkarılması ve davacının tazminat talebinde bulunması halinde, davacının talebinin haksız fiil niteliğindeki eylem nedeniyle uğranılan zararın tazminini de kapsadığının kabulü ile bu doğrultuda değerlendirilme yapılması gerektiği-
Borçlunun kardeşi olan üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu- Üçüncü kişiden taşınmazı satın alan dördüncü kişi yönünden bir değerlendirme yapılmadan ondan satın alan beşinci kişi hakkında değerlendirme yapılamayacağı- Satışlar silsilesi içerisinde her bir davalı ve satış ile ilgili olarak İİK 277 vd.na göre iptal koşullarının değerlendirilmesi gerektiği- Dördüncü kişi yönünden iptal koşullarının bulunmaması halinde beşinci kişi hakkında değerlendirme yapılmadan, davalı üçüncü kişinin bedel ile sorumlu tutulması gerektiği- Dördüncü kişi yönünden iptal koşullarının bulunması halinde, beşinci kişi kötü niyetli kabul edildiğinden, beşinci kişiden bağımsız bölümleri satın alan kişilerin davaya dahili veya davanın bedele dönüştürüp dönüştürmeyeceği davacıya sorularak, bedele dönüşme halinde davalı beşinci kişi hakkında elinden çıkardığı tarihteki taşınmaz bedeli ile sorumlu olduğuna hükmedilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında, davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekeceği-
6183 Sayılı AATUHK’nun 24 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amacın, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamak olduğu- Bu davaların görülebilmesi için diğer dava koşulları yanında kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve yargılama boyunca da alacağın varlığının devam etmesinin gerekli olduğu- Davacının alacağının yargılama sırasında tamamen ödenmesi halinde 'konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına' karar verilmesi gerekeceği-
Davacı alacaklı ile borçlu arasında önceden başlayan alacak-borç ilişkisi olduğu, takibe konu çekin verilmesinden önce de davacının alacağı olduğu ve bu ödemeyi yapmadan yeni bir borç alarak vadeli olarak çeki verdiği, tasarrufun ise bu aşamada çek vadesinden 1 hafta önce gerçekleştiği anlaşıldığından, alacağın tasarruf tarihinden önce doğduğunun kabulü gerekeceği-
İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali, bunun kabul edilmemesi halinde ise TBK'nın 19. madde kapsamında muvazaa nedeniyle iptali istemine ilişkin davada, Davalı borçlunun taşınmazını borcun doğumundan sonra oğluna devrettiği, tapuda gösterilen bedel ile mahkemece belirlenen değeri arasında mislini aşan fark olduğu, başkaca bir ödemenin ispatlanmadığı, davalı üçüncü kişinin işlem tarihinde bu bedeli ödeyecek gelirinin olmadığı, davalılar arasındaki yakınlık nedeniyle  davalı üçüncü kişinin davalı-borçlunun durumunu ve amacını bilecek kişilerden olduğu, bu hali ile tasarrufun iptali şartlarının oluştuğu-
Davalı, "davacının kardeşi ile borçlu şirket yetkilisinin oğlunun arkadaş olduğunu, takip konusu alacağın gerçek bir alacak olmadığını, haciz tutanağının borçlu şirketin adresinde tutulmadığını ve sahte olarak düzenlendiğini, bu konudaki savcılık soruşturmasının ve İcra mahkemesine açtıkları davanın derdest olduğunu" belirterek "davanın reddini" savunmuşsa da, davanın kabulü ile dava konusu taşınmazın davalılar arasında satışına ilişkin tasarruf işleminin davacının icra dosyası üzerinden alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak iptaline, anılan taşınmaz üzerinde davacıya icra dosyası üzerinden alacak ve fer'ileri ile sınırlı olarak cebri icra yetkisi verilmesine ve iptali istenen tasarrufun, tasarruf tarihindeki rayiç bedeli,  takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan vekalet ücreti ve harcın tasarruf değeri üzerinden hesaplanması gerektiği-
Tasarrufun iptali davalarında davanın kabulüne karar verilmesi halinde alacaklının icra dosyasınındaki alacak ve ferilerini kapsayacak, aciz belgesi temin edilmiş ise bu belgedeki alacak miktarı ile sınırlı olarak tasarrufun iptali ile davacıya haciz ve satış yetkisi verilmesi icap eder. Dava konusu şey davalı üçüncü kişi tarafından dava dışı kimselere temlik edilmişse davacının, bu davalı hakkında davasını nakden tazmine dönüştürme veya  temlik alan kişiyi de davaya dahil etme imkanı bulunmaktadır. Yine nakden tazmin miktarı belirlenirken üçüncü kişi davalının eşyayı elinden çıkarttığı tarihteki rayiç değer nazara alınır.  Ayrıca nizalı şey borçlu adına hisseli olarak kayıtlı ise bu hisse miktarı nazara alınır. İşin esası incelenecekse; taraflar arasındaki tarihsiz miras payının taksimi sözleşmesi uyarınca mirasçılara verilen yerlerin tedavüllü tapu kayıtlarının getirtilmesi, sözleşmenin fiilen uygulanıp uygulanmadığının denetlenmesi, şayet sözleşme tatbik edilmiş ise mirasçıların miras hisselerine göre elde ettikleri şeyin hakkaniyete uygun olup olmadığının değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Şayet miras taksim mukavelesi infaz edilmemiş ise dosya kapsamı, taraflar arasındaki akrabalık derecesi, satım karşılığının usulünce ödenip ödenmediğini takdir ve değerlendirmesi ile gerekli kararın verilmesi icap eder. 
Davacı vekili dava dilekçesinde; alacağın, davalı borçlunun zimmet suçuna dayandığını, söz konusu eylemler sebebi ile davalı borçlu aleyhine soruşturmalar açıldığını, davalı borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını beyan etmiş olup davacının alacağına dayanak zimmet eylemi (davacının beyanına göre) iptali istenen tasarruftan önce olduğu anlaşılmakta ise de, ceza dosyası, iddianame ve davacı tarafından hazırlanan soruşturma dosyası birlikte incelenerek subut bulunan suçun doğum tarihi de belirlenerek davacı alacaklının alacağının doğum tarihinin belirlenmesi ve dosyanın öncelikle dava şartları yönünden incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Haciz sırasında hazır olmayan şikayetçi borçlunun, talimat icra müdürlüğünce düzenlenen "geçici aciz belgesi" hükmündeki haciz tutanağına ilişkin icra mahkemesinde şikayet yoluna başvurmada hukuki yararının olduğu- Bölge Adliye Mahkemesince, "aciz vesikası şartlarının oluşup oluşmadığının 'tasarrufun iptali' davasına bakan asliye hukuk mahkemesince çözümlenmesi gerektiği" sonucuna varılmasının isabetsiz olduğu-