Davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemi- Davacının davanın dayanağı olan senetleri, davalıya verilen ticari işin karşılığı ödenen para olduğunu, davalı borçlu tarafından talep edilen işin yerine getirilmediğini bu sebeple senetlerin icraya konu edildiği belirtilmişse de, .... yılında aktif ticareti bıraktığını beyan ettiği ve senetlerin bundan 5 sonra tanzim edildiği, davacının ticari defter ve belgelerini dosyaya ibraz edemediği ve alacağın dayanağı olan senetlerin gerçek bir alacağa dayalı olduğunun somut deliller ile ispat edilemediği-
Davalılar arasındaki tasarrufun iptali istemi- Dava konusu gayrımenkulün davalı borçlunun ticari işletmesi olması- Talimat dosyalarının dosya içerisine alınması, davacı alacaklı tarafından yapılan icra takipleri ile bağlantılı olup olmadıklarının ve aciz halinin değerlendirilmesi, haciz tutanakların aciz vesikası hükmünde olduğunun anlaşılması halinde esasa girilerek hüküm kurulması için kararın bozulması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasında, dava şartlarından birisinin de tasarrufta bulunan kişinin borçlu olması gereği olduğu- Gerçek bir borç yoksa alacak da söz konusu olamayacağından iptal davasının dinlenmesi mümkün olmayacağı- Borçlunun ve  temlikten önceki ilk alacaklının varsa ticari defterlerinin incelenmesi, takibin Aksaray'da başlatılma nedeni ve borcun kaynağının gerekirse tanık dinlenmesi suretiyle araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
İİK 277 vd.na dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemi- Davalı üçüncü kişinin "borçluyu tanıdığı, arkadaşı olduğu, onun zor durumda olması nedeniyle evinde bulunan paraları verdiğini" beyan etmesi karşısında, tanışıklık ispatlanıp İİK m. 280 şartları oluştuğu- Bononun her zaman düzenlenen ve istenilen tarihte vade konulmasınun mümkün olduğu, davalılar arasında bono tanzimi ve icra takip işlemlerinin davacının alacağını etkisiz hale bırakmaya yönelik muvazaalı olduğu-
İİK m. 277 vd. dayalı davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerektiği, bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği- İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılacağı, ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabileceği- Yapıldığı iddia edilen mirasın taksim sözleşmesi taraflar arasında her zaman düzenlenebilecek belgelerden olup işbu belge resmi nitelikte bir belge olmadığından tarafların varlığı iddia edilen sözleşmeyi muvazaalı şekilde boşanma ve katılma alacağı davasından önce mal kaçırma amacıyla tanzim edip etmedikleri yönündeki iddia yeterince ve usulünce araştırılmadan yazılı şekilde karar verilmesi yerinde görülmediği-
TBK 19'a dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemi- Davacının 10.06.2017 düzenlenme tarihli bono sebebi ile davalı/borçludan alacaklı olduğu, davalı/borçlunun, davalıların borçlunun akrabası olduğu (eniştesi, görümcesinin eşi) bu sebeple diğer davalıların, davalı/borçlunun mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi gereken kişilerden oldukları, davacının alacağının iptali istenen tasarrufların yapıldığı 06.10.2017 ve 08.12.2017 tarihlerinden önce doğmuş olduğu, dava konusu taşınmazın resmi satış senetlerinde yazan satış bedelleri ile mahkemece keşfen belirlenen tasarruf tarihleri itibariyle gerçek değerleri arasında misli fark bulunduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulü gerektiği- Takip konusu alacak mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın satış tarihindeki değerinden yüksek olduğundan, mahkemece, dava değerinin taşınmazın satış tarihindeki değeri üzerinden belirlenmesi gerektiği, taşınmazın dava tarihindeki değeri üzerinden harca hükmedilmesinin hatalı olduğu- 
6183 sayılı AATUHK m. 24 vd. gereğince açılmış tasarrufun iptali istemi- İptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olmasının tasarrufun iptali davasının ön koşullarından olduğu- Vergi borçlarının 01/2013-12/2013 vergi dönemine ilişkin olmakla birlikte vade tarihinin 30.04.2014 tarihi olduğu, 30.04.2014 tarihi itibariyle muaccel hale geldiği, tasarrufun ise 02.10.2012 tarihinde yapıldığı, bu itibarla iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olmasına ilişkin dava ön koşulunun gerçekleşmediği-
Tasarrufun iptali istemi- Borcun doğumu- Bilirkişi raporlarına göre temlik sözleşmesinin içeriğinin bu davadaki borç kaynağı olan çekler olmadığı, temlik sözleşmesindeki borcun, borçlunun borcu olarak şirket kayıtlarına geçtikten sonra bu çeklerin keşide edildiği bunun aksinin ise davacı tarafça ispatlanamadığı- Davanın ön şart yokluğundan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya  geçici  aciz belgesinin (İİK'nin 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK'nin 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. TBK'nin 19 muvazaa hukuksal nitelemesine dayalı davalarda ise 3. kişinin, danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Basit yargılama usulüne tabi olan İİK'nin 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali davası ile yazılı yargılama usulüne tabi olan TBK'nin 19. maddesine dayalı tasarrufun iptali davalarının birlikte görülemeyeceği dikkate alınarak Mahkemece davacıya davasını TBK'nin 19. maddesine mi yoksa İİK'nin 277 vd. maddelerine dayalı olarak mı açtığının açıklattırılması gerekirken Mahkemece her iki hukuksal nedene dayalı olarak hüküm kurulmasının isabetli olmadığı anlaşılmaktadır. Taraf teşkiline ilişkin usuli eksikliğin giderilmesi ve davanın hangi hukuksal nedene dayalı olarak açıldığının belirlenmesinden sonra, davanın dayanağı olan takipteki borcun ödendiği bildirildiğinden, davanın dayanağı olan icra takip dosyası getirtilerek dosya borcunun ödenip ödenmediğinin, ödendi ise ne zaman ödendiğinin açıklığa kavuşturulması ve takibe konu borcun dava sırasında ödenmiş olması halinde davanın konusuz kalacağı gözetilerek tarafların haklılık durumlarının değerlendirilmesinde  zorunluluk bulunmaktadır.
Uygulamada yakında mallarına haciz konulması ihtimali bulunan ya da iflas etmek üzere olan borçluların, alacaklılarından kaçırmaya yönelik bir takım faaliyetlerde bulunarak onları zarara uğrattıklarına sıklıkla rastlanılmaktadır. Bu durumu göz onunde bulunduran kanun koyucu, tasarrufun iptali davasını düzenlemek suretiyle (İİK m. 277-284), borçlunun, hacizden veya iflasından önceki bir tarihte malvarlığına dahil bazı değerleri hukuken geçerli bir takım tasarrufi işlemlerle malvarlığı dışına çıkarmış olması halinde, aciz vesikası sahibi alacaklıyı ve iflas halinde iflas alacaklılarını korumak maksadıyla tasarrufi işlem konusu malların, belirli şartlar altında tekrar alacaklının cebri icra sahası icine çekilebilmesine veya iflas masasına alınabilmesine imkan tanımıştır. İİK'nın 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin bulunması gerekmektedir. Miras taksim sözleşmesine konu edilen taşınmazlar itibariyle,  ilk derece mahkemesince yapılan bilirkişi incelemesine göre davalı (H.A)'ya isabet eden kısım yönünden denklik olmadığı anlaşılmıştır. Bu hali ile, takibe ilişkin borç ve ferileri ile sınırlı olarak tasarrufun iptaline ve cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.