Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, dava konusu borcun, davacı ile davalı borçlu arasında imzalanan 22.08.2014 tarihli kredi sözleşmesine dayalı olmasına, tasarrufun borçtan sonra yapılmış olduğunun anlaşılmasına, davalı (T)'nin davalı borçlunun annesi olarak, borçlunun durumunu bilen veya bilmesi gereken kişi olduğu ve davalılar arasında inançlı işlem yapıldığının da ispat edilememiş olmasına göre davalı (T) vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olduğu-
Davanın dayanağı olan takibin ilamlı takip olduğunun, alacağın dayanağı olan mahkeme kararının da Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmiş olduğunun, davalı ...........'ın davalı borçlunun oğlu olduğunun, davalı ...........'ın davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun anlaşılmasına göre davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Davacının 02.01.2012 tarihli senede dayalı olarak icra takibi başlatmış olduğu, verilen kesin süre içerisinde, takip dayanağı senedin düzenlenmesini gerektiren hukuki ilişki ile ilgili sunduğu sözleşmenin tarihinin de 02.01.2012 tarihi olduğunun belirlendiği, öncesine dayalı bir hukuki ilişkinin ispat edilemediğinden taraflar arasındaki borcun doğum tarihinin 02.01.2012 olarak kabul edilmesi gerekeceği- Dava konusu edilen 9 nolu bağımsız bölüm ile ilgili davalı yüklenici şirket ile davalı arasında 29.09.2008, 10 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak da davalı arasında 25.04.2009 tarihinde akdedilen 9 nolu bağımsız bölüm ile ilgili davalı yüklenici şirket ile davalı arasında 29.09.2008, 10 nolu bağımsız bölümle ilgili olarak da davalı arasında 25.04.2009 tarihinde düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi yapıldığı, davalı-alıcıların edimini ifa edip yüklenicinin inşaatı ve oturma ruhsatını alınmasını geciktirmesi nedeniyle tapu devrinin 19.03.2013 ve 25.06.2013 tarihlerinde yapılabildiği anlaşıldığından, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması şartının gerçekleşmediğinin kabulü gerekeceği-
Öncelikle, borcun satış işleminden önce doğmuş olduğunun davacı alacaklı tarafından ispatlanması gerekeceği, mahkemece, davacıdan borcun hangi tarihte doğduğuna ilişkin açıklama ve delilleri istenerek, bu yönde yapacağı araştırma sonucunda, borcun muvazaalı işlemden sonra doğduğunun anlaşılması halinde, davanın ön koşul yokluğundan reddine, aksi durumda yani borcun önceden doğduğunun ispatlanması halinde ise, kabul kararı verilen 918 ada 8 parsel ve 1801 ada 1 parselle ilgili olarak ihalede satıldığı iddia edildiğinden, bu hususun da araştırılarak, konusuz kalıp kalmadığına göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu fabrika binası ve depolarını, tapuda satın almadan yaklaşık 2 ay öncesinden başlamak üzere, teminat dahi almadan davalı üçüncü kişiye ödemeler yapmasının yaşam deneyimlerine uygun olmadığı gibi yapılan her iki satışın da mal kaçırma amacı ile yapıldığı-
Davacının davalı borçlu şirketten senedin tanzim edildiği belirtilen tarih itibariyle 6.813,11 TL alacağı olduğunun tespit edildiği, bakiye alacak iddiasının ise ispatlanamadığı, yani davacının bakiye alacağının gerçek olmadığı gerekçesiyle davacının fazlaya ilişkin isteminin reddedildiği anlaşılmış olup, bu durumda davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi halinde davalılar yararına maktu vekalet ücreti takdiri gerekirken, nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil bozma nedeni ise de, bu yanılgının giderilmesinin yargılamanın tekrarını gerektirecek nitelikte görülmediği-
Davalı .. Limited Şirketi vekili, müvekkilinin davalı borçlu şirketten ...alacaklı olduğunu bu durumun ticari defterlerinde de işli olduğunu beyan etmiş olup dava konusu yağ devri tarihinde davalı üçüncü kişinin davalı borçludan herhangi bir alacağı olup olmadığının davalıların ticari defterleri incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Tasarrufun iptali davasında takibin kesinleşmesi ve borçlunun aciz halinin varlığının ispatı için HMK 115/2 maddesi gereğince gerekli süre verilmesi, bu eksikliklerin giderilmesinden sonra diğer dava koşullarının da değerlendirilmesi gerektiği-
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinde, müteahhit veya yüklenicinin, sadece sözleşme kapsamında arsa sahibine devredilmesi gereken bağımsız bölümleri devretmekle borcundan kurtulmuş olmayacağı, müteahidin borcundan tümüyle kurtulabilmesi için arsa üzerinde inşa edilen yapıya ait tüm bağımsız bölümleri mimari projeye uygun bitirip arsa sahibine teslim etmesi gerekeceği- Davalı borçlu firma tarafından KKİS kapsamında devir alınan taşınmaz üzerinde henüz bir inşaatın başlamadığı, bu kapsamda KKİS'nin özelliği gereğince davalı borçlu şirketin kendi üzerindeki inşaatı yapma edimini yerine getirmediği dolayısı ile taşınmazın mülkiyetinin henüz davalı borçlu firmaya geçmediği, dolayısıyla davalı borçlu tarafından taşınmaz üzerinde tasarruf etme imkanının bulunmadığı anlaşıldığından davalı borçlu firma tarafından yapılan tasarrufun da gerçek bir devir olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-