Davaya konu iki taşınmazın havalimanı yapım çalışmaları sebebiyle kamulaştırıldığı, devlet hazinesine dahil olduğu, açılmadan evvel 2 taşınmaz bakımından konusuz kaldığı anlaşıldığından bu parsellerle ilgili karar verilmesine yer olmadığına, diğer parsellerle ilgili olarak davalıların kayınpeder -damat oldukları üçüncü kişinin borçlunun mali durumunu ve mal kaçırma amacını bildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği- Davalıların haksız olmaları nedeni ile lehe vekalet, açık istinaf olmaması nedeni ile maktu vekalet ücreti taleplerinin yerinde olmadığı-
Alacak hakkının hukuki ilişkinin kurulduğu veya hukuki olayın meydana geldiği anda, talep hakkının ise borcun muaccel olduğu anda doğacağı- Tasarrufun iptali davalarında borcun tasarruf tarihinden önce muaccel olmasının değil, tasarruf tarihinden önce doğmuş olmasının arandığı- Alacağın dayanağını kötü niyet tazminatının, kötü niyetli takip sebebiyle ortaya çıkan yasadan kaynaklı zarara ilişkin olduğu ve borcun doğum tarihinin tarihi takip tarihi olduğu- Kavramlar karıştırılarak kararın kesinleşme tarihinden sonra yapılan tasarrufun iptal edilemeyeceğine ilişkin yorumun hatalı olduğu, davanın esasına girilmesi gerektiği-
Davalı borçlunun aciz halinin olmadığı gerekçesi ile tasarrufun iptali davasının usulden reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Taşınmazların devir tarihi itibariyle belirlenen bedelleri ile davalıların bankası vasıtasıyla yapmış oldukları ödemelerde fahiş fiyat farkının bulunmadığı, davalının ortağı olduğu şirket ile dava dışı borçlu şirketin farklı illerde bulundukları aralarında ticari ilişkinin tespit edilemediği, bu nedenle mali durumlarını bilebilecek kişilerden olmadığı gerekçesi ile diğer davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Senette imzası bulunan herkesin, hamile karşı müteselsilen sorumlu olduğu, ciro sıralamasının incelenmesinde; davacının yetkili hamil olduğu, takip dayanağı çekin yasal sürede bankaya ibraz edildiği ve ciro silsilesinde kopukluk bulunmadığı, yetkili hamil olan alacaklı davacının kendisinden önceki cirantalara müracaat hakkı mevcut olup, ciranta hakkında da takip yapmasında yasaya bir aykırılık bulunmadığı, ancak takibe konu çeklerin, ...2018 tarihlerinde keşide edildiği, tasarruf tarihinin i...2017 olduğu, buna göre tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olduğu, alacaklı davacı ile borçlu davalının çekin keşide tarihinden önceki tarihlerde herhangi bir hukuki veya ticari ilişkiye girdiğinin iddia edilmediği, buna göre davanın ön koşul yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesinin doğru olduğu, ancak dava; dava koşulu gerçekleşmediğinden reddedildiğinden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Gerek öğretide gerekse yargı kararlarında tasarrufun iptali davası açılabilmesi icin borç ödemeden aciz belgesinin ibraz edilmesi gerektiği ve aciz belgesinin özel bir dava şartı olduğu kabul edilmektedir. İptal davası açılabilmesi icin alacaklının alacağını kısmen veya tamamen alamamış olması gerekir. Borçlunun haczedilebilecek veya haczedilmiş malları var ve bunların bedeli alacaklının alacağını ödemeye yetmekte ise, alacaklının, borçlunun üçüncü kişilerle yapmış olduğu tasarrufların iptalini dava etmekte hiçbir hukuki yararı yoktur. Alacaklı bunu ancak aciz belgesi ile ispat edebilir; işte bu nedenle, aciz belgesi, iptal davası icin özel bir dava şartıdır ve mahkeme, davacının aciz belgesine sahip olup olmadığını kendiliğinden gözetir. Belirtmek gerekir ki, iptali davası açısından dava şartı olduğu kabul edilen aciz belgesinin alınmış olması tek başına yeterli olmayıp; halen geçerliliğini de yitirmemiş olması gerekir. Bu itibarla, aciz belgesi icra mahkemesi tarafından iptal edilmişse veya ödeme emri iptal edilerek haciz kaldırılmışsa, aciz belgesi geçersiz hale geleceğinden iptal davasının acılması için gerekli bir şart gerçekleşmemiş olur. Alacaklının iptal davası açarken ibraz etmek zorunda olduğu aciz belgesi, kesin ya da geçici olabilir. Kesin aciz belgesi icra takibi sonunda verilir (İİK m.143). İcra takibi sonunda verilen kesin aciz belgesinden (İİK m. 143) başka, borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığını tespit eden haciz tutanağı da aciz belgesi hükmündedir (İİK m. 105, I) ve alacaklı, böyle bir haciz tutanağı ile de iptal davası açabilir (İİK m. 277/1). Ancak bunun icin haciz tutanağında, borçlunun haczedilebilir hiçbir malının bulunmadığının açıkça yazılı olması gerekir. Haciz tutanağının geçici aciz belgesi sayılabilmesi icin üç şartın gercekleşmiş olması gerekir: - Birincisi, haciz tutanağı kesin hacze ilişkin olmalıdır (Geçici veya kesin aciz belgesine ilişkin İİK m. 102/son, m. 105/2 ve m. 143’te sözü edilen haciz “geçici haciz” (İİK m. 69/1) veya “ihtiyati haciz” olmayıp, kesin hacizdir. İhtiyati haciz tutanağı (İİK m. 262), yalnız başına aciz belgesi niteliğinde değildir. Çünkü alacaklı, yedi gün icinde takip yapmaz veya dava açmaz ise ihtiyati haciz hükümsüz kalır (İİK m. 264, I, IV). Bu nedenle, alacaklı, ihtiyati haciz tutanağı ile iptal davası açamaz.) -İkincisi, icra memurunun takdirine göre haczi kabil malların alacağı karşılamayacağı anlaşılmış olmalıdır. - Üçüncüsü, icra memurunun kıymet takdiri kesinleşmiş olmalıdır. Alacaklı, böyle bir haciz tutanağı ile de iptal davası acabilir (İİK m. 105, II; m. 277/1). Buna karşılık, haciz tutanağında borçlunun haczedilen mallarından başka mallarının bulunmadığı yazılı değilse veya borçlunun haczedilen mallarının takdir edilen kıymetine göre takip konusu alacağı karşılamayacağı anlaşılmamaktaysa, böyle bir haciz tutanağı geçici aciz belgesi niteliğinde değildir ve alacaklı, böyle bir haciz tutanağı ile iptal davası açamaz ve haciz tutanağının geçerli olabilmesi için de borçlunun haciz yapılan adres ile bağlantısının kesilmememiş olması gerekir.
"Cezai şarttan kaynaklanacak bir alacak olup olmadığının tespitinin ancak bir yargı kararı ile veya tarafların yapacakları ikrarı içeren bir protokol ile mümkün olduğu, bir yargı kararı veya kabul olmadan ortada bir cezai şart alacağından bahsedilemeyeceği, alacağa ilişkin davanın açılmasından sonra tasarruf gerçekleştiğinden iptal davasının da reddi gerektiğine" ilişkin kararın isabetli olmadığı- İlgili mahkeme ilamları gözetildiğinde, davacının cezai şart alacağının tasarruftan önce doğduğu- Dava konusu gayrımenkulün akaryakıt istasyonu olması sebebi ile İİK madde 280/3 gereğince iptale tabi bulunduğu, bu maddede belirtilen karinenin aksinin ispat edilememiş olduğu, davalı şirketin hissedarlarının, davalı borçlunun eski ortaklarından dava dışı bir kişinin çocukları olduğu-
Her davanın, açıldığı tarihteki fiili ve hukuki sebeplere göre hükme bağlanacağı- Somut olay incelendiğinde; dava tarihinde davacının alacağını tahsil imkânı olup olmadığı netleşmediğinden dava tarihinde davacının bu davayı açmakta haksız olduğu söylenemeyeceği gibi neticeten borçların istihkaktan ve kısmi temlikten karşılanmasının da tasarrufun iptali davasının açılma tarihindeki haklılık durumunu değiştirmeyeceği- Dava tarihinin 23.06.2016 yerine hatalı olarak 22.09.2016 yazılması ve borçlu adresinde yapılan 21.06.2016 tarihli haciz yerine sehven borçlu adresinde yapılmayan 13.07.2016 tutanağın yazılmasının ise sonuca etkili olmadığı-
Davalılar arasındaki takibin muvazaalı olduğu iddiasına dayalı tasarrufun iptali davası- İİK m. 277 vd. gereğince açılan davadaki ilk talebin reddine karar verilerek terditli talep olan TBK m. 19. uyarınca muvazaa olgusunun incelendiği- Davalının borçluya ait fırını işlettiği ve fırında ekmekleri dağıttığı, borcun kaynağını ispat edilememiş olması kaşsısında, davalılar arasındaki takibin, davalı ile davacı arasındaki husumet sebebi ile davalı borçlu aleyhine verilen tazminat davasının kesinleşmeden hemen önce başlatılmış olması karşısında, davalılar arasında yapılan icra dosyasındaki kambiyo senedi ile ilgili takibin, dava konusu icra dosyasındaki alacak ve ferileriyle sınırlı olarak iptaline, icra takip dosyasından dosyasından davalıya yapılan ödemelerin tahsili ile davacıya (takip konusu alacak ve fer'ileriyle sınırlı olarak) ödenmesine" dair verilen kararın isabetli olduğu-
Davacı tarafından takip konusu alacağın varlığına dayanak ibraz edilen faturaların davalı borçlu tarafından tahsil edildiğine dair belge ibraz edilmediği, fatura bedellerinin takip dayanağı bono bedeli ile örtüşmediği, davalı borçlunun 'davacıdan borç aldığını' bildirdiği, fatura bedellerinin tahsiline ilişkin herhangi beyanının bulunmadığı, davalı borçlunun 'davacı tarafın ibraz ettiği fatura bedellerinin kendisi tarafından alındığı, ayrıca davacının takılarına karşılık takip konusu bonoyu verdiğine' ilişkin beyanlarının dava aşamalarındaki beyanları ile çelişkili olduğu, davacı ve davalı borçlu arasında alacak borç ilişkisine ilişkin delil olmadığı, boşanmadan sonra davacı ile borçlunun birlikte yaşamaya devam ettiğinin anlaşıldığı, mahkemece davalı borçlunun beyanlarına itibar edilmeyerek davacının takip dayanağı bono nedeniyle davalı borçludan alacaklı olduğunun ispat edilemediği kanaatiyle tasarrufun iptali davasının dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu-
Şikâyetçi borçlu ...’nin takip tarihinden önce maliki olduğu taşınmazını ......’a satışı nedeniyle alacaklı tarafından açılan tasarruf iptal davasının davanın görüldüğü sırada tekrar borçlu ...’nin mülkiyetine geçmesi durumunda, tasarrufun iptal davası içeriğine göre borçlunun taşınmazı mesken olarak kullanma iradesinden vazgeçmediği göz önüne alınarak, şikayetçinin daha önce mülkiyetinde bulunan taşınmazı satıp, sonrasında tekrar tapuda maliki olması, bu taşınmazına konulan hacizler yönünden meskeniyet şikayetinde bulunmasına engel olur mu?
