Tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile davacı tarafın gerçek bir alacağı olduğunu ispat edemediği, 8 milyona yakın bir alacağın faturasız ve kayıtsız olarak düzenlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu gerekçesi ile verilen "davanın reddine" ilişkin kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-
Muvazaalı işlemin iptali için salt bedel farkı yeterli olmayıp işlemin iki tarafının da fikir birliği içinde olması gerekeceği- Dava konusu taşınmaz davalı 3.kişi şirket tarafından davalı 4.kişiye devredilirken, şirket yetkilisi ..........'e, davalı borçlu ...............'ün vekillik etmiş olduğu anlaşılmış ise de, sadece dava konusu taşınmazın devri için verilmiş olan bu vekaletname davalı 3.ve 4. kişilerin borçlunun mal kaçırma kastını bildiğini göstermeyecek olup, dosya içeriğinden davalı borçlu ile üçüncü ve dördüncü kişinin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğunun da ispat edilemediği, bu halde Bölge Adliye Mahkemesince, üçüncü ve dördüncü kişinin kötüniyeti ispatlanamadığından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davalılar arasındaki devirlere ilişkin yönetim kararı alındıktan sonra noter onayı yapılıp ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, son yayın tarihinden (14.12.2020) bir gün sonra yani 15.12.2020 tarihinde noter onayı ve ilan süreci olmaksızın sadece pay defteri üzerinden davalı ............. adına hisselerin devrinin yapıldığı, tarafların alt soy-üst soy oldukları ve pay defteri üzerindeki işlemlerin adi yazılı nitelikte olduğu, anonim şirketlerde zorunlu olmamakla birlikte bir önceki devir sürecinin bu devir sürecinde aynen uygulanmadığı gibi bir gün sonra yapılan hisse devirlerinin gerçekliğinin ispatlanamadığı (hisse bedelleri vs...), davanın 20.01.2021 tarihinde açıldığı, son ilanın 14.12.2020 yapıldığı 15.12.2020 tarihli hisse devirlerinin yayımlanmaması sebebiyle üçüncü kişilere karşı bir gün sonra yapılan devirlerin ileri sürülmesinin hakkaniyete uygun olmadığı, dolayısıyla davalıların dava açılmasına sebebiyet verdikleri gerekçesiyle hisselerin talep sonucu gibi davalı ............... adına kaydı yapıldığından davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve yargılama sürecince davalıların yapılan devirlerin gerçek devirler olduğunu gösterir nitelikte deliller ibraz edememeleri sebebiyle yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalılar aleyhine hükmedilmesine karar verilmesinin yerinde olduğu-
Bir davanın hem usulden hem de esastan reddine karar verilemeyeceği; mahkemece "aciz vesikası niteliğinde belge sunulmadığı" belirtilmiş ise de , dosya içerisinde yer alan ve davalı borçlunun bilinen adreslerinde tutulan 21.05.2012 ve 26.06.2012 tarihli haciz tutanaklarının İİK'nın 105. maddesi kapsamında geçici aciz vesikası hükmünde olduğu görüldüğünden bu gerekçenin yerinde olmadığı, öte yandan "davalı 3. kişi tarafından" alacağın gerçek bir alacak olmadığı, borçlu ile alacaklı arasında danışıklı işlemler bulunduğu iddia edilmiş olduğundan bu durumda alacağın gerçek bir alacak olup olmadığı, takibin kesinleşme şekli, tarafların ekonomik durumları göz önüne alınarak yaptıkları işe göre takibe konan senetler ile ilgili olarak delilleri sorularak gerektiğinde ticari defter incelemesi de yapılarak alacağın gerçek olup olmadığı irdelenerek sonuca gidilmesi gerekeceği-
Davacının borcun 'tasarruf tarihinden önce doğduğunu' ispatlayamaması halinde, "davanın reddine" karar verilmesi gerekeceği-
Davalıların 5.300.346,15 TL gibi yüksek meblağa ulaşan temlik alacağı için aralarındaki hukuki ilişkiyi açıklayamadığı, davalılardan temlik alacaklısı olan ............'in 5.300.346,15 TL'lik alacağının nereden kaynaklandığına ilişkin belgeleri sunmadığı, 5.300.346,15 TL'nin nakden ödendiğine ilişkin varsa banka dekontu vb. belgenin sunulması gerektiği, davalı ............'un ........ Ltd. Şti. nin ortağı olduğunun, diğer davalı temlik alacaklısının büyük otellerin hakim hissedarı olduğunun davalı ............. vekilince belirtildiği nazara alındığında, temliğe dayalı alacağın şirket veya davalıların defter belge ve kayıtlarında yer alması gerektiği, davalıların bu hususları ortaya koyamadığı, davalıların para transferine ilişkin her hangi bir delil sunmadıkları, davalıların temliknameye esas hukuki ilişkiyi açıklayıp ispat etmedikleri gibi söz konusu tutarda bir paranın elden transferinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, yine ekonomik olarak sıkıntıda bulunan davalı ...........'un 5.300.346,15 TL gibi bir tutarı temlik etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu kapsamda davalıların davacının alacağına ulaşmasını engellemek için birlikte hareket ettikleri ve dava konusu temliknamenin muvazaalı olduğu, davalılar arasında gerçek bir alacak borç ilişkisi bulunmadığı, gerçek bir alacak-borç ilişkisini davalıların ispatlayamadığı gerekçeleri ile davanın kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
"Borçlunun muvazaalı olarak eşinden boşanarak boşanma sırasında imzalanan protokol ile davalı eşine ait taşınmazlardaki 1/2 oranındaki katkı payı alacağı ve değer artışı payı alacaklarından feragat ettiği, amacın alacaklılarından mal kaçırmaya yönelik olduğu" belirtilerek tasarrufun iptali davası açılabileceği- Somut olayda, davalılar "dava konusu taşınmazın davalının kişisel malı olduğunu, zira bedelinin dava dışı eniştesi tarafından kendisine karşılıksız olarak gönderilen parayla satın aldığını", davacı ise "bu bedelin ivazlı olarak verildiğini" iddia etmekte olup söz konusu paranın davalı üçüncü kişiye karşılıksız olarak verilmesi halinde taşınmaz üçüncü kişinin kişisel malı sayılacağından borçlunun bir hak talebi söz konusu olmayacağı; aksi halde edinilmiş mal olarak kabul edilip, borçlunun talep hakkı varlığının ortaya konulacağı-
Ara karar ile tasarrufun iptali davasının davalısının malvarlığı üzerine dava değeri kadar ihtiyati haciz konulduğu ve bu kararın icra takip dosyasından infaz edildiği uyuşmazlıkta, şikayetçinin "ihtiyati haczin taşkın şekilde uygulandığını" da ileri sürerek "teminatsız veya uygun görülecek teminat karşılığında mal varlığı üzerindeki ihtiyati hacizlerin kaldırılmasına" ilişkin isteminin tasarrufun iptali davasının yargılamasında görevli olan ve tedbir kararını veren asliye hukuk mahkemesince incelenmesi gerektiği, bu konuda icra mahkemesinin görevli olmadığı-
Somut olayda; davacının alacağının 15.03.2015 tanzim tarihli ve 15.04.2015 vadeli 250.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olduğu, bonoyu imzalayanın davalı borçluların mirasçısı olan ................ olduğu, ...............'ın vefat etmesi sebebi ile davalı borçlular aleyhine ............... İcra Müdürlüğü'nün ................ E sayılı icra dosyası ile takip yapıldığının anlaşıldığı, davalı .......... ve ............ tarafından davanın dayanağı olan senetteki imzanın muris babalarına ait olmadığı iddiası ile ............... İcra Hukuk Mahkemesinin ............ E sayılı dosyasından imzaya itiraz davası açılması sebebi ile imzaya itiraz davası sonucu bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Takip talebinde borç kaynağı olarak dava dışı alacaklının kızkardeşi adına banka hesap özeti sunulduğu, bu belgeye göre anılan şahıs hesabından ...tarihinde 160.000,00 TL çektiği, davacının bu çekilen paranın davalı borçluya verildiğini belirttiği ve ... tarihli .. tarafından borçlunun hesabına fındık bedeli açıklaması ile yatırıldığına ilişkin banka dekontu sunulduğu- Borçlu takip talebindeki borca veya borç kaynağına ilişkin olarak herhangi bir itiraz ileri sürmediğinden, bu halde davacının alacağının tasarruflardan önce doğduğunun kabulü gerektiği-
