Tasarrufun iptali davasının, "ticari dava" olarak değerlendirilemeyeceği ve bu davalarda arabulucuya başvurunun "dava şartı" olarak kabul edilemeyeceği (Konya BAM 3. HD. kararı)-
Tasarrufun iptali davalarında, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması gerektiği- Tasarruflar takibe konu çeklerin tarihlerinden sonra gerçekleşmişse de, davacı alacaklı borcun çek tarihinden önce doğduğuna ilişkin olarak faturalar sunduğundan, mahkemece, tacir olan davacı alacaklı ve borçlunun ticari defterleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığı ile inceleme yapılarak takip konusu bonoya dayalı alacağın doğum tarihi tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği- Davanın ön koşul yokluğundan reddi halinde, davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Borçlunun hisseli taşınmazına belediye tarafından kamulaştırma bedeli mahsup edilmek şartıyla Kentsel Dönüşüm Projesi kapsamında 1 konut verildiği, ayrıca davalının babasından kalan miras hisselerini olduğu, borçlunun adına kayıtlı taşınmazların kıymet takdirleri yapılmadığından aciz hali sabit olmadığı anlaşıldığından, mahkemece taşınmazların kayıtları getirtilerek bilirkişi aracılığı ile kıymet takdirlerinin yapılarak, davalı borçlunun aciz halinin değerlendirilmesi gerektiği- Kararda sadece "tasarrufun iptaline" hükmedilmesinin hatalı olduğu-
Davalı borçlunun, adı geçen şirketteki hisselerini, hisse devir sözleşmeleri ile diğer davalılara devrine ilişkin tasarrufun iptaline, davacı tarafa belirtilen hisseler üzerinde icra dosyasındaki asıl alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere cebri icra yetkisi tanınmasına karar verilmesinin yerinde olduğu-
Tasarrufun iptali davasında mahkemece, uzman bir bilirkişiden davalı borçlu adına kayıtlı taşınmazların kıymet takdirlerinin yaptırılıp kıymet takdirlerinin belirlenerek, öncelikle dava şartı olan borçlunun aciz durumunun belirlenmesi gerektiği-
Davacı alacaklı  eBK 18 vd. hükümlerine dayandığından davanın bu kapsamda değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece davanın beş yıllık hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- 'Dava dava dilekçesinde yazılı vakıalar ve talep sonucu dikkate alındığında, davanın İİK hükümlerine dayalı olarak açılan tasarruf iptali davası olduğu ve  tasarruf tarihinden itibaren 5 yıllık süre geçtikten sonra açılan davanın hak düşürücü süre geçmesi nedeniyle reddine karar verilmesi yönündeki direnme kararının isabetli olduğu' şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca kabul görmediği-
Davalı borçlu ile arsa sahibi davalı üçüncü kişi arasında kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapıldığı ve davalı borçlunun müteahhit olarak inşaatı tamamlaması halinde kendisine düşen dairelerin olduğu, arsa sahibi davalı üçüncü kişinin yaptırdığı tespitte inşaatın %66 oranında bittiği belirlendiği ihtilafsız olduğundan, mahkemece bilirkişiden alınacak rapor ile davalı borçlunun inşaatı % 66 oranında iş yaparak arsaya harcama yapması sözleşme hükümlerine göre değerlendirilerek, diğer davalılara yapılan tasarrufların iptale tabi olup olmadığı tartışılarak sonucunda üçüncü kişiler taşınmazı elinden çıkarmış iseler bu durumda da davanın bedele dönüşüp dönüşmeyeceğinin değerlendirilmesi gerektiği-
TBK. mad. 19 uyarınca muvazaalı muvazaalı işlemin iptaline karar verilebilmesi için sadece bedel farkının yeterli olmadığı- İşlemin iki tarafınında fikir birliği içinde olması gerektiği- Davalı borçlu ve üçüncü kişilerin birbirlerini tanıdıkları veya yakınlıklarının olduğu iddia ve ispat edilemediğinden, mahkemece, üçüncü kişilerin kötüniyeti ispatlanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
İpoteğin paraya çevrilmesi yolu başlatılan takip dosyasında alınmış bir rehin açığı belgesi ve buna dayalı olarak başlatılan yeni bir takip olmadığı ve diğer icra dosyasından ise haciz tutanağı veya geçici aciz belgesi sunulmadığından borçlunun aciz hali yokluğundan, tasarrufun iptali davasının ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği- Davacının talepleri arasında yer verilen diğer parseller yönünden de olumlu ve olumsuz bir karar verilmesi gerektiği- Mahkemece dava konusu bir kısım taşınmazlar yönünden dava ön koşulu yokluğundan red kararı verildiğinden maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, bu husus dikkate alınmadan tek ve nisbi vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalı borçlu ile davacı banka arasında 30/06/2008,12/04/2010 ve 2/04/2011 tarihli sözleşmeler imzalandığı, borç genel kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihte doğmuş sayılacağından,buna göre taraflar arasındaki borç ilişkisinin iptali istenen tasarruf tarihinden önce doğduğu-