Kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine karşı borçluların icra mahkemesine yaptıkları başvuruda; takipte borçlu olarak yer alanın yasal mirasçıları olduklarını ancak mirası reddettiklerini ve ret kararının da kesinleştiğini ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettikleri ve istemin kabulü ile takibin şikayetçiler yönünden iptali ile birlikte alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedildiği- Somut olayda; alacaklının, her aşamada davanın husumet nedeniyle reddini talep ettiği, borçlular tarafından yapılan mirasın reddi başvuruları neticesinde kesinleşen ret kararlarının şikayete konu takipten sonra olup alacaklı tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını belirterek vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmaması gerektiğini beyan ettiği- Şikayet yoluna başvurulmasında alacaklıya atfedilebilecek bir kusur bulunmadığı ve alacaklı tarafından aşamalarda pasif husumet yokluğu nedeniyle istemin reddi gerektiğinin ileri sürüldüğü göz ardı edilerek, alacaklı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-
Davalının müvekkilleri hakkında kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlattığını, ciro silsilesinin düzgün olmaması sebebiyle davalının hak sahibi olmadığını, müvekkillerinin herhangi bir borçlarının bulunmadığını ileri sürerek, davalıya borçlu olmadıklarının tespitine ve % 20 oranında kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ettiği davada -
Yabancı uyruklu borçluya T.K.'nun 21/2. maddesine göre tebligat yapılamayacağı-
Takibin iptali istemli uyuşmazlıkta, temyiz kesinlik sınırının takip talebinde asıl alacak miktarına göre belirleneceği-
Borçlu kooperatifin, çift imza ile temsil edildiği, senetlerde borçlu adına atılı 2. imzaların kooperatif yetkililerine ait olmadığı, dayanak bonoların bedellerinden borçlu kooperatifin sorumlu olmadığı iddiasının İİK’nun 169/a maddesinde düzenlenen borca itiraz niteliğinde olduğu, istemin imzaya itiraz olarak nitelendirilmesi ve alacaklı aleyhine para cezasına hükmolunmasının isabetsiz olduğu-
Kambiyo takibine borca itirazın kabulü halinde, İİK. 169/a-5 gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerektiği, takibin iptalini de içerir şekilde davanın kabulüne karar verilemeyeceği-
Kambiyo takibinde borcun ödendiğine ilişkin itirazın banka havale makbuzu veya dekontu ile ispat edilebileceği- Ödemeye ilişkin dekontta borç konusu senedin vade, tanzim tarihi ve miktarına açık bir şekilde atıf yapılması gerektiği; bu nedenle dekont açıklamasında sadece senet tarihine yer verilmesinin yeterli olmadığı- Senetlerin kira sözleşmesi için verildiği de tespit edilmediğinden, kira sözleşmesi açıklamasının da yeterli olmadığı-
İcra takibine dayanak yapılan senette tahrifat iddiası İİK'nun 169. maddesi kapsamında borca itiraz olup, bu itirazın, aynı Kanun'un 168/5. maddesi uyarınca, ödeme emrinin tebliğinden itibaren beş günlük sürede icra mahkemesine yapılması gerekeceği- Borçluya ödeme emrinin 23.03.2020 tarihinde durma süreleri içerisinde tebliğ edildiği, davanın 18.06.2020 tarihinde 15 günlük uzama süreleri içerisinde açıldığı ve yasal 5 günlük itiraz süresi aşılmadığından Bölge Adliye Mahkemesince işin esasının incelenmesi gerekirken, itirazın yasal 5 günlük sürede yapılmadığından bahisle borçlu ....... yönünden itirazın süre yönünden reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Borçlu şirketin yapılan takibe karşı çift imza ile temsil edildiğini, tek imza ile imzalanan çekten dolayı borçtan sorumlu olmadığını ileri sürmesinin "borca itiraz" niteliğinde olduğu ve çeklerin lehtarı olan alacaklının, çeklerin keşidecisinin tek imza ile sorumlu olup olmadığını bilebilecek durumda olması nedeniyle kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekeceğinden, talebi bulunan borçlu lehine tazminata hükmedilmesi gerektiği-
“Gayrimenkul Satış Sözleşmesi” başlıklı belgede takibe dayanak bonoya açık bir atıf bulunmadığı gibi teminat olarak verildiği hususunda da net bir ifadenin yer almadığı, teminat amacıyla herhangi bir senet verildiğinin yazılı olmadığı, alacaklının cevap dilekçesinde de senedin teminat senedi olarak verildiğine yönelik bir kabulünün bulunmadığı, bu durumda, borca itiraza ilişkin başvurunun reddi gerektiği-
