Yasa'ya uygun tutulmayan defterlerin sahibi lehine delil teşkil edemeyecek ise de aleyhine delil teşkil edebileceği-
İİK. m. 89/4'e  dayalı açılan tazminat davasında, tazminat talebine konu haciz ihbarnamesinin tebliğ tarihi itibariyle, haciz ihbarnamesine itiraz eden 3. şahsın takip borçlusuna muaccel hale gelmiş, kesin bir borcunun bulunup bulunmadığı tespit edilecek olup, yalnızca borçlunun defter ve belgelerinin incelenmesiyle yetinilip, üçüncü kişi şirketin defter ve belgelerinin incelenmemesinin hatalı olduğu- Usulüne uygun tutulmadığı tespit edilen borçlu defterlerinin HMK. m. 222'ye aykırı olacak şekilde hükme esas alınmayacağı-
HMK'nın 222/5. maddesindeki düzenlemenin somut olaya uygulanabilmesi için, karşı tarafın ticari defterlerine dayanan tarafın başkaca hiçbir delile dayanmaksızın münhasıran karşı tarafın ticari defter kayıtlarına dayanması gerektiği- Davalıların kabul ettikleri belgelere yönelik olarak ödeme iddiasında bulunduğu ve bu iddialarını ispat için bir kısım ödeme belgeleri sundukları- Davalı yanın, bağlantılı bileşik ikrar niteliğindeki bu savunması ile ispat yükünü üzerine aldığı- Davalılar, delil olarak münhasıran davacının ticari defterlerine dayanmamış olduğundan, davacının sunduğu ticari defter kayıtları sıhhatli olmasa da davalıların ödeme iddialarının defter kayıtlarından bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği- O hâlde, Mahkemece, öncelikle davalıların isticvabı ile dip koçanlarını sundukları 27 adet belge yönünden beyanlarına başvurulması ve bu belgeler yönünden davalıların imza incelemesi talepleri konusunda bir değerlendirme yapılması; ardından, üzerindeki imzanın davalılara ait olduğu tespit edilen belgelerle ilgili olarak ispat külfetinin ödeme iddiasında bulunan davalılarda olduğu gözetilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarının yer aldığı CD'de davalı borçlu şirketin yetkilisi olan şahsın davalı 3. kişinin de temsilcisi olduğunun, tasfiye memuru olarak işlem yaptığının, dava konusu tasarruf işlemini de davalı borçlu adına ve davalı 3. kişi adına vekaleten şirket yetkilisi olan şahsın yaptığının anlaşıldığı, davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasında organik bağ olduğunun anlaşılmasına göre davalı 3. kişinin davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden olduğunun kabulü gerekeceği- Uygulamada çeklerin keşide tarihlerinden önce düzenlendiğinin ve keşide gününde ibraz edildiklerinin de sık rastlandığı, davacı vekilinin beyanlarına göre takibe konu çeke dayalı yapılan takibin dayanağının davalı borçlu ile yapılan ticaretten kaynaklı olduğunun, bu ticari ilişki neticesinde de faturalar kesildiğinin, fatura tarihlerinin çek keşide tarihinden öncesine dayandığının iddia edildiği, dosyaya da fatura örneklerinin ibraz edildiği, o halde davacı alacaklı ile davalı borçlu şirket arasındaki alacak-borç ilişkisinin başladığı yani borcun gerçek doğum tarihini tespit edebilmek bu koşulun gerçekleşip gerçekleşmediğini saptayabilmek için davacı alacaklının ve davalı borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun doğum tarihinin belirlenmesi, daha önce doğduğu ispatlandığı takdirde işin esasına girilerek iptal nedenlerinin oluşup oluşmadığı araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İtirazın iptali davasında, davalının "davacı kooperatiften olan huzur hakkı alacağının mahsubunu" talep etmesi takas def'i olarak kabul edilir mi?
Davacıya ait ticari defter kayıtlarına göre; taraflar arasında 13.01.2011-18.01.2012 tarihleri arasında ticari ilişkinin bulunduğu, bu süreçte davacının davalı şirkete toplam 182.584,34 TL tutarında 195 adet satış faturası düzenlediği, buna karşılık davalıdan 83.206,94 TL tahsil ettiği, davacının bakiye 99.377,37 TL alacağının kaldığı, davalıya yapılan ihtara rağmen davalının incelemede defterlerini hazır etmediği, ancak davacının defterlerde kayıtlı olan 182.584,34 TL tutarındaki 195 adet satış faturası ve içeriği malları davalıya teslim ettiğini sevk irsaliyeleri ile birlikte kanıtlaması gerektiği, dosyaya sunulan sevk irsaliyelerine göre fatura içeriği malların Adapazarı/Sapanca'dan İstanbul’a gönderildiği, mal tesliminin şoförlere yapıldığı, davalıya mal teslimine ilişkin bir belge sunulamadığı, davalı şirket kaşe ve imzasına 13.05.2011-12.08.2011 tarihleri arasında düzenlenen 11.090,29 TL tutarlı fatura içeriği malın teslim edildiği, ancak davacı şirket defterlerindeki ödeme seyrine göre 13.05.2011-12.08.2011 tarihleri arasında davalı şirketin davacıya 68.677,96 TL ödeme yaptığı, bu nedenle davacının davalıya teslim ettiği 11.090,29 TL tutarlı fatura bedelinin ödendiği, davacının rapora itirazları ile birlikte münhasıran davalı şirket defterlerine dayandığını bildirdiği, ancak davacının HMK'nun 222/5. maddesi gereği münhasıran davalı şirketin defterlerine dayanması için davacının delil listesinde karşı tarafın defterlerine münhasıran dayandığını açıkça belirtip başka bir delile de dayanmaması gerektiği, delil listesinde açıkça yemin deliline de dayanmadığı gerekçesiyle kanıtlanamayan davanın reddine karar verildiği ve kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre bu kararın onanması gerektiği-
Ticari satış nedeniyle davacı alacağının tahsili için girişilen takibe itirazın iptali davasında faturanı tek başına alacağın kanıtı olmadığı ve fatura düzenlenmesinin tek başına mal teslimini kanıtlamayacağı- Tek taraflı olarak düzenlenen faturanın faturayı düzenleyenin kendi defterlerine kayıt edilmiş olmasının da alacağının varlığını ispatlamayacağı- Teslim tutanağının tarih ve içerik itibariyle faturayı kapsamaması halinde mahkemece, fatura konusu içeriğin davalı tarafından davacıya teslim edildiğinin kabul edilemeyeceği-
Taraflar ticari defterlerini yasaya uygun tutmuş olsalar dahi iki tarafın defterlerinin uyuşmaması halinde ticari defterlerin delil vasfı kazanamayacağı-
Borcun, iptali istenen tasarruftan önce doğması koşulunun, tasarrufun iptali davasına bakan mahkemece res'en araştırılması gerektiği- "Alacağının, süre gelen araç alım-satımından kaynaklandığını, iptali istenen tasarruf tarihinden önce doğduğunu, takibe konun çekin ileri tarihli düzenlendiğini" ileri süren davacı-alacaklının, ticari defterlerini, "yeterli olmadığı" gerekçesiyle ibraz etmemesi halinde, borcun gerçek doğum tarihinin tespiti için, mahkemece, davacı alacaklının "mevcut" ve davalı borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılması (ve davacı ile davalı borçlu arasında başka bir ticari ilişki tespit edilememesi halinde, çekin, davacı ile davalı borçlu arasındaki araç satımından kaynaklandığı kabul edilerek) işin esasına girilmesi gerektiği-Tasarrufun iptali davasının, tasarruf tarihinin borcun doğumundan önce olması nedeniyle reddi halinde, kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Tarafların, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorunda oldukları ve taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceği, ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılacağı-