Paylı yere, paydaş olmadığı zaman elatan paydaşın elatmasının ön- lenmesine karar verilmesi gerekeceği–
Satış vaadi sözleşmesi uyarınca teslim edilen taşınmaz hakkında açılan elatmanın önlenmesi davasında, satış vaadi sözleşmesinin iptaline karar verilmiş olduğunun tesbiti üzerine, ödenen para için alıcıya (da-valıya) hapis hakkı tanınmak suretiyle elatmanın önlenmesine karar verilmesi gerekeceği –
Davalının elatmasının önlenmesini isteyen davacının tapusunun kuzey sınırında «taş» olduğunun yazılı olması halinde, yerinde yapılan keşifte, kuzeydeki sınırın «değişmez sınır» olup olmadığının saptandıktan sonra karar verilmesi gerekeceği–
2510 sayılı İskan Kanununa göre kendisine taşınmaz verilen kişile-rin, gerçekte Hazineye ait olan «miktar fazlası» hakkında da, buna elatan kişilere karşı «elatmanın önlenmesi davası» açabilecekleri–
743 sayılı Medeni Kanunun yürürlüğünden önceki dönemde, top-raktan ayrı olarak yalnız dikili ağaçlar üzerinde mülkiyet hakkına sahip olunabildiği, bu hakların Medenî Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra da devam ettiği, üzerindeki zeytinlerin başkasının mülkiyetinde oldu-ğunu gerekli özeni göstererek öğrenmeden toprağın maliki olan kişinin, zeytinlerin maliki olan kişinin müdahalesinin önlenmesini isteyemeyeceği–
Bir tarlanın ortasından geçen kadim yolun sürülmesinin, sürene hiçbir hak sağlamayacağı (davalının elatmasının önlenmesine karar ve-rilmesi gerekeceği)–
Açılan elatmanın önlenmesi davalarında, 1771 sayılı İskan Kanu-nuna göre verilen yerlerde «değişmez olan sınırlar»ın, 2510 sayılı İskan Kanununa göre verilen yerlerde ise «miktar»ın geçerli olacağı–
10.6.1930 tarihli Ankara Sözleşmesi uyarınca, davacı –Rum Orta-doks’ların «etabli» (yerleşik) olup olmadığı araştırılmadan elatmanın önlenmesi kararı verilemeyeceği–
MK. 683’e dayalı mülkiyet hakkından doğan davanın zamanaşımı ya da hak düşürücü süreye bağlı olmadığı–
