Taşınmazda, paydaşlar arasında harici bir taksim ya da fiili kullanma biçiminin oluşmadığı anlaşıldığından; mahkemece yerinde uygulama yapılarak, davalı Hazinenin payına karşılık olarak, taşınmaz üzerinde çekişmesiz kullanabileceği yer bulunup bulunmadığının saptanması, ayrıca, davacıların taşınmazın tamamını mı, yoksa payına karşılık gelecek yerlerini kullandıklarının belirlenmesi, bunun sonucu olarak Hazinenin ecrimisil istemesinde haklı olup olmadığının açıklığa kavuşturulmasının, gerekeceği-
Paydaşlar arasındaki elatmanın önlenmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel parselasyon planı olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulmalı, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiği saptanmalı, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın MK'nın müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesinin gerekeceği-
Mecra hakkı kurulması isteğine ilişkin davalarda öncelikle davacının su yolu ihtiyacının bulunup bulunmadığının saptanacağı, irtifak hakları taşınmazların leh ve aleyhine kurulduğundan leh ve aleyhine irtifak kurulacak taşınmaz maliklerinin tamamının davada yer almalarının sağlanacağı, irtifak hakkının kurulabilmesi için öncelikle çevre taşınmazların tamamının üzerinde irtifak hakkı kurmaya elverişli olup olmadığının inceleneceği, hukukun genel bir ilkesi olan fedakarlığın denkleştirilmesi ilkesi uyarınca taraf yararları da gözetilerek, en az masrafı gerektiren ve bundan da en az zarar görecek kişi taşınmazı üzerinde bu hak kurulmasının gerekeceği -
-Yaptıkları ilaçlama sebebiyle çevrede bulunan arı kovanlarına verilen zarar sonucunda tazminat ödemek zorunda kalan- narenciye bahçesi maliklerinin arı kovanlarının bahçelerinden uzaklaştırılmasına ilişkin bir nevi komşuluk hukukundan ve mülkiyet hakkının kullanılmasından kaynaklanan “müdahalenin önlenmesi” davasında; taraflar, haklarını kullanırken bulundukları duruma, olayın niteliğine, yasal dayanaklarla belirlenen çerçeveye, yerel örf ve adetlere, hoş görülebilecek dereceye kadar bazı yükümlülüklere (doğan zararlara) karşılıklı olarak katlanmaya, buna karşılık hoş görü sınırını aşan olaylardan ise kaçınmaya özen göstermek zorunda olduğundan; mahkemece, taşınmaz mülkiyetini düzenleyen MK'nun ilgili hükümleri ile Arıcılık Yönetmeliği’nin taraflara yüklediği ödevlerin taraflarca ne derece yerine getirdiklerinin, ilaçlama zaman ve tekniklerinin araştırılarak uzman bilirkişilerden alınacak raporlarla birlikte değerlendirilip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Davalının işgalinin geçerli bir kira sözleşmesine dayanması halinde, haksız elatmasından söz edilemeyeceği, bu itibarla davalının kiracılık savunmasının araştırılmasının zorunlu olduğu-
03.07.2003 tarih ve 4916 Sayılı Kanunla 3533 Sayılı Kanunda yapılan değişikliğin uygulanması için dava konusu olan uyuşmazlığın gayrimenkulün aynına ilişkin bulunması gerektiği, dava konusu kayık çekek yerlerinin bulunduğu alanın tapusuz olması dolayısıyla mülkiyetinin Hazineye ait olduğu, üzerindeki muhtesatın aidiyetinin tespitinin istendiği, hal böyle olunca uyuşmazlığın gayrimenkulün aynına ilişkin olmadığı ve 4916 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle getirilen istisna kapsamına girmediği-
Harita ve krokisi bulunan tapu kayıtlarına Medeni Kanun'un 719, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca kapsam belirleneceği, sınırlar değişebilir nitelikte ise veya tam olarak kapanmayıp açık yönler kalıyorsa, kayda değişmez sınırlarla bağlantı kesilmemek suretiyle miktarına göre kapsam belirlenmesi, ayrıca tapu fen memuru veya mühendisi sıfat ve yeteneğini taşıyan uzman bilirkişi veya bilirkişilerden keşifte saptanan bilgi ve bulgulara uygun ve uygulamayı tam olarak yansıtan, infaza elverişli rapor ve kroki alınmasının zorunlu olduğu-
Malik davacının eşinin izin vermesiyle taşınmazların kullanılmasını haklı ve geçerli neden oluşturmayacağı-
Mülkiyete ilişkin çekişmelerin taşınmazın mevcut çap kayıt ve krokisi dikkate alınmak suretiyle çözüme kavuşturulacağı, imarla oluşan çap kayıtlarının geçersiz hale gelmekle birlikte sicil kaydının ayakta olduğu, söz konusu kayıt iptal edilip sicilden terkin edilmeden kadastral mülkiyet durumuna göre çözüm sağlanamayacağı- Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin davada, davacılara dayanaksız kalan imar çap kayıtlarının iptali için önel verilmesi, bu hususta dava açıldığı takdirde sonucunun beklenmesi, açılan dava neticesinde kadastral mülkiyet durumuna dönülmesi halinde eksikliklerin tamamlanması ve ondan sonra bir karar verilmesi gerekeceği-