HUMK’nun 74. Maddesi gereğince, taleple bağlılık ilkesi göz önüne alındığında, davacının talebinin nafaka borcu nedeni ile davacı aleyhine yapılan takipten dolayı borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesi olduğu halde, davalı lehine hükmolunan nafakanın kaldırılmasına da karar verilmesinin doğru görülmediği-
Boşanma davasından sonra davacının gelirinin azaldığı, davalının ise anne ve babasının ölümü üzerine ihtiyaçlarını karşılayacak oranda bir gelire sahip olduğu anlaşılmakla hakkaniyet uyarınca yoksulluk nafakasının uygun bir miktara indirilmesine karar verilmesinin gerekeceği-
Gerçekleşen bu sosyal ve ekonomik durumları, davalının ayrıca iştirak nafakası ödemesi, yoksulluk nafakasının niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında takdir edilen yoksulluk nafakası miktarının çok olup, TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmadığı-
Davalı kadının nafakadan başka geliri olmadığı, yoksulluktan kurtulmadığı ve 2005 yılından beri aynı miktar nafaka aldığı ve bu süre zarfında ekonomideki değişiklikler, ÜFE artış oranları dikkate alındığında, mahkemece; TMK.nun 4.maddesi gereğince “hakkaniyete” uygun bir miktar nafakanın artırılmasına karar verilmesinin gerekeceği-
Evliliğin boşanma sebebiyle sona ermesinden doğan dava haklarının, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, maddi hukuktan kaynaklanan bir savunma aracı olan zamanaşımıdef’inin, ancak taraflarca ileri sürülmesi halinde dikkate alınabileceği, aksi takdirde hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamayacağı-
Davacı için takdir edilen yoksulluk nafakası ile velayeti anneye bırakılan müşterek çocuk için takdir edilen iştirak nafakasının boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren geçerli olacağı- Davalının askere sevk ve terhis tarihleri saptanıp davalının "er" olarak askerlik yapmış olması halinde, askerlik görevi döneminde yükümlülükleri karşılayacak bir gelir ve malvarlığına sahip bulunmadığı, er olarak askerlik görevini yapanların askerlikleri süresince iaşesinin Devlet tarafından karşılandığı, bu durumda olanların askerlik hizmeti süresince nafaka ile sorumlu tutulamayacağı gözetilmeden davacının yanında bulunan müşterek çocuk için dava tarihinden itibaren tedbir nafakasına hükmedilmesinin hatalı olduğu- 
Somut olayda; tarafların ekonomik ve sosyal durumlarında boşanma davasından sonra olağanüstü bir değişiklik olduğunun ileri sürülmediği, o halde; yoksulluk nafakasının niteliği ve takdir edildiği tarih gözetilerek, nafakanın TÜİK’in yayınladığı ÜFE oranında artırılması suretiyle dengenin yeniden sağlanması gerekirken, yüksek nafaka takdirinin doğru olmadığı-
Somut olayda artırılması istenen önceki nafaka 11.11.2010 tarihindeki koşullara göre verilmiş, işbu davanın açıldığı 30.03.2012 tarihine kadar geçen sürede tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında değişme ve gelişme olduğunun açık olduğu, bunun aksinin düşünülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olup kabulünün imkansız olduğu-
Gerçekleşen bu sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında takdir edilen miktarın çok olup, TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmadığı-
Gerçekleşen bu sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği ve özellikle ekonomik göstergelerdeki değişim ile TÜİK’in yayınladığı ÜFE artış oranı nazara alındığında takdir edilen miktarların çok olup, TMK’nun 4. Maddesinde vurgulanan hakkaniyet ilkesine uygun bulunmadığı-