Katkı payı alacağına ilişkin dava konusu olayda, dava dilekçesinde yazılı miktar için dava tarihinden, ıslahla artırılan ve hükmedilen ilave miktar için ise ıslah tarihinden geçerli olmak üzere yasal faiz yürütülmesi gerekirken, davalı aleyhine olacak şekilde ve ıslahla artırılan miktarı da kapsayacak biçimde alacağın tamamına dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru görülmediği-
Katkı payı alacağına ilişkin davada, ara karar gerekleri yerine getirildikten çok sonra (son oturumda) davacı tarafından davadan feragat edildiği bildirildiğinden ve Avukatlık ücreti konusunda da bir açıklama yapılmadığından mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. Maddesi uyarınca davalı taraf lehine Avukatlık ücreti tayin edilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazlar her ne kadar tapu kaydında üçüncü kişi adına kayıtlı görünüyor ise de, davacı tarafın iddiasına göre kayıt malikinin ölümü ile davalı eş yasa gereği malik sıfatını kazandığından davacı tarafın dava ile elde etmesi muhtemel alacağının güvence altına alınması gerektiği aksi halde, hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşabileceği ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikme sebebiyle bir sakınca yahut ciddi bir zarar da doğabileceği endişesi de gözetilerek, beklenen alacağa göre tedbir talebinin değerlendirilmesi gerekeceği-
Katılma alacağına ilişkin davalarda, eklenecek değerlerden (TMK.m.229) ve denkleştirmeden (TMK.m.230) elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere edinilmiş malın (TMK.m.219) toplam değerinden mala ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK.m.231) yarısı üzerinden (TMK.m.236/1) tarafların kazanılmış hakları da dikkate alınarak katılma alacağının hesaplanması ve değer artış payı alacağı isteği yönünden TMK'nun 227.maddesi hükümleri uyarınca; eşlerden birinin, diğerine ait malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuş ise, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında değer artış payı alacağının belirlenmesi gerekeceği-
Mal rejimine dayalı iptal ve tescil ile alacak isteğine ilişkin yabancı ülke sulh hukuk mahkemesinde açılmış bir dava ve buna ilişkin hüküm mevcut olmadığından, mahkemece yabancı mahkeme ilamında emeklilik haklarının denkleştirilmemesi yönündeki hükmün gerekçesine atıf yapılarak, somut olay bakımından kesin hüküm oluştuğu kabulünün doğru olmadığı-
Katkı payı alacağı istekli dava başlangıçta tapu iptal ve tescil istekli olarak açılıp ıslah dilekçesiyle talebin bedele dönüştürüldüğü ve faizin de dava tarihinden itibaren istendiği, fakat davalı taraf faizle ilgili hükme itiraz ettiğine göre yasal faize ıslah tarihinden geçerli olacak şekilde hükmedilmesinin zorunlu olacağı-
Davacının gelir ve birikimiyle satın alınan taşınmazın davalı adına tescil edilmesinin Dairemiz ve Yargıtay’ın yerleşmiş uygulamasına göre tek başına davacının gizli bağış iradesinin ortaya konduğunu göstermeyeceği, mahkemece, taraf delilleri toplanarak, dava konusu taşınmazların satın alınmasına davacının kişisel gelir ve birikimleriyle yaptığı katkı ile edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu dönemde edinilen taşınmaz yönünden davacının değer artış payı ve/veya katılma alacağının yöntemine uygun olarak belirlenmesi ve işin esasına ilişkin olarak olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken bağış nedeniyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Kural olarak, kabule ilişkin boşanma kararı kesinleşmedikçe eşler arasındaki mal rejiminin tasfiyesinin yapılması olanağı bulunmadığı; anlaşmalı boşanma davasında da karar kesinleşmeden mal rejiminin tasfiyesi mümkün olmadığı gibi, doğmayan haktan da feragat olmaması gerekeceği-
Boşanmanın feri niteliğinde bulunan manevi tazminatın, boşanma hükmünün kesinleşmesiyle ödenebilir hale geleceği; faize de bu tarihten itibaren hükmedilmesi gerekeceği- Davalı tarafın artık değer hesabında dikkate alınması gerektiği anlaşılan ipotek bedeli ile ilgili tüm belgeler ilgili bankadan getirtilip dikkate alınması, gerek traktör gerekse bu taşınmazlar ile ilgili boşanma dava tarihi sonrasına isabet eden borç ödemelerinin davalının kişisel malı olduğunun gözetilmesi ve bu şekilde artık değer bulunduktan sonra yarı oranında davacı lehine katılma alacağına hükmedilmesi, ayrıca davacının traktör ile ilgili talebine 7500 USD ve parseller ile ilgili talebini de 174.997,50 TL. olarak sınırladığından bu nedenle talepten fazlaya da hükmedilemeyeceği dikkate alınarak karar verilmesi gerektiği-
Davacı eşin katılma alacağı isteğinde bulunabilmesi için herhangi bir geliri ya da katkısı olmasının zorunlu olmayacağı-