Davacının dava konusu arsanın alımına ve üzerinde inşa edilen binadaki katkısına yönelik isteği mal rejminin tasfiyesi kapsamında alacak isteği kapsamında kalmakta olup, 4787 sayılı Aile Mahkemeleri'nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun'un 4. maddesi; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere aile hukukundan (TMK. m. 118-395) kaynaklanan bütün davalara Aile Mahkemesi'nde bakılacağı-
Ziynet eşyası rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen türden eşyalardan olup, evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi, gizlemesi her zaman mümkün olduğu gibi evden ayrılırken üzerinde götürmesi de mümkün olduğundan, normal koşullarda ziynet eşyalarının kadının üzerinde olduğunun kabulü gerekip, kural olarak, davacı kadın ziynet eşyalarının varlığını ve evden ayrılırken davalıda kaldığını ispatlamak zorunda olduğu-
Eşler arasındaki mal rejimi boşanma davasının açıldığı 09.06.2009 tarihinde TMK'nun 225/2. maddesi gereğince sona ermiş olup, katkı payı alacağının hesaplanmasının gerekeceği-
Davalı kadın adına kayıtlı olan dava konusu taşınmazın edinilmesinde; kocanın emekli ikramiyesi ile katkıda bulunmasının birliktelikten doğan bir dayanışma dolayısıyla yapıldığının, bağışlama amaçlı olmadığının kabulü gerekeceği, bu durumda davacı kocanın emekli ikramiyesi ile katkısı yanında, davalı kadının da katkısının bulunduğu anlaşıldığından gerektiğinde bilirkişi ya da bilirkişi kurulundan denetime elverişli rapor da alınarak, tarafların dava konusu taşınamaza katkı oranları belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
01.01.2002 tarihinden itibaren başka mal rejimi seçilmediğinden bu tarihe kadar mal ayrılığı(743 sayıl TKM.170.md), 01.01.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 13.04.2010 tarihine dek edinilmiş mallara katılma rejimi geçerli olması gerekeceği-
İstek olsun ya da olmasın sağ kalan davacı eşe ait miras payının katılma alacağından düşürülmesi; katılma alacağına hakim olan ilkeler ile miras hukukuna hakim olan ilkelere aykırı düşeceğinden, öncelikle davacının katkı payı ve katılma alacağının terekenin öncelikli borcu olarak terekeden ödenmesi, ondan sonra mirasçıların kalan net terekeyi aralarında miras payları oranında paylaşmaları gerekeceği-
Eşlerden birinin somut olayda, davacının üçüncü bir kişiden (müteahhitten) bedelini müteahhide ödeyerek o tarihte resmi nikahla evli olduğu davalı adına dava dilekçesinde yazılı olduğu üzere; eşe duyulan sevgi, saygı ve güven sonucunda satış biçiminde gerçekleştirilen bu işlemle davacıda bağış kastı ve iradesinin olduğunun kabulü gerekeceği-
Katkı payı alacağı davasında, tarafların her ikisinin çalıştığı, davalının aynı zamanda malüliyet aylığı ile işsizlik sigortasından para aldığı anlaşılmakta olup, her iki tarafın gerek çalışmış olmaları ve gerekse aldıkları malüliyet ve işsizlik sigortası aylıkları nedeniyle belirli bir gelire sahip oldukları anlaşıldığından her ikisinin de alınan dava konusu mallara katkılarının olduğunun kabulü gerekeceği-
Uyuşmazlığa konu dava 20.09.2010 tarihinde açılmış olup, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut olmadığı-
Nizalı mallar 743 sayılı TKM.nin 170. maddesine göre eşler arasında mal ayrılığı rejiminin geçerli olduğu dönemde edinildiklerine göre; uyuşmazlığın Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine göre çözüme kavuşturulması gerekeceği-
