Taraflar arasında Türkiye’de görülen ve sulh anlaşması ile sonuçlanarak kesinleşen mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak davası ve boşanma davası sonrası açılan dava neticesinde İsviçre’de verilen boşanma kararının tamamlanması, değiştirmeli konulu kararının tenfizi isteğine ilişkin davanın aile mahkemesinde görülmesi gerekeceği-
Görülmekte olan bir boşanma davasında ikinci tanık listesi verilemeyeceği-
Davalının temyiz harç ve giderlerini karşılayabilecek ekonomik imkanlara sahip olduğunun anlaşıldığı, davalının adli yardım talebinin reddine karar verileceği-
Boşanma davalarında gerekçesiz şekilde hüküm kurulamayacağı-
Tarafların ortak çocuğunun tanık olarak gösterilmesi halinde mahkeme tarafından tanık sıfatıyla beyanının alınacağı-
Boşanma veya ayrılık davalarında yetki itirazının bir ön sorun olarak incelenmesi gerekeceği-
Davacının feragat dilekçesi üzerine mahkemenin kendi kararını kendisi kaldırarak davanın reddine karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
Boşanma hükmünün davalı eşin temyizi üzerine onanması halinde onama kararına karşı bu karar lehine olan davacı eşin karar düzeltme talebinde bulunmada hukuki bir yararı bulunmadığı-
Boşanma davalarında davanın daha başında (tensiple) tanık bildirmelerini beklemek doğru olmadığı gibi, bu yönde tensiple kesin mehil verilse bile, bu mehilin hukuki sonuç doğurmayacağı-
Aynı işte hakim, hakem, C. Savcısı, bilirkişi veya memur olarak görev yapmış olan kişi bu işte avukatlık yapamayacağı gibi, bunlarla ortak çalışan avukatların da işi yasal olarak reddetmek zorunda olduğu-