Davalı vekilinin ön inceleme duruşmasına mazeret bildirmesi ve mahkemece bu mazeretin haklı görülerek kabul edilmesi göz önüne alındığında, bu halde yeni bir ön inceleme duruşma günü tayin edilerek, ön incelemede yapılması gereken usul işlemlerinin (HMK. mad. 140) yapılması, tarafların anlaştıkları ve anlaşmadıkları hususların tek tek tespit edilmesi, ön inceleme sonuç tutanağı düzenlenip bu tutanağın taraflara imzalatılması ve ön inceleme aşamasında yapılması gereken işlemler yapıldıktan sonra tahkikata geçilmesi gerekirken ön inceleme duruşması usulüne uygun yapılmadan tahkikat aşamasına geçilerek davanın esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Dava, HMK. henüz yürürlüğe girmeden önce açılmışsa da, HMK. döneminde ve HMK. mad. 241 gereğince davalının bir kısım tanıklarının dinlenilmesinden vazgeçilmiş olduğundan, yani ortada henüz tamamlanmamış bir işlem olduğundan, HMK. hükümlerinin uygulanması gerektiği- Tarafların dinlenen tanıklarının beyanı ile iddia ve savunma kapsamında ispat edilmek istenen hususlarda mahkemece karar vermek için yeterli kanaate ulaşılması nedeniyle mahkemenin davalının gösterilen tanıklarından bir kısmının tanıklığı ile ispat edilmek istenen husus hakkında yeter derecede bilgi edinildiği gerekçesi ile "geri kalanların dinlenilmemesi"ne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olmadığı-
Davacı tarafından sunulan davalının konuşmalarını içeren CD kaydının hukuka aykırı elde edilen delil niteliğinde olduğu ve hükme esas alınamayacağı- Davalının başka bir erkekle evlilik dışı birliktelik yaşadığı gerekçesi ile taraflar arasında geçimsizlik yaşandığı, bunun üzerine tarafların başka bir ile taşındıkları, taşındıkları yerde birlikte yaşamaya devam ettikleri tanık beyanları ile de sabit olduğundan, taraflar arasında daha önceden yaşanan olayların müşterek hayatın yeniden tesisi ile affedilmiş anlamına geleceği, affedilen olayların da hükme esas alınamayacağı-
Davanın genel hükümlere göre (TBK m.19) açılmış muvazaa hukuksal sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası niteliğinde bulunduğu ve bu sebeple Aile Mahkemesi tarafından verilen görevsizlik kararında isabetsizliğin bulunduğu-
Boşanma ilamı kesinleştiği takdirde, ekinde hükmedilen, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin takibe konulabilmesi için nitelikleri gözetilerek kesinleşmelerinin gerekli olmayacağı-
Dava ve cevap dilekçelerinde bildirilmiş olan vakıalar davanın sınırını çizdiği, mahkemece ancak, bu vakıalar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılabileceği- Yerel Mahkemenin açılan bir davayı, açıldığı tarihteki hukuki ve maddi olgulara göre sonuçlandırılması gerektiği ilkesi benimsenerek, karar tarihinden sonra kocanın çalıştığı işten ayrılmasının değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla hükme esas alınamayacağı yönündeki direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- Koca işten ayrılmamış olsa da tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası çok olup, mahkemece TMK. mad. 4'teki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesinin gerektiği-
Boşanmaya ilişkin davaya, aile mahkemesi kurulmayan yerlerde Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunca belirlenen asliye hukuk mahkemelerinde aile mahkemesi sıfatı ile görülüp bakılması gerektiği-
Yasal sebep bulunmadıkça gösterilen delillerin toplanmamış olmasının savunma hakkını kısıtlayan önemli bir usul hatası olduğu, adı geçen davalı tanıklarının dinlenmesi, delil listesindeki toplanmasını istediği diğer delillerin toplanması ve sonucu uyarınca hüküm kurulması gerektiği-
Mahkeme kararında, boşanma davasının kabulüne ilişkin gerekçelerin karar yerinde gösterilmesi gerektiği-
Boşanma hükmü henüz kesinleşmeden davacının öldüğü, bu halde evliliğin ölümle sona erdiği ve boşanma davasının konusuz kaldığı-
