Mahkemece ön incelemenin duruşmalı yapılmasına karar verilerek, davalıya ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesi tebliğ edilmiş; ancak davalı taraf belirlenen ön inceleme duruşmasına gelmemiş ve mahkemece, ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının HMK. mad. 147 gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesi zorunluluğun gereği yapılmadan davalının hukuki dinlenilme hakkının ihlali niteliğinde (HMK. mad. 27) davalının yokluğunda hüküm kurulmasının isabetsiz olduğu-
Davacı tarafından usulüne uygun yapılmış bir ıslah işleminin bulunmaması halinde, "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" (TMK. mad. 166/1)sebebine dayalı olarak açılan davada, mahkemece TMK. mad. 166/son uyarınca boşanmaya karar verilemeyeceği-
Ön inceleme duruşması ve duruşmada yapılması gerekli olan işlemler yapılmadan tahkikat duruşmasına geçilemeyeceğinden, mahkemece ön inceleme duruşmasında uyuşmazlık konularını tespit edilip, taraflara delillerini sunmaları için bir süre tanınmadan, aynı duruşmada tahkikata geçildiği bildirilerek, davacının "dinletecek her hangi bir tanığım yoktur" beyanı üzerine davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Ön inceleme duruşmasında Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140/5. maddesi uyarınca davalı-karşı davacıya verilen kesin mehil, tanık delili dışında, belge niteliğindeki delillerle ilgili olduğu, bu mehil, tanık bildirme hakkını düşürmeyeceği -
Davacı-karşı davalı erkeğin şiddet eyleminden sonra birlikte yaşamın devam ettiği anlaşılmış ise de; evlilik birliğinin sarsılmasına neden olan olaylarda eşine hakaret eden, güven sarsıcı davranışlar içine giren ve evi terk eden davacı-davalı erkek eşin, eşine hakaret eden davacı-karşı davalı kadına nazaran ağır kusurlu olduğu- Boşanma davalarında vekalet ücretinin, davada asıl talep olan boşanma talebinin kabul veya ret durumuna göre takdir edileceği, boşanma davası içinde istenen boşanmanın fer’i (eki) niteliğindeki nafaka ve tazminat taleplerinin kabul veya ret durumu ile boşanmaya neden olan olaylardaki tarafların kusur dağılım ve derecesinin vekalet ücretine esas alınamayacağı-
Tarafların daha önce karşılıklı olarak açmış oldukları boşanma davasından 28.04.2014 tarihinde feragat etmeleri nedeniyle bu tarihe kadar gerçekleşmiş olan kusurlu eylemleri affetmiş sayılacaklarından, aynı eylemlere dayalı olarak tekrar boşanma talebinde bulunmalarının mümkün olmadığı -
Eşinden ve kayınvalidesinden şiddet gören kadının ortak konuttan ayrılması da haklı sebebe dayanmakta olup kendisine kusur olarak yüklenemeyeceği, gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya sebep olan olaylarda davalı erkeğin tamamen kusurlu olduğunun kabulü gerekeceği, davacı kadın yararına maddi ve manevi tazminat şartları oluştuğu -
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 184. maddesinde "'boşanmada yargılama usulü" ayrıca düzenlenmiş; anılan maddenin ilk fıkrasında ‘"boşanmada yargılama, aşağıdaki kurallar saklı kalmak üzere Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'na tabidir” hükmüne yer verilerek, maddede sayılan istisnalar dışında, boşanma davalarının genel yargılama usulüne tabi olduğu - Cevap dilekçesinde davalı kadın, davacı erkeğin sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği vakıasına dayanmadığı, ikinci cevap dilekçesi de vermediği halde, mahkemece bu şekildeki tanık beyanı esas alınarak davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun kabul edilmesi gerekeceği -
Davalı-karşı davacı kadının bipolar duygulanım bozukluğu (F31) ve unipoler depresyon rahatsızlığı sebebiyle tedavi gördüğü anlaşıldığından, davada, davalı-karşı davacı kadının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğruladığından, bu durumda mahkemece yapılacak iş; Türk Medeni Kanunu'nun 405. ve Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 42. maddesi uyarınca davalı-karşı davacı kadının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılarak sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibaret olduğu- Türk Medeni Kanunu'nun 409/2. maddesinde "akıl hastalığı veya akıl zayıflığı iddiası halinde bu durumun ancak resmi sağlık kurulu raporu" ile tespit edileceği-
Yerel mahkemece, kararında boşanma davasına sebebiyet veren olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğu belirtilmiş ancak davacının ve davalının "kusurlu davranışlarının neler olduğu” gösterilmediğinden, yerel mahkeme, dayanılan delillerde yer alan hangi vakıaları kusur olarak nitelendirdiğini Yargıtay denetimine elverişli şekilde gerekçeli olarak açıklamak zorunda olduğu, bu nedenle, gerekçesiz şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğundan bozmayı gerektirdiği -
