Davanın, vasiyetnamenin tenfizi ile tapu iptali ve tescili istemi olduğu, vasiyet edilen, tapuda kerpiç ev ve arsa vasfı ile kayıtlı bulunan taşınmazın İmar Yasası ve Yönetmeliği uyarınca ifrazının mümkün olup olmadığı araştırılmaksızın krokide gösterildiği şekilde taşınmazın ifrazı ile belirli kısmının davacı adına oluşturulan tapuya tesciline karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, fen bilirkişisi tarafından düzenlenen krokiye göre ifrazının mümkün olmadığı anlaşılan taşınmazın toplam alanı gözönünde tutularak vasiyetnamede davalıya verilen miktara göre davacının taşınmazdaki payının hesaplanmasının ve taşınmaz davacı ile davalılar adına (davalıların da yeni duruma göre payları belirlenerek) müşterek mülk olarak tapuya tescil edilmesinin gerektiği, ayrıca, bilirkişi raporunda gösterilen kısmın, vasiyetname ile muris tarafından vasiyet edildiğinin tapu kütüğünün beyanlar hanesine şerh edilmesine karar verilmesinin gerektiği-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde öngörülen on yıllık hak düşürücü sürenin vakıf şerhinin silinmesi ya da tapu siciline yazılmasına ilişkin istemleri içeren davalarda da uygulanması gerekeceğine dair İçtihadı Birleştirme Kararı–
Miras bırakanın sağlığında mal varlığının tamamını veya bir kısmını, mirasçıları arasında hoşgörü ile karşılanabilecek makul ölçüler içerisinde paylaştırmışsa, mirasçısından mal kaçırma iradesinden söz etme olanağının olmadığı, bu durumda 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı Yargıtay İ.ları Birleştirme Kararının uygulanamayacağı-
İmar şuyulandırmasının dayanağı olan idari işlemin iptal edilmesi ile sicilin dayanaksız kalacağı ve yolsuz tescil durumuna düşeceği, dayanıksız kalan (illetten mücerret) kaydın ise iptalinin gerekeceği ve kadastral parselin geometrik ve hukuki durumunun ihyası şeklinde karar verilmesi gerekeceği- İmarla oluşan sicil kaydının iptaline karar verilmeksizin eski hale ihya kararı verilmiş olması doğru olmadığı gibi, kadastral parsel kapsamında kaldığı anlaşılan yolun kabul kapsamı dışında bırakılmasının da isabetsiz olduğu-
Tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlar nedeniyle kural olarak kayıt maliki ya da mirasçıları dava açabilirse de, Hazinenin bu zararlardan sorumluluğu kusursuz sorumluluk olup, tazminat davasına muhatap ve tazminata mahkûm olabileceği gözetildiğinde davacı idarenin de çekişmeye konu işlemin düzeltilmesi ile ilgili davayı açmakta hukuki yararı olduğunun kabulü gerekeceği-
Tapu iptal ve kadastral parselin ihyası isteği-
Anayasa mahkemesinin iptal kararı gözetilerek, 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilme yapılmak suretiyle belirlenen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın kıyıda kalan kısmının tapusunun iptaline, öte yandan; 6099 Sayılı Yasa gözetilerek yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davalılara yükletilmemiş olmasında bir isabetsizlik olmadığı-
Miras bırakanın asıl irade ve amacının tespiti için, ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluğun olduğu-
Öncelikle kamu düzeni ile ilgili olması bakımından mirasbırakanın akit tarihinde hukuki ehliyete haiz olup olmadığının, yukarıda değinilen yasal düzenlemeler de gözetilmek suretiyle tespit edilmesinin, ehliyetli olduğunun anlaşılması halinde muris muvazaası iddiası üzerinde durularak bir karar verilmesi gerekirken eksik tahkikatla yetinilmek suretiyle yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı-
Tescil isteği tapu sicilinde mevcut eski kaydın iptali isteğini de kapsadığı gözetilerek davacının ayrıca tapu kaydının iptalini de dava etmesine gerek olmadığı-