Özel Hastaneler Yönetmeliğinde (21/03/2014 ve 28948 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan) değişiklikten önce, özel hastanenin aktif olarak faaliyet gösterip göstermediğine bakılmaksızın, hastane ruhsatının haczi mümkün olduğu-
Haczedilmezlik şikayetinin incelenmesi sırasında şikayetçi borçlunun ölümü halinde mirasçılarının yargılamayı sürdürmelerinin mümkün olmadığı-
Şikayete konu taşınmaz üzerindeki ipoteğe ilişkin resmi senette yer alan; “....kullandığı/kullanacağı krediden doğan borçları ve buna ilaveten banka merkez ve şubeleri ile yapmış olduğu ya da ileride yapacağı .........her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarını, ....ipotek etmeyi kabul ettiğini...” şeklindeki kayıtlar nedeniyle, söz konusu ipoteğin, borçlunun başka borçlarının da teminatı olarak tesis edildiğinin ve dolayısıyla zorunlu ipotek olmadığının anlaşıldığı, resmi senette yer alan söz konusu kayıtlar karşısında, lehine ipotek belgesinde yer alan - konut finansmanı sözleşmesi- şeklindeki beyanların sonuca etkisinin bulunmadığı, bu durumda, ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı ve ipoteğe konu borcun şikayete konu haciz tarihinden önce ödenmemiş olduğu sabit ve tartışmasız olduğuna göre, mahkemece, meskeniyet şikayetinin reddi yerine, yazılı şekilde hüküm tesisi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nce istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılmasına şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Meskeniyet şikayetine konu taşınmazın yargılama devam ederken 3. kişiye satıldığı, karar tarihi itibari ile davacı borçlu adına kayıtlı olmadığının görüldüğü, bu hususun kamu düzeninden olup, her aşamada ileri sürülebileceği, o halde, mahkemece, şikayete konu edilen taşınmazın malikinin davacı borçlu olmaması nedeniyle, şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Alacaklı tarafından borçlu hakkında başlatılan ilamlı icra takibine karşı borçlunun haczedilmezlik şikayeti ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece yüze karşı verilen kısa kararda "açılan davanın reddine" karar verilmesine karşın, gerekçeli kararda "açılan davanın kısmen kabulü ile ........... Şubesi ............. No'lu Hesabın üzerindeki haczin kaldırılmasına," şeklinde hüküm kurulduğu, böylece kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki meydana getirildiğinin görüldüğü, o halde, kısa karar ile gerekçeli kararın hüküm fıkraları arasında çelişki bulunduğu ve bu husus başlı başına bozma sebebi olduğundan, mahkemece, önceden verilen kararla bağlı olmaksızın aradaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için hükmün bozulması gerekeceği-
Borçlunun haczedilmezlik şikayeti ile icra mahkemesine başvurusunun haklı olduğu nazara alınarak yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmaması gerektiği-
Her ne kadar mahkemece alınan bilirkişi raporuna itibarla hüküm kurulmuş ise de, önceki bozma ilamımızda da belirtildiği üzere şikayete konu hesaba davacı belediyenin diğer banka hesaplarından giren paraların niteliği ve kaynağı belirlenerek hesabın havuz hesabı olup olmadığının tespiti gerekirken, şikayete konu hesaptan EFT işlemi ile çıkan paraların niteliği değerlendirilmek sureti ile tesis edilen raporun isabetsiz olup hüküm kurmaya elverişli olmadığı, o halde, mahkemece yapılacak işin, haczedilen banka hesabına “virman yolu ile yatan ve hesapta olan” paraların nitelikleri ve kaynağı bilirkişiden ek rapor alınıp belirlenerek, hesabın haczi kabil olan ve olmayan paraların birlikte bulunduğu havuz hesabı niteliğinde olup olmadığının tespiti ile önceki bozma ilamında açıklanan ilke ve kurallar doğrultusunda oluşacak sonuca göre karar vermekten ibaret olduğu-
Alacaklının, borçlu belediyenin mal beyanında bildirdiği mallar dışındaki mallarının da haczini isteyebileceği ve icra müdürlüğünün de haczi koymaktan kaçınamayacağı-
Şikayete konu taşınmazlar üzerinde hacizden önce tesis edilen ve haciz tarihi itibari ile ipoteğe bağlı borcu ödenmeyen, zorunlu olmayan ipotekler mevcut olduğu anlaşılmakla, borçlu haczedilmezlik şikayetinden vazgeçmiş sayılacağı için mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayete konu taşınmaz üzerindeki ipoteğe ilişkin resmi senette yer alan; “.... banka tarafından açılmış/açılacak her türlü krediden ötürü .......'nin Banka'ya karşı asaleten ve kefaleten doğmuş/doğacak tüm kredi borçlarının ve bunların faiz, komisyon, ücret.....her türlü teferruata şamil olmak üzere...... ipotek etmeyi kabul ediyoruz” şeklindeki kayıtlar nedeniyle, söz konusu ipoteğin, borçlunun kullandığı/kullanacağı her türlü kredinin teminatı olarak tesis edildiğinin ve dolayısıyla zorunlu ipotek olmadığının anlaşıldığı, resmi senette yer alan söz konusu kayıtlar karşısında, lehine ipotek tesis edilen ........bank'ın cevabi yazısında yer alan -kullandırılan konut kredisine teminat olarak ipoteğin tesis edildiği- şeklindeki beyanların sonuca etkisinin bulunmadığı, b durumda, ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı ve ipoteğe konu borcun şikayete konu haciz tarihinden önce ödenmemiş olduğu sabit ve tartışmasız olduğuna göre, mahkemece, meskeniyet şikayetinin reddine karar verilmesi gerekeceği-