Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, borçlunun benzer niteliklerde haline münasip bir mesken alabilmesi için gerekli miktarın 228.000,00 TL ile 410.000,00 TL arasında olduğu, yaklaşık 320.000,00 TL'ye haline münasip ev alabileceğinin belirlendiği ancak borçlunun daha mütevazi semtlerde alabileceği haline münasip ev değerinin net olarak belirtilmediği, dolayısı ile hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, bilirkişiden ek rapor aldırılarak borçlunun daha mütevazi semtlerde haline münasip evi alabileceği değerin açık, net ve tek rakam olarak belirtilen ilke ve kurallar gözetilerek tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İİK'nun 82/12. maddesinde yer alan haczedilmezlik şikayetinin, İİK'nun 16/1. maddesi uyarınca yedi günlük süreye tabi olduğu, bu sürenin öğrenme tarihinden başlayacağı, somut olayda, borçlunun, taşınmazları üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına yönelik olarak talebinin, mahkemece; şikayetin hacizleri öğrenme tarihine göre süresinde yapılmadığı gerekçesi ile reddine karar verildiği, her yeni haczin yeni bir şikayet hakkı doğuracağı ilkesi gereğince, mahkemece, davanın süresinde açılmadığından reddine karar verilen iki dosya yönünden; bu hacizler nedeniyle borçluya icra dosyalarından gönderilen 103 davetiyelerinin de bulunmadığı ve bu hacizlerin daha önce öğrenildiğine dair dosya içerisinde bir belge bulunmadığına göre, şikayetçinin yasal yedi günlük yasal süre içerisinde başvurduğunun kabulü gerekeceği-
İİK'nun 82/1-12. maddesine dayalı olarak haczedilmezlik şikayetinde bulunulabilmesi için, şikayet tarihi itibariyle hukuken geçerli bir haczin varlığının gerektiği- Bu nedenle borçlunun haczedilmezlik şikayetinde bulunması üzerine, öncelikle İİK'nun 106. ve 110. maddeleri uyarınca haczin düşmüş olup olmadığının belirlenmesi gerekeceği- Şikayet tarihinden önce yukarıda belirtilen maddeler uyarınca haczin düşmüş olduğunun belirlenmesi halinde, şikayetin konusunun kalkmamış olacağı ve başvurunun fuzuli yapıldığının kabul edilmesi gerekeceği-
Meskeniyet ve haczedilmezlik şikayeti süresinde olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesinin bu konudaki kararının kesin nitelikte olduğu-
Borçlunun alabileceği haline münasip evin kıymetini, günümüz ekonomik koşulları gözardı edilerek belirlendiği raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı- Bölge adliye mahkemesince, borçlunun sosyal ve ekonomik durumu ile şikayete konu taşınmazın bulunduğu yer ve çevresi nazara alınarak, borçlunun alabileceği haline münasip ev tutarının tespiti maksadıyla gerektiğinde yeniden keşif yapılarak (meskeniyet) haczedilmezlik şikayetine ilişkin karar verilmesi gerektiği-
Acentaya vekil sıfatıyla icra emri çıkarılması yerinde ise de borcun tahsiline yönelik olarak acentanın malları üzerine doğrudan haciz işlemi uygulanamayacağı-
Haczedilmezlik şikayetinin, yedi günlük süreye tâbi olduğu ve bu sürenin öğrenme tarihinden başlayacağı- Borçlunun, en geç, vekilinin icra takip dosyasına suret harcı yatırılarak vekaletname sunduğu tarihte şikayet konusu haczi öğrenmiş olacağı-
Yetki hususunun en geç Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla çözümlenmesi sisteminin benimsendiği- Meskeniyet şikayetinde yerel mahkemece verilen yetkisizlik kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verdiği kararın kesin nitelikte olduğu-
Borçlunun daha önce ipotek ettiği taşınmazı hakkında sonradan haczedilmezlik şikayetinde bulunabilmesi için ipoteğin mesken kredisi, esnaf kredisi, zirai kredi gibi zorunlu olarak kurulmuş ipoteklerden olması gerektiği, zorunlu olarak kurulan ipoteğin meskeniyet şikayetine engel teşkil etmeyeceği- Borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipotekler, adı geçenin daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engeller ise de, haciz tarihi itibariyle ipotek konusu borcun ödenmiş olması halinde, ipotekle yükümlü bulunmayan taşınmaz hakkında meskeniyet şikayetinde bulunulabileceği-
Dava konusu, İİK'nun 82. maddesinin birinci fıkrasının 12. bendi gereğince meskeniyet iddiasına dayalı haczedilmezlik şikayetine ilişkin olduğu-Satış ile 3. kişiye geçen mülkiyet tasarrufun iptaline karar verilmesi ile borçluya geri dönemeyeceği- Yalnızca, alacaklıya, 3. kişiye ait taşınmaz üzerine haciz koydurarak sattırmak suretiyle alacağını tahsil imkanını verdiği- Anılan yasal düzenleme uyarınca, meskeniyet şikayetinin, yalnızca takip borçlusuna tanınmış bir hak olup; takipte borçlu sıfatı taşımayan 3. Kişinin ve ayrıca bunun yanında borçlu bulunmakla birlikte taşınmazın maliki olmayan kişilerin bu şikayette bulunmaya hakkı bulunmadığı-