Şikayete konu taşınmaz üzerindeki ipoteğe ilişkin resmi senette yer alan; “T.C.... Bankası Bankası A.Ş. ile aramızda yapılmış ve yapılacak sözleşme taahhütleri gereği kullanmış ve kullanacak olduğum her türlü krediye karşılık 150.000,00 TL üzerinden teminat olarak T.C.... Bankası A.Ş: lehine her türlü sözleşme ve/veya taahhütlerimizde belirtilen akdi faizler ile temerrüt faizlerini…..her türlü kredi sözleşmeleri ve taahhütnamelerinden doğmuş ve doğacak her türlü borç ve masraflara karşılık……. ipotek etmeyi kabul ediyoruz” şeklindeki kayıtlar nedeniyle, söz konusu ipoteğin, borçlunun kullandığı/kullanacağı her türlü kredinin teminatı olarak tesis edildiğinin ve dolayısıyla zorunlu ipotek olmadığının anlaşıldığı, resmi senette yer alan söz konusu kayıtlar karşısında, lehine ipotek tesis edilen T.C. ... Bankası A.Ş.'nin cevabi yazısında, ipotek sözleşmesi ekinde konut finansmanı kredi sözleşmesini göndermesinin sonuca etkisinin bulunmadığı, bu durumda, ipoteğin zorunlu ipotek olmadığı ve şikayetçinin bankaya olan kredi borcunu ödemediği anlaşıldığına göre, mahkemece, meskeniyet şikayetinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Hazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılmasının usul ve yasaya aykırı olmadığı-
Borçlu vekilinin şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü taşkın haciz talebinin HMK'nun 297. maddesi gereğince incelenmediği görüldüğünden, mahkemece, borçlu vekilinin, şikayet dilekçesinde ileri sürdüğü taşkın hacze yönelik şikayeti hakkında değerlendirme yapılarak oluşacak sonucuna göre karar vermesi gerekeceği-
Kamu alacağı için “ödeme emri” çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulamayacağı- Avukatın müvekkilleri adına mahkeme ve icra dairelerince para yatırılmak üzere açılmış UYAP'a tanımlı olan bir hesaba haciz konulması halinde, anılan hesapta mahkemeler ve icra dairelerince davacının müvekkilleri adına yatırılan paraların yanında, davacının şahsına ait vekalet ücretleri ve bizzat yatırılan paraların da bulunabileceği dikkate alınması gerektiği- Haczedilmezlik için "fiilen mesleği için kullanılma" koşulunun varlığı aranarak, avukatın mesleğinde kullandığı bir hesabın haczedilmezliği ancak fiili durumunun tespiti ile mümkün olduğundan, haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paralar karıştırılmak suretiyle bir havuz hesabı oluşturulmuşsa bunun haczedilmezlik hakkından feragat olarak kabul edilmesi gerektiği-
Şikayete konu taşınmaz üzerindeki ipoteğe ilişkin resmi senette yer alan; “....Türkiye ... Bankası A.Ş. ile aramızda yapılmış ve yapılacak sözleşme taahhütleri gereği kullanmış ve kullanacak olduğum her türlü krediye karşılık 150.000,00 TL üzerinden teminat olarak ... bankaya teminat olarak 1. derecede, boş ve serbest dereceden istifade etmesi ... ipotek etmeyi kabul ediyorum...." şeklindeki ibarelerden anlaşılacağı üzere söz konusu ipoteğin davacı borçlunun kullandığı/kullanacağı her türlü kredinin teminatı olarak tesis edildiği ve zorunlu ipotek olmadığı görülmüş ise de; istinaf yoluna başvuran borçlu olup bu husus kamu düzenine ilişkin olmamakla mahkemece re'sen dikkate alınamayacağı-
Davacının meskeniyet iddiasıyla yaptığı haczedilmezlik şikayeti, ihalenin feshi davasının reddine ilişkin kararın kesinleşmesinden sonra kabul edilmiş olup, cebri ihaleyle satışı mümkün olmayan çekişmeli taşınmaz, usulüne uygun işlemlerle yapılan ihale neticesinde satılmış olsa da, taşınmazın temlikinin yolsuz tescil niteliğinde olduğu, alıcının iyiniyet iddiasının dinlenemeyeceği ve tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne karar verilmesi gerektiği- Davacının kardeşi olan ihale alıcısı davalının iyiniyetinden de söz edilemeyeceği-
Davanın ihbarına ve davaya müdahaleye usul hükümlerinin şikayet hakkında uygulanmayacağı- Meskeniyet şikayetinde bulunan borçlunun vefatı halinde, mirasçının kendisi ve ailesinin ihtiyacı nedeniyle bu yargılamaya devam edemeyeceği, icra mahkemesince şikayetin konusu kalmadığından vefat eden borçlu yönünden istemin reddine karar verilmesi gerektiği-
İpoteğin, takibin diğer borçlusunun kullandığı/kullanacağı her türlü kredinin teminatı olarak tesis edildiği ve dolayısıyla zorunlu ipotek olmadığı ve ve ipoteğe konu borcun şikayete konu haciz tarihinden önce ödenmemiş olduğu anlaşıldığından, meskeniyet şikayetinin reddine karar verilmesi gerektiği-
Borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipoteklerin, daha sonra bu yerle ilgili olarak meskeniyet iddiasında bulunmasını engelleyeceği- Şikayete konu taşınmaz üzerindeki ipoteğe ilişkin resmi senette yer alan " ...ciheti ne olursa olsun doğmuş ve doğacak tüm borçlarından ... TL'sine kadar olan miktarın teminatını teşkil etmek üzere......bankaya teminat olarak 1. derecede ve fekki bankadan bildirilinceye kadar ipotek etmeyi kabul ediyorum" şeklinde kayıtlar olduğu görülmekte ise de; borçlunun, ipoteğin haciz tarihinden önce fekkedilidiği iddiasında bulunduğu ve ipoteğin fekkedilmesine yönelik banka yazısının fotokopisinin sunulduğu görüldüğünden, haciz tarihinden önce ipoteğe konu borcun ödenip ödenmediği tespit edilerek, meskeniyet şikayetine ilişkin karar verilmesi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesince, ipotek akit tablosu ve dayanağını oluşturan resmi senet de getirtilerek, ipoteğin borçlunun serbest iradesi ile kurduğu ipoteklerden olup olmadığı ve haciz tarihinden önce ipoteğe konu borcun ödenip ödenmediği tespit edilerek, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği, yapılacak araştırmada zorunlu kurulan ipoteklerden olduğunun ya da ipoteğe konu borcun haciz tarihinden önce ödendiğinin tespit edilmesi halinde ise; bilirkişiler tarafından taşınmazın değeri 300.000 TL, borçlunun haline münasip olan evin değeri ise 200.000 TL olarak belirlenmiş olup, asıl olan borcun ödenmesi olduğundan, borçlunun mutlaka meskeniyet şikayetinde bulunduğu yerde veya o yere yakın yerde meskeninin bulunması zorunlu olmadığı için borçlunun ve alacaklının rapora itirazları da gözetilerek, borçlunun sosyal ve ekonomik durumuna uygun ve daha mütevazı niteliklere sahip yerlerde daha küçük haline münasip meskeni edinebileceği miktarın belirlenmesi gerekeceği, bu durumda yapılacak işin; bilirkişilerden ek rapor alınarak açıklandığı üzere, borçlunun bulunduğu yerden daha mütevazi koşullara sahip yerlerde haline münasip evi alabileceği değerin belirlenmesi olduğu, o halde Bölge Adliye Mahkemesince, belirtilen tespitlerden sonra oluşacak sonuca göre borçlunun haline münasip ev alabileceği miktar, mahcuzun değerinden az ise mahcuzun satılarak, borçlunun haline münasip ev alması için gerekli bedelin kendisine, artanın hak sahiplerine ödenmesine, satışın borçlunun haline münasip ev alabileceği miktardan az olmamak üzere yapılmasına karar verilmesi gerekeceği-