Dava, alacak davası olarak nitelendirilmiş ve mahkemece hesaplanan alacak hüküm altına alınmış olup, sözleşmenin, henüz, ifa ile sonuçlanmadığı açık olduğundan, sözleşme gereği, yükleniciye ait olup da, arsa sahibine devri yapılmayan tek bir bağımsız bölüm kaldığı anlaşılmakla, bu bağımsız bölümü, yüklenicinin, ancak tüm edimlerini ifası halinde adına tescilini talep edebileceği, davalı yüklenici, mevcut davada, herhangi bir şekilde, dava konusu bölümün adına tescilini talep etmemiş olduğundan, HMK.'nun 26. maddesine aykırı şekilde, talepten fazlasına karar verecek şekilde, dava konusu bölümün, birlikte ifa suretiyle yüklenici adına tesciline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Sözleşmede kararlaştırılan tazminatın süresiz uygulanamayacağı, maktu tazminatın tarafları bağlayacağı süre sözleşmedeki teslim süresinin, gecikilen sürenin uzunluğu, öngörülen tazminat miktarı, geçen süre içinde gerçekleşen enflasyon, fiyat artışları, döviz fiyatları ve faiz oranlarındaki artış ve eksilişler ve rayiçlere göre istenebilecek miktar ile maktu tazminatın ödenmeye devam edilmesi halinde arsa sahibinin elde edeceği miktarlar da gözönünde tutulmak suretiyle bu hususta bilirkişi görüşünden de yararlanılarak, sözleşmedeki miktarın en az 1 yıl süreyle mutlak bağlayıcı olacağı ve maktuen belirlenen miktar ile rayiçlere göre saptanacak miktar arasında en az bir misli fark bulunması gerektiği de dikkate alınarak hakkaniyete uygun biçimde hakim tarafından takdir edilmesi gerekeceği, hakim tarafından belirlenen makul süreden sonraki gecikme tazminatı miktarının da; taşınmazın mevkii, konumu, ülkenin ve inşaatın yapıldığı yerin sosyo ekonomik koşulları da gözönünde tutulmak suretiyle ve sözleşmede kararlaştırılmış gecikme tazminatı yokmuş gibi gecikme tazminatının en az mahalli piyasa rayiçlerine göre mahrum kalınan kira bedeli kadar olacağı ilkesine göre bilirkişiye hesaplattırılması gerekeceği-
Şikayetçi 3. kişinin, borçlunun tahliyesi için başlatılan takipte, tahliyesi istenen gayrimenkulün kendileri tarafından kullanıldığını, ilama konu dava tarihi öncesinden beri burayı işlettiklerini ileri sürerek takibin durdurulmasını talep ettiği davada, şikayetçi İİK mad. 27'de belirtilen nitelikte bir belge ile işgalde haklı olduğunu ispatlayamadığından tahliye ilamının kendisine karşı infazının yapılmasında bir usulsüzlük bulunmayıp şikayetin reddi gerekiği-
HMK.nun 26.maddesi gereğince hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği ve bu durumun kamu düzeniyle ilgili olduğu-
Tebligatı çıkaran merci tarafından adres kayıt sistemine ilişkin olarak şerh verilmeden dağıtıcı tarafından 21/2. maddesine göre tebliğ işleminin yapılamayacağı-
Taraflar arasında yurt hizmeti verilmesi için sözleşme düzenlendiği, sözleşmede kararlaştırılan bedelin taksitler halinde ödenmesi hususunda anlaşmaya varıldığı halde tek bir senet halinde kambiyo senedi düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmadığı gibi tarafların da kabulünde olup, davalının bu senet nedeniyle yapılan takip üzerine senedin iptali, bu takip ve senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve takibin iptali talebinde bulunduğu, mahkemece senedin iptaline karar verildiğine göre takip nedeniyle borçlu olunmadığı yönünde ayrıca ve açıkça gerekçesiyle birlikte hüküm kurulması gerektiği-
Mirasçılık belgesinin ipkası talep edildiği ve mahkemece bozma öncesi hükümde iş bu mirasçılık belgesinin ipkasına karar verildiğinden, bozma ilamına uyularak verilen kararda ipkası talep edilen mirasçılık belgesi hakkında olumlu olumsuz karar verilmesi gerekeceği-