Davacı vekilinin, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin ihraç edildiğini, açtıkları dava sonunda ihraç kararının iptaline karar verildiğini ileri sürerek, davacının aidat borcu belirlenerek davalı kooperatife ödeme yapılmak üzere süre verilmesini, ödeme sonrasında davalı kooperatif adına tescilli bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesine talep ettiği davada; davalı kooperatifin hiç bir aşamada davanın reddine karar verilmesini istemediği, aşamalardaki beyanlarında davacının geçmiş aidat borçlarını ve gecikme faizlerini ödemesi yanında, bu ödemenin diğer kooperatif ortaklarının ödemesine eş değer tutarda ve karar tarihine kadar oluşacak diğer borçları da karşılayacak biçimde belirlenmesi gerektiğini bildirdiği de dikkate alınarak, mahkemece bilirkişiden karar tarihine en yakın tarih itibariyle davacının kooperatife ödemesi gereken aidat borçları ile bunun fer'ilerinin ve varsa diğer borçların belirlenmesi için rapor alınması ve davacıya bu tutarı ödemesi için süre verilmesi; bu gerekliliğin yerine getirilmesinden sonra tescile karar verilmesi gerektiği-
Borçlunun talebinin emekli maaşının 1/4'ünden fazlasına konulan haczin kaldırılması olduğundan, bu hali ile talebin İİK'nun 82/1. maddesi ile 5510 sayılı Yasa'nın 93. maddesine dayalı haczedilmezlik şikayeti olduğu-
İcra takibine konu alacağın Yargıtay bozma ilamına rağmen davalı yanca ödenmiş olmasının mevcut uyuşmazlık karşısında hukuki bir değeri olmayıp, mahkemece, maddi hukuk yönünden inceleme yapılarak, davacının alacağının belirlenmesi ile davalının yapmış olduğu ödemelerin tespit edilerek infazda tereddüt oluşmayacak şekilde ve HUMK'nın 74. maddesi uyarınca taleple bağlı kalınarak, asıl alacağa konu miktar üzerinden talebin kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın konusuz kaldığından bahisle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru görülmeyeceği-
Kendisine konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının tazminat istemine ilişkin davada, hemen hemen aynı tarihlerde inşaatlarına başlanan diğer grup üyelerine konutları verilmesine rağmen davacının da içinde bulunduğu üye grubuna konut teslimi mümkün olmadığından, hesaplama formulünün ön koşulunun gerçekleştiğinin ve davacının konut yerine tazminat talep etme hakkı doğduğunun kabulü gerekeceği- Mahkemenin verdiği karar, davalı vekilince temyiz edilmemiş olup, yerel mahkemenin Dairemizin tahsis edilemeyen konut yerine verilmesi gereken tazminatın hesaplanma yöntemiyle ilgili olarak bozma ilamına uyulmasıyla davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olacağı-Kendisine konut tahsis edilmeyen kooperatif ortağının tazminat istemine ilişkin davada, hemen hemen aynı tarihlerde inşaatlarına başlanan diğer grup üyelerine konutları verilmesine rağmen davacının da içinde bulunduğu üye grubuna konut teslimi mümkün olmadığından, hesaplama formulünün ön koşulunun gerçekleştiğinin ve davacının konut yerine tazminat talep etme hakkı doğduğunun kabulü gerekeceği- Mahkemenin verdiği karar, davalı vekilince temyiz edilmemiş olup, yerel mahkemenin Dairemizin tahsis edilemeyen konut yerine verilmesi gereken tazminatın hesaplanma yöntemiyle ilgili olarak bozma ilamına uyulmasıyla davacı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuş olacağı-
Borçlunun meskeniyet şikayeti ile ilgili HMK m. 26. gereği taleple bağlılık ilkesi gereğince olumlu veya olumsuz bir karar verilmeden hüküm tesis edilemeyeceği-
Alacaklının talebini aşar şekilde, takip tarihinden sonraki dönemde uygulanması istenen faiz oranlarının da üzerindeki oranlarla tahsile neden olacak şekilde takibin devamı yönünde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
6100 sayılı HMK'nun 26. maddesine göre hakim taleple bağlı olduğu ve talepten fazlasına veya başka bir şeye karar veremeyeceği-
Davalı yan boşanma ile sona eren evlilik birliği içinde edinilen taşınmazın muristen intikal eden taşınmazın satımından elde edilen para ile satın alınan kişisel mal olduğu iddiasında bulunmuş, davalı gösterdiği delillerle iddiasını ispat edememiş ve ayrıca, taşınmazın davacı tarafından davalıya hibe edildiği de ileri sürülmediği gibi, davacının anlatımı ve dosya kapsamından davacının bu amaçla hareket ettiği sonucuna varmak da mümkün bulunmadığından, TMK'nun 222/son maddesi gereğince taşınmazın edinilmiş mal olduğunun kabulü gerekeceği-
Mükerrer olan takiplerden, ilk takipte icra emrinde ilama aykırılık var ise borçlunun her zaman bunu ileri sürebilmesi mümkün olduğundan ve taleple bağlılık ilkesi de dikkate alınarak mahkemenin ilk takipteki alacak miktarlarının ilama uygun olmadığı şeklindeki yorumu ve gerekçesi yerinde olmayıp mükerrer takibin iptaline karar verilmesi gerekirken, ilk takibin iptaline karar vermesinin isabetsiz olduğu-
