Davalı borçlunun konkordato istemi ile açtığı dava da "aktifi pasifinden fazla olduğu için" reddedilmiş olup borçlunun, mevcut mal varlığı karşısında, aciz halinde olup olmadığı, dosyada mevcut haciz tutanaklarının geçici aciz belgesi niteliğinde kabul edilip edilemeyeceği tartışılarak, aciz halinin varlığı halinde tasarrufun iptaline ilişkin davanın esastan incelenmesi gerektiği-
Konkordato mühleti verilebilmesi için, konkordato talebinin başarı ihtimalinin bulunması gerekeceği, mühlet talebinin alacaklılara zarar verebileceği durumlarda 'red talebinin reddine' karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu aracın satış tarihinde gösterilen değeri ile bilirkişi tarafından belirlenen değeri arasında bir mislini aşan oransızlık bulunduğundan, tasarruf İİK. mad. 278/2 uyarınca "bağışlama" hükmünde olduğu- Davalı borçlunun konkordato talebi, yani ekonomik durumu, davalı alıcı tarafından bilindiğine göre, dava konusu tasarruf işleminin İİK. mad. 280/1 maddesi hükmü gereği batıl olup, iptale tâbi olduğu
'Mahkemelerden verilmiş iflâs ve konkordatoya ilişkin hüküm ve kararlar'ın temyizen Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nce; 'konkordato mühleti istemi üzerine icra mahkemesince verilen hüküm ve kararlar'ın ise Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nce inceleneceği-
Alacaklılar tarafında konkordato talebine itiraz edilmiş olması halinde mahkemece 'tasdik şartları yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılarak' varılacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği–
Her ne kadar -4949 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik sırasında- İİK. 286'daki "dürüstülk koşulu" kaldırılmışsa da, aynı maddede "projenin alacaklıları zarara sokmak kasdından ari olması" koşulunun öngörülmüş olması ve İİK. 308'de "konkordatonun kötüniyetle muallel olması halinde mahkemeden tamamen feshinin istenebileceği"nin korunmuş olması karşısında, konkordato talebinin "iyiniyet kurallarına aykırı ve alacaklılara zarar vermek amacıyla yapılmaması" gerektiği–
İİK.'nun değişiklikten önceki 285/son maddesinde yer alan 'mevcut malları ve alacakları, borçlarının en az %50'sini ödemeye yetişmeyen borçlunun konkordato isteyemeyeceği'ne dair koşulun, 4949 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sırasında yürürlükten kaldırılmış olduğu–
Konkordato komiserliği görevini yürüten kişinin görevini kötüye kullanması nedeniyle tahsil edilemeyen alacağın ödetilmesi için ilgilinin açıkça kişisel kusuruna dayanılarak açılacak olan davanın genel mahkemede görüleceği, bu durumda Anayasa'nın 129/5. hükmünün uygulanmayacağı-
İİK'nun 304. maddesi gereğince, konkordatonun tasdikinin sadece paraya çevrilmemiş olan hacizleri hükümden düşüreceği, bu nedenle icra mahkemesince 'mehil verilmesinden önce icra veznesine giren paraların alacaklıya ödenmesine ilişkin istemin kabulüne' karar verilmesi gerekeceği–
Borçlunun itiraz ettiği alacakların "nizalı alacak" olarak işlem görmesi gerekeceği-