Somut olay değerlendirildiğinde; her ne kadar Mahkemece, ceza dosyasında dava dışı .... yönünden özel belgede sahtecilik suçu açısından zamanaşımından düşme verildiği ve kararın kesinleştiği, eğitim programlarının uygulandığı ve gerekli ödemelerin yapıldığı, davacı kurumun zarara uğradığını ispat edemediği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de; taraflar arasında imzalanan sözleşme hükümlerinin tarafları bağladığı, taraflar arasında 26.04.2011 tarihinde imzalanan sözleşmeye konu eğitimin verildiği ve iptal edilmediği anlaşıldığından sözleşmenin feshi mümkün olmasa da, davalı şirket yetkilisi .. hakkında özel belgede sahtecilik suçundan dolayı yapılan yargılama sonucunda verilen kararın kesinleştiği, davalı şirket tarafından sözleşmenin 9/3 maddesine aykırı davranıldığı anlaşıldığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın reddine karar karar verilmiş olmasının doğru görülmediği-
"Yapay piyasa oluşturulduğu" iddiasına konu işlemlerde, "davacının, (davalı) müşterileri adına olup uhdesinde yer alan hesaplar üzerinden, müvekkili nezdinde riske neden olacak şekilde (davalı) çalışanı vasıtasıyla diğer davalılarla el ve iş birliği içinde hareketle yapay piyasa oluşturulmak suretiyle işlem yapıldığı ve bu şekilde haksız fiilde bulunulduğu" ileri sürüldüğünden, davalılara husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu- Davacının ileri sürdüğü yapay piyasa oluşturma eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığından, mahkemece öncelikle, davacıya ne gibi bir zararının oluştuğu hususu açıklattırılarak eldeki davada hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği- Davacının hukuki yararının mevcut olduğuna kanaat edilmesi hâlinde, ileri sürülen iddia ve ortaya konulacak zarar doğrultusunda bilirkişilik yapmaya ehil ve aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınıp bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davaları birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiği- "Davalıların pasif husumetlerinin bulunmadığı" şeklindeki karşı görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
Muteriz borçlu tarafından ileri sürülen silahla kaçırılmak suretiyle senedin zorla imzalatıldığına ilişkin vakıanın, ağır ceza mahkemesinin yargılama sürecinde ortaya konulduğu ve Yargıtay ....... Ceza Dairesinin bozma ilamı ile de söz konusu maddi vakıanın kesinleştiği, bu tespitin Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesine göre hukuk hakimi açısından bağlayıcı olduğu anlaşılmakla, takibe konu bonodaki muteriz borçlu adına atılı imzanın borçlu yönünden bağlayıcı olmadığının kabulü gerekeceği, o halde; muteriz borçlunun borca itirazının kabulü gerekeceği-
"Kanatçı Muhtarın Yeri" markasına tecavüz iddiasıyla açılan davada; ceza mahkemesinin "iltibas oluşmadığı" gerekçesine dayalı beraat kararının hukuk hakimini bağlamayacağı ve markaya eklenen "Halis" ibaresinin karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmayacağı-
Davalının, davacı şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu süre içerisinde şirket aktifinde kayıtlı olan ve bedeli davacı şirket tarafından ödenen taşınmazları, dava dışı Ö. Kuzu'ya davacı şirketi temsilen devretmiş olması ve temlik sonrası elde edilen bedeli davacı şirkete aktarmamış olmasından dolayı şirkete karşı sorumlu olduğu-
Ceza dosyası ile eldeki davada yer alan deliller kapsamında kusur oran ve aidiyetleri yeniden belirlenerek varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Uyuşmazlık; davalıya yapılan fazla ve yersiz ödemenin tahsili istemine ilişkindir...
Davalının cins köpeği bahçede serbestçe dolaşmasına izin vermesi, özen ve gözetim yükümlülüğün ihmali niteliğinde olup olay tarihinde 11 yaşında olan davacının duvarla çevrili bulunan bahçeye kilitli olmayan kapıyı açarak girmiş olmasının, davalının sorumluluğunun illiyet bağını kesecek boyutta bir hareket olarak kabul edilemeyeceği-
Asıl davanın, dava tarihi itibarıyla davalılardan anonim şirketinin %95 hissesinin, bu hisseler karşılığında düzenlenen muvakkat ilmühaberlerin mülkiyetinin davacı şirkete ait olduğunun, davalı üçüncü kişinin pay defterine İcra Müdürlüğünce yapılan kaydın geçerli ve bağlayıcı olduğunun tespiti istemine ilişkin olduğu, davaya konu hisse senetleri davacının borcundan dolayı kesinleşen icra takibi sonucunda -ilk ihale tebligat usulsüzlükleri nedeniyle iptal edilmiş olmasına rağmen- iptaline karar verilen bu ihale ile hisseleri satın alan ve davacı tarafça kötüniyetli oldukları ispatlanamayan, ihale alıcısı emin sıfatı ile zilyetten edinen iyiniyetli üçüncü kişi konumunda olan davalıların bu kazanımlarını etkilemeyecek olmasına göre mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olduğu- Ceza mahkemesi kararında, davacı tarafından davalı tarafa karşı ileri sürülen maddi vakıaların hukuka aykırılığına yönelik olarak tereddüde mahal vermeyecek düzeyde açık bir tespite yer verilmediği, sadece davalı şirketlerin yöneticilerinin fiilleri hakkında isnat edilen suçlar yönünden yapılan değerlendirme ile delil yetersizliği sonucu atılı suçların davalı şirketlerin yöneticileri tarafından işlendiğinin sabit olmaması ve suçların unsurları itibarı ile oluşmadığı nedenine dayalı olarak beraat kararı verildiği, ceza mahkemesi kararının eldeki davaya bir etkisinin bulunmadığı- “İhalenin feshi kararlarının kesinleşmesiyle birlikte davalının iyiniyetli zilyet ve malik sayılmasının mümkün olmadığı, davalının sonradan iptal olunan ihale ile elde ettiği davalı şirket hisselerinin %56’sını üçüncü kişiye, %33,5’ini dördüncü kişiye çok kısa sürede devrettiği, anılan şirketlerin geçmişte hiçbir liman işletme tecrübesi, yeterli personeli bulunmayan ve oldukça düşük sermayeli şirketler olduğu, devir öncesinde ticari teamüllere aykırı şekilde hiçbir hukuki ve iktisadi inceleme (due diligence) raporu alınmadığı, hisse alım satımına ilişkin para trafiğine rastlanmadığı, davalıların hayatın olağan akışına aykırı, kötüniyetli ve muvazaalı olarak birlikte hareket ettiklerine dair ciddi ve haklı itiraz ve iddiaları dikkate alınmadığı, üçüncü kişiler arasındaki muvazaanın her türlü delille ispat edilebileceği, delil yetersizliği sebebiyle verilen beraat kararlarının hukuk mahkemelerini bağlamayacağı, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından olayın hukuki ihtilaf olduğu ve değerlendirmenin hukuk mahkemeleri tarafından yapılması gerektiğinin ifade edildiği gözden kaçırılarak, iyiniyetin sonuca etkisi tartışılmaksızın, genel mahkemeler açısından bağlayıcılığı olmayan icra hukuk mahkemesi kararına dayanarak davalı şirketlerin hisse senetlerini iktisapta iyiniyetli sonraki müktesip oldukları kabul edilerek davanın reddine karar verilmesinin yerinde görülmediği gerekçesiyle direnme kararının bozulması gerektiği” görüşü ileri sürülmüş ise de, bu görüşün Kurul çoğunluğunca benimsenmediği-
Uyuşmazlık, davalının haksız eylemleri nedeniyle davacının maliki olduğu taşınmazı kiraya verememesi nedeniyle uğradığını iddia ettiği kira kaybına dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir...