Asıl ve birleşen dosyada davalıların verilen ilk kararı temyiz etmedikleri, bu durumda bozma ilamı öncesi verilen kararda kesinleşen hususların asıl ve birleşen davada davacı lehine "usulü kazanılmış hak" oluşturacağı dikkate alınmaksızın, davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği-
İhale konusu aracın takyidat bilgisinde birden çok haciz bulunduğundan ve sat bedeli bütün alacaklıların alacağının karşılanmasına yetmediğinden İİK'nin 140. maddesi gereğince sıra cetveli yapılmasının zorunlu olduğu- Takip alacaklısının yediemin alacağının mı yoksa motorlu taşıtlar vergisinin mi öncelikle ödenmesi gereken bir alacak olduğu hususların ise sıra cetveli yapılmasından sonra tartışılabilecek hususlar olduğu-
Şikayetçi vekilinin taşınmaz satış bedelinin şikayet olunanlar arasında paylaştırıldığını, kendi hacizlerinin de sıra cetvelinde yer alması gerektiğini ileri sürerek, sıra cetvelinin iptalini talep ettiği, şikayet olunanlar arasında "hacze iştirak" nedeniyle bir şikayet bulunmadığına ve müşteki Bankanın hacizlerinin de şikayet olunan iki şirketten sonra olduğu tespit edildiğine göre şikayetin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun banka hesabında bulunan 29.069,18 TL üzerine haciz konulmasına rağmen ancak sıra cetvelinin 20.937,00 TL üzerinden yapıldığı, bu bedelin vergi dairesine olan borç miktarı olduğu, ayrıca garame hesabının yanlış yapıldığı, dolayısıyla sıra cetvelinin iptali gerekeceği-
Uyuşmazlığın, şikayet edenin "sıra cetvelinde ilk sırada garameye girmesi gerektiği" iddiasından doğduğu - Şikayet dilekçesinde, şikayet eden, davalıların sırasına itiraz etmeyip 'kendisinin de 1.sırada yer alması gerektiğini' iddia ettiğine göre; şikayet olunanların takip dosyalarının hacze iştirak şartlarını taşıdığı hususu incelenmeden, şikayet edenin alacağının 1.sırada yer alıp alamayacağının belirlenmesi gerektiği-
Kural olarak muvazaalı tasarrufun, diğer alacaklı lehine yapılan borçlandırıcı işlemden sonraki tarihi taşıması gerekeceği, daha önce doğan alacağın, daha sonra doğan alacak için muvazaa oluşturamayacağı- Sıra cetveline itiraz davasında, davacı tarafın, takibine dayanak bononun ancak davalı alacağının doğumundan önceki tarihli bir ticari ilişkiye dayandığının belgelendirilmesi halinde, davalı alacağının önceliği hususunun bertaraf edilebileceği ve ispat yükü kendisinde olan davalının haczinin gerçek bir alacağa dayandığının ispatı gerektiği-
Motorlu Taşıtlar Vergisinin muhafaza masraflarından önce ödenip ödenmeyeceği hususu icra mahkemesinde şikayet yoluyla çözülebilir ise de yediemin ücretinin miktarı yani yediemine ödenen ücretin sıra cetveline ödenen kadar olup olmadığının genel mahkemelerde yapılacak yargılama sırasında çözümlenebileceği, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre de muhafaza masraflarının tespitinde yedieminin kendi tarifesi değil Adalet Bakanlığı'nca belirlenen tarifenin uygulanacağına ilişkin bu belirlemenin genel mahkemelere ait olacağı-
Haciz sıra cetvelinde işçi alacağının İİK. mad. 100'deki koşulları taşıması halinde, ilk hacze iştirakin mümkün olduğu ve bu durumda aynı derecede hacze iştirak eden alacaklılar arasındaki sıralamanın İİK. mad. 206 uyarınca yapılacağı- Haciz sıra cetvelinde, imtiyazlı işçi alacağının belirlenmesinde, esas alınması gereken sürenin, İİK. mad. 140/3 uyarınca, hacizden önceki bir yıllık süre olduğu- İşçilerin hacizden önceki bir yıl içerisinde tahakkuk etmiş ihbar ve kıdem tazminatları dahil iş ilişkisine dayanan tüm alacaklarının, hacze iştirak halinde birinci sırada pay alacağı, buradaki bir yıllık sürenin tespitinde, İİK. mad. 206/5 uyarınca, işçi alacağı hakkında açılmış olan davanın devam ettiği sürenin hesaba katılmayacağı-
İstinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, kararda re'sen gözetilmesi gereken kamu düzenine aykırı bir durum varsa, istinaf nedenleri ile bağlı olmaksızın inceleme yapılacağı-
Davalı şirketin ihtiyati haciz tarihinin önce olmasına rağmen, bu haciz kesinleşmeden ... Bankası haczi kesin hale geldiği için İİK 268 maddesi uyarınca ... Bankası haczine iştirak edebilirse de takibe dayanak belgenin kanunun 100. maddesinde sayılan belgelerden olmaması sebebiyle somut olayda buna imkanın olmadığı-