Davacı tarafın, dava dilekçesinde her ne kadar aciz vesikasından söz etmiş ise de olayların açıklanması kısmında İİK. hükümlerinin benzetme yoluyla uygulanmasını istemiş ve hukuki sebepler bölümünde de muvazaa hükümlerine dayandığı ; cevaba cevap dilekçesinde dahi davanın Borçlar Kanunu kapsamında açılmış olduğunu sarih olarak belirttiği; davanın muvazaa hükümleri kapsamında değerlendirilip buna istinaden taraf delillerinin toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının dayanağı icra takip dosyasında alacağın kaynağı olarak gösterilen çeklerin keşide tarihlerinin tasarruf tarihinden sonra oldukları, böylece davacının alacağının satış işleminden sonra olduğu, bu durumda mahkemece davanın BK. 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaa hukuksal nedenine dayalı satış sözleşmesinin iptali isteğine ilişkin olduğunun kabulü ile taraflardan bu yönde delillerinin istenilmesi ayrıca davacının alacağının, icra takibine konu olan çeklerin keşide tarihlerinden  önceki bir hukuki veya ticari ilişkiden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda varsa kanıtlarının istenilmesi, ondan sonra toplanan ve toplanacak olan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği-
Davacının talebinin katkı payı alacağından kaynaklanmadığı, BK.nin 18. maddesinden (muvazaa) kaynaklanan iptal davası niteliğinde olduğu anlaşıldığından, Borçlar Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlığın genel hükümlere göre Asliye Hukuk Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekeceği-
BK.nin 18. maddesinden kaynaklanan iptal davası niteliğindeki davanın asliye hukuk mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekeceği-
Muris muvazaası mümkün olmadığı takdirde tenkis hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davada, uyuşmazlığın TBK. mad. 19 kapsamında değerlendirilip çözümlenmesi gerektiği- Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirlerinin devir tarihi itibariyle görevli resmi makâmlarca yapılması gerektiği-
Davacı tarafından davalı borçlu hakkında icra takibi yapılmamış ise de, dava dilekçesinde "davalı hakkında tazminat davası açtığını ve bu nedenle kendisine ait taşınmazları alacaklılarından mal kaçırmak amacıyla diğer davalılara sattığı" ileri sürerek "yapılan satışın ve tapunun iptali"ni talep etmiş olan davacının açmış olduğu davanın TBK.nun 19. maddesine göre genel muvazaaya dayalı tapu iptal ve tescil istemi doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiği-
Saklı pay  sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini herhangi  bir zamanaşımı  veya  hak düşürücü  süreye  tabi  olmaksızın  her zaman isteyebileceği-Muris muvaazasında sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaşabilmek için davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılması gerektiği ve bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesinde büyük önem taşıdığı, bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluğun olması gerektiği-
3.kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesini önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekeceği, TBK mad. 19'a dayalı muvazaa davalarında davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek olmayacağı- Muvazaa davalarında iddianın taşınmazın aynına ilişkin olmadığı, alacağın tahsiline yönelik bulunduğu gözetilerek bu durumda İİK 283/1 maddesinin kıyasen uygulanması, iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi yönünde hüküm kurulması gerekeceği
Davanın yazılı usule göre yürütülecek olmasından dolayı genel hükümlere tabi ticari nitelikteki işletmenin devrine ilişkin ve tacir olan davalı taraflar arasındaki tasarrufun iptali istemine ilişkin olduğundan ticaret mahkemesinde yürütülüp sonuçlandırılması gerektiği-
İhtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvuru imkanının bulunmadığı (HMK. ma. 362)- Boşanma davası ve katkı payından dolayı alacak davasının devam ederken davalının üzerine kayıtlı taşınmazları kardeşi ve annesine satmasına yönelik tasarrufların iptali için açılan davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği-