Borçlar Kanunu'nun genel muvazaa hükümlerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarında tapu kaydına işlenen şerhin taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemeye yönelik HUMK m. 101 ve HMK m. 389 vd. maddeleri kapsamında konulmuş bir ihtiyati tedbir olduğu; bu kararın İİK'nın 281/2. maddesi anlamında bir ihtiyati haciz niteliği taşımadığı ve dolayısıyla sıra cetvelinde haciz gibi rüçhan hakkı kazandırmayacağı-
Uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nispi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türü olduğu, söz konusu muvazaa da miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istediği, ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devrettiği, bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun 706., Türk Borçlar Kanunu'nun 237. (Borçlar Kanunu'nun 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebileceği-
Dava ister BK.nın 18.(yeni BK.19.md) uyarınca muvazaaya dayalı tapu iptal, is­ter İİK.nın 277 ve devamı maddleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olsun davacı taraf bir alacağa dayanarak iptal isteğinde bulunmuş ise bu alacağın tasarruf tarihinden önce doğmuş olması gerektiği- Davacı tarafın alacağının kaynağı haksız eylem (öldürme) olup, borcun doğum tarihinin de bu haksız ey­lemin işlendiği tarih olması gerektiği-
TBK' nın 19.maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal davasında, alacağın doğumu iptali istenen tasarruftan önce olduğundan davanın esasına girilerek tasarrufun muvazaalı olup olmadığının mevcut delillere göre değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
"Taraflarca ileri sürülen maddi olguların hukuki değerlendirilmesi ile uygulanacak yasa maddelerinin tespitnin hakimin doğrudan görevi olduğu; TBK.nun 19. maddesi gereğince açılmış muvazaa hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin davada, davacının muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürdüğü ve iddiasını kanıtlaması halinde İİK. mad. 283/1 kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacının taşınmazların haciz ve satışını isteyebilmesi  yönünden hüküm kurulması gerektiği"ne değinen bozma ilamı üzerine,  dava konusu satış işleminin gerçek bir satış olduğu, davalı üçüncü kişinin bankadan kredi kullanarak davalı borçluya borç verdiği, davalı borçlunun bu para ile davacılarla arasındaki senetlerin bir kısmının ödemesini gerçekleştirdiği, borçlunun abisinden aldığı borcu ödeyememesi sebebiyle dava konusu taşınmazın devrinin gerçekleştirildiği, taşınmazın devrinden sonra davalı üçüncü kişinin taşınmazda tamirat yaptırarak tanık beyanlarında belirtildiği ve taşınmazın intifa hakkı sahibi davalıların annesi tarafından kullanıldığı, satış işleminin muvazaalı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davacı şirketin toplam 4 kez ticari ünvanında değişiklik yapması, davacı şirketin bir dönem ortağı olan ... yetkilisi ... arasında baba-oğul ilişkisi bulunması ve yine dava dışı ... tarafından ...e vekalet verilmesi organik bağı ispata yeterli olmadığından tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanamayıp davalının borçtan sorumlu tutulamayacağı-
TBK'nun 19. maddesine dayalı olarak muvazaa nedeniyle  tasarrufun iptaline ilişkin açılan davada, borçlunun veya mirasçılarının hukukunun etkileneceği, iptali istenilen tasarruf işlemlerini yapan borçlunun davadan önce öldüğü anlaşıldığından, borçlunun mirasçılarının davaya dahil edilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği-
Davanın TBK'nun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkin olduğu- Dava konusu tasarrufun, tasarruf tarihindeki değeri, takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan daha düşük olan tasarruf değeri üzerinden davacı yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti hesaplanmasının doğru olmadığı-
Davacının, dava dışı X şirketi ile kar payı ortaklık sözleşmesi yaparak sessiz ortak olup bir miktar para yatırdığı- Ortaklık sertifikası aslını düzenleyen dava dışı Y ile davalı şirketlerin X Şirketler topluluğuna dahil şirketler olup, tüzel kişilik perdesinin aralanması kuralı gereği davalıların sorumluluğunun söz konusu olduğu-
Ölünceye kadar bakıp gözetme sözleşmesiyle, bakım alacaklısının, sözleşme konusu malın mülkiyetini bakım borçlusuna geçirme; bakım borçlusu da bakım alacaklısına yasanın öngördüğü anlamda ölünceye kadar bakıp gözetme yükümlülüğü altına gireceği- Bakıp gözetme koşulu ile yapılan temliki işlemin geçerliliği için sözleşmenin düzenlendiği tarihte bakım alacaklısının özel bakım gereksinimi içerisinde bulunmasının zorunlu olmadığı, bu gereksinmenin sözleşmeden sonra doğması ya da alacaklının ölümüne kadar çok kısa bir süre sürmüş bulunması da sözleşmenin geçerliliğine etkili olamayacağı, bu tür sözleşmeye dayalı bir temlikin de muvazaa ile illetli olduğunun ileri sürülmesinin her zaman mümkün olduğu, böyle bir iddia karşısında, tarafların akitteki gerçek ve müşterek amaçlarının saptanması, bakım alacaklısının temliki işlemde bakıp gözetilme koşulunun değil de, bir başka amacı gerçekleştirme iradesini taşıdığı belirlenirse, bu takdirde akdin ivazlı (bedel karşılığı) olduğundan söz edilemeyeceği; akitte bağış amacının üstün tutulduğu sonucuna varılacağı-Miras bırakanın, ölünceye kadar bakıp gözetme karşılığı yaptığı temlikin muvazaa ile illetli olup olmadığının belirlenebilmesi içinde, sözleşme tarihinde murisin yaşı, fiziki ve genel sağlık durumu, aile koşulları ve ilişkileri, elinde bulunan mal varlığının miktarı, temlik edilen malın, tüm mamelekine oranı, bunun makul karşılanabilecek bir sınırda kalıp kalmadığı gibi bilgi ve olguların göz önünde tutulması gerekeceği-