Hükümde "B.ye ... TL'nin davacıya iadesine" yerine " ... davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına" yazılmasın halinde, mahkemece yapılacak olan düzeltmenin "hükmün tashihi" niteliğinde olduğu- HMK. mad 33 uyarınca, mahkemece istemin reddi yerine hükmün tashihine karar verilmesi gerektiği-
Artık değere katılma alacağı ve katkı payı alacağı isteğine ilişkin davada tarafların sulh oldukları görüldüğünden, sulh yapılan konular hakkında Mahkemece hüküm kurulması gerekirken dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına şeklinde karar verilmesinin hatalı olduğu-
Ölüm nedeniyle sona ermiş evlilikte ölen eşin mirasçısı tarafından açılmış mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin davanın aile mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Elbirliği ( iştirak ) halinde mülkiyete, tbir ortağın tek başına dava açabileceği, ne var ki, davaya devam edebilmesi için öteki ortakların olurlarının alınması veya miras şirketine atanacak temsilci aracılığı ile davanın sürdürülmesi gerektiği-
TBK'nun 19.maddesi gereğince muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkin davada, mahkemece tasarruf tarihi itibarıyla davalı şirketin davacı idareye borcu bulunmadığı belirlenmişse de, davacı idare tarafından gönderilen mükellef borç listesi dikkate alındığından, davalı şirketin tasarruftan önce vergi borcu olduğunun kabulü gerektiği- Ticaret Sicil Kayıtlarından davalı 3. kişinin davalı borçlu şirketteki hisselerini davacı idarenin alacağının doğduğu tarihten sonra devrettiği ve şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, dava konusu taşınmazı hisse devri karşılığı almış olduğunu savunması, taşınmaz üzerinde fabrika bulunması gibi maddi ve hukuki olgular gözönüne alındığında, dava konusu taşınmaz devrine ilişkin tasarrufun muvazaalı olduğunun kabulü ile İİK'nun 283/1 maddesi kıyasen uygulanarak davacı idareye tasarruf tarihine kadar olan alacak ve ferileriyle sınırlı olarak anılan taşınmaz üzerinde haciz ve satış yetkisi verilmesine karar verilmesi gerektiği-
Davanın TBK'nin 19. maddesi gereğince değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın tasarrufun iptali davası olarak nitelendirilmesi ve delillerin bu doğrultuda değerlendirilmesi isabetli görülmediğinden kararın bozulması gerekeceği-
Talep edilen Amerikan doları (USD) cinsinden alacağın dava tarihindeki Türk lirası karşılığı ile katılma alacağı üzerinden hesaplanan toplam alacak tutarı üzerinden alınması gereken nisbi karar ve ilam harcının ¼ ü oranındaki peşin kısmının tamamlatılmadıkça davanın esasına girilemeyeceği-
Hukuki sebeplerden bir tanesinin öteki hukuki nedenin incelenmesine olanak verir nitelikte bulunduğu sürece önem ve lüzum derecesine göre birden fazla hukuki sebebin aynı davada inceleme ve araştırma konusu yapılabileceği- Tapu Sicili Tüzüğünün mad. 16 hükmüne göre tarafların resmi senetteki imza yerine "okudum" ibaresini yazdıktan sonra imza yerlerini imzalayacakları ve mad. 17 uyarınca taraflardan biri veya birkaçının okuma yazma bilmemesi durumunda işlemlerde iki tanık bulundurulacağı- Taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşmenin bağlayıcı sayılmayacağı- Hilenin her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılmasının hiç bir şekle bağlı olmadığı- Uyuşmazlığa konu sözleşme aslının getirtilerek sözleşme sayfasında davacının imzası yerindeki "okudum" şeklindeki yazının kimin eli ürünü (davacıya mı yoksa bir başkasına mı ait) olduğunun Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla tespit ettirilmesi, sahte olmadığının saptanması hâlinde davada dayanılan diğer hukuki neden olan yolsuz tescil ( davacının okuma yazma bilip bilmediği dolayısıyla sözleşmenin iki tanık huzurunda yapılıp yapılmaması gerektiği) üzerinde durulması, davacının okuma yazmasının bulunup bulunmadığının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde açıklığa kavuşturulması, sözleşmenin resmiyete uygun olduğunun belirlenmesi hâlinde ise davada dayanılan diğer hukuki neden olan hile üzerinde yukarıda değinilen ilkeler ışığında gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, davacının temliki işlemi öğrendiği tarihin duraksamaya yer vermeyecek biçimde saptanması, taraf delillerinin eksiksiz toplanması, toplanan ve toplanacak olan delillerin birlikte değerlendirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı-
Her ne kadar talep açıklama dilekçesinde ihbar tazminatının sehven yazıldığı şeklinde bir beyanda bulunmuşsa da dava dilekçesinde iş sözleşmesinin davacı işçi tarafından haklı nedenle feshedildiği şeklinde bir açıklamanın olmadığı, aksine iş sözleşmesinin davalı işverence haksız şekilde feshedildiği iddiasının mevcut olduğu, böyle olunca talep açıklama dilekçesindeki ihbar tazminatı sehven istenmiştir iddiasına değer verilemeyeceği, mahkemece bu hususlar gözetilmeksizin davacının ihbar tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekirken bu konuda hüküm kurulmamasının ve talebin reddi nedeniyle davalı taraf yararına avukatlık ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğu-
Hukuki nitelendirmeyi yaparak uygulanacak kanun maddelerini belirleyecek olanın "hakim" olduğu (HMK. mad. 33)- İddianın ileri sürülüş şekline göre davanın, mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak isteğine ilişkin olduğu ve davalarda boşanmaya, evliliğin iptaline veya hakim tarafından mal ayrılığına karar verilmesi durumunda bu davaları sonuçlandıran yer mahkemelerinin yetkili olduğu (TMK. mad. 214/2) ancak bu yetki kuralı kesin nitelikte bulunmayıp HMK. mad. 19/2 ve 116 uyarınca cevap süresi içinde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerektiğinden, itiraz bulunmaması halinde mahkemece res'en yetkisizlik kararı verilemeyeceği-