Yolun kullanılan kısmının yanındaki 850 m2 büyüklüğünde olan ve krokisinde B olarak gösterilen kısmın, yolun şekli ve geçtiği güzergah nedeniyle, yüzey şeklinden dolayı kullanılamaz duruma getirildiği anlaşıldığından, B harfi ile gösterilen yere ilişkin de haksız kullanım nedeniyle belirlenecek ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
Davalının müdahaleye konu yeri davacının muvafakati ile kullandığı, dava açılmakla muvafakatin geri alındığı anlaşıldığından davalının kötüniyetli olduğunun söylenemeyeceği, hâl böyle olunca, ecrimisil isteği bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. (1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Kararına göre geçersiz sözleşmelerde, akdin geçersizliği sebebiyle her iki taraf verdiğini geri alabileceği, davacı; TMK'nun 995. maddesi uyarınca satış bedeli ödeninceye kadar hapis hakkına sahip olup, bu satış bedeli ödeninceye kadar aynı zamanda taşınmazdan yararlanabileceği, satıcı geçerli bir sözleşme yapmadığı takdirde aldığı satış bedelini geri vermeye mecbur olduğu, bu nedenle alıcı, satıcının ferağ vermesini ister, ferağ verme yönündeki ümidi kesildiği tarihte, verdiği parayı isteme hakkı doğacağı, işte satış parasının geri verilmesi davalarında zamanaşımının başlangıcı bu ümidin kesildiği veya satışın yapılmasının imkan dahilinden çıktığı ya da tapuda devir yapma olanağının ortadan kalktığı tarih olduğu-
İstisnai haller hariç ecrimisil davalarında Türk Medeni Kanunu'nun 701 ila 703. maddeleri ve  aynı Yasanın 702/4. maddesinin gözetilmesi gerekeceği-   Ecrimisil, haksız işgalcinin mülkiyet sahibine ödemekle yükümlü bulunduğu en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan kâr olan haksız işgal tazminatı niteliğindeki ecrimisil bölünebilir nitelik taşıdığından terekedeki ortaklığı oluşturan her bir ortağın kendi payı oranında ecrimisil istemesine yasal bir engel bulunmadığı- 
Mahkemece, alanında uzman jeoloji mühendisinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak yerinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın eski hale getirilip getirilmediğinin denetime olanak verecek şekilde saptanması, eski hale getirilmemiş ise Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin bozma ilamında değinildiği şekilde tazminatın hesaplanıp taşınmazın işgal edilen bölümünün rayiç değeri de gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 6100 sayılı HMK'nın 120 (1086 sayılı HUMK'un 413.) ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin ve yıkımı istenen şeyin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Çekişme konusu taşınmazda davacı da paydaş olduğu halde taşınmazdan yararlanamadığı, payına karşılık çekişmesiz olarak kullanabileceği bölümün bulunmadığı, intifadan men koşulunun da gerçekleştiği belirlenmek suretiyle ecrimisil isteğinin kabulüne karar verilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik bulunmadığı-
Eldeki dava, davalının çekişme konusu taşınmazı fuzulen işgal ettiğinden bahisle açıldığına göre; anılan isteğin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu hükümlerinden kaynaklandığı ve uyuşmazlığın çözümünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2/1. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesinin görevinde bulunduğu-