Davacı tarafından açılan ortaklığın giderilmesi davası ile davalının intifaden men edildiği sabit olduğundan, ortaklığın giderilmesi dava dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği 09/03/2009 tarihinden, dava tarihi olan 25/05/2010 tarihine kadar hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
Kamulaştırmasız el atma nedeni ile açılan dava tarihi olan 14/06/2011 tarihinden geriye dönük hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
İddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı HUMK'nın 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı-
Asıl davada davanın 23.06.2008 tarihinde açıldığı hâlde mahkemece, dava tarihinden sonraki dönemi de kapsayacak şekilde ecrimisile hükmedilmesinin isabetli olmadığı-
Dava konusu taşınmazda davacı ile dava dışı paydaşlar arasında fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının, her paydaşın kullandığı yer bulunup bulunmadığının, çekişmeli bölümün davacının murisine ait bina (tapu kaydının beyanlar hanesinde gösterilen) olup olmadığının, dolayısıyla davalının taşınmazı kullanmasının haklı ve geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığının tespit edilmesi, davalının işgalci olduğu kanaatine varılırsa usulüne uygun ecrimisil bedelinin belirlenmesi ile hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın mülkiyet durumunu gösteren tapu (çap) kaydının Tapu Müdürlüğü'nden istenmesi, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmesi, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira paraları araştırılıp dava konusu taşınmaz ile emsalin karşılaştırmasının yapılması, içlerinde inşaat mühendisi sıfatını haiz bilirkişinin de bulunacağı heyet ile mahallinde yeniden keşif yapılması, taşınmazın bulunduğu yer ve niteliği gözetilerek yöredeki rayice göre ecrimisilin uzman bilirkişiler marifetiyle tespit edilmesi, belirlenen ilk dönem ecrimisile ÜFE oranında arttırım yapılmak suretiyle diğer dönemlerin kira bedellerinin tespit edilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre usulüne uygun tespit edilecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekeceği-
Ecrimisil, kötü niyetli zilyedin geri vermekle yükümlü bulunduğu şeyi haksız alıkoyması nedeniyle hak sahibine ödemek zorunda kaldığı bir tür haksız fiil tazminatı olduğuna göre, bu tür davalarda ancak dava tarihine kadar gerçekleşmiş olan zararın istenebileceği, dava tarihinden sonra gerçekleşmesi muhtemel zararın ayrı bir davanın konusunu oluşturacağı- Elbirliği veya paylı mülkiyette paydaşlar arasında bir şeyden kullanma yoluyla yararlanma 11.03.1950 tarih ve 11/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca semere mefhumuna girmediğinden hukuki semere sayılmayacağı, ecrimisil talep edebilmek için yararlanma isteğinin kullanana iletilmesi ve yararlanmasının engellenmesi gerektiğinin Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile de sabit olduğu-
Davacı taşınmazda 08.10.2004 tarihine kadar ½ hisse ile paydaş olup bu tarihten geriye doğru 5 yıl için ecrimisil hesabı yapılması gerekirken dava tarihi olan 18.10.2004 tarihinden geriye doğru 5 yıl için ecrimisil hesaplanması doğru olmadığı gibi, ecrimisil hesabı yapılan ilk dönem için kira parasının belirlenmesi, sonraki dönemler için ecrimisil hesabının ise ÜFE artış oranı kullanılarak bulunması yerine son dönem için belirlenen bedel üzerinden önceki dönemler için TÜFE uygulanarak hesaplama yapılmasının isabetsiz olduğu-
Ecrimisil alacağının 08.03.1950 günlü ve 22/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararına göre haksız eylemden doğan bir işgal tazminatı olduğu, kural olarak kanunun ayrık tuttuğu özel haller dışında dava tarihine kadar gerçekleşmiş olan haklar ile ilgili hüküm kurulmasının istenebileceği-  TMK'nun 718/2 maddesine göre, arazi üzerindeki mülkiyetin kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere yapılar, bitkiler ve kaynakların da gireceği-  TMK'nun 729. maddesi bu kuralın istisnalarından birisini düzenlediği, zemin ile üzerindeki bitkiler arasındaki bağlantıyı kesmiş ve aşağıdaki koşulların oluşması halinde ise bitki sahibine üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanındığı, bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerine menkul niteliği taşımayan (meyva ağaçları, asma yani bağ fidanları gibi) bitkiler dikilmiş olması gerektiği-
Davalının müdahaleye konu yeri davacının muvafakati ile kullandığı, dava açılmakla muvafakatin geri alındığı anlaşıldığından davalının kötüniyetli olduğunun söylenemeyeceği, hâl böyle olunca, ecrimisil isteği bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-