Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dava dosyasının sonucunun beklenmesi, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı-
Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirleneceği, sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerektiği-
Tarafların miras bırakanın ölümünden itibaren dava tarihine kadar davacıların davalıya bir ihtarname keşide etmediği, bir ikazda bulunmadığı gibi, tanık beyanlarına göre de murisin mirasçılarından ve bir kısım davacıların en büyük abisi olup 04.04.2010 tarihinde ölen kişinin, davacılardan ölene kadar davalıdan kira parasından pay istememelerini istediği gözetildiğinde; davalının uzun süredir devam eden kullanımına, dava açılana kadar ses çıkarmayan davacıların muvafakat ettiği ve muvafakatın dava açılmakla geri alınması nedeniyle davalının haksız işgal tazminatı ile sorumlu tutulmasına olanak bulunmadığı-
Yerinde üç kişilik uzman bilirkişi heyeti aracılığı ile yeniden keşif yapılarak davalının ölmeden önce oturduğu dairenin belirlenmesi ve bilimsel verilere uygun, hüküm vermeye elverişli bilirkişi raporu alınarak, boşanma kararının kesinleşme tarihi ile dava tarihi arasındaki dönem için hesaplanacak ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
Dava konusu edilen dairenin ecrimisil istenen ilk dönemde getireceği kira gelirinin belirlenmesi ve ilk dönem için belirlenen bu miktara ÜFE artış oranı yansıtılarak ecrimisil istenen son döneme kadar her dönem için ayrı ayrı hesaplama yapılması, hasıl olacak sonuca göre ecrimisile hükmedilmesi gerekeceği-
Davacının, eşiyle anlaşmalı olarak boşandığı, taşınmazın satışına kadar eşinin ve çocuklarının oturmasına izin verdiğini, ancak davalının alıcılara daireyi göstermediği gibi emlakçıların satılık ilanını asmalarını engellediğini,ayrıca tapuya işlettiği aile konutu şerhini kaldırmadığını,dolayısıyla satışı engellediğini ve kullanımının haksız işgale dönüştüğünü belirterek, ihtara rağmen tecavüzün son bulmadığını ileri sürerek elatmanın önlenmesine ve ecrimisile karar verilmesini istediği davada; yargılama sırasında taşınmazın anahtarının teslim edilmek suretiyle boşaltıldığını bildirdiğinden davanın konusuz kaldığı-
Somut emsal ile dava konusu taşınmazların karşılaştırmaları yapılmadığı gibi, zeminin murise ait olmadığı, tapu tahsis belgesinin üzerindeki binalara ilişkin olduğu açıklanmadan, tarafların anlaşması ile ödenen ve her yıl endeks oranında artırılan miktarın üç katı ecrimisil hesaplaması yapılmış olduğu; ancak bu hesap tarzının yerleşik Yargıtay ilkelerine aykırı olup hüküm kurmaya elverişli olmadığı- Ecrimisil talep edilen dönem için davalı tarafça kısmen ödeme yapıldığı gözetilmeksizin fazla ecrimisile hükmedilmesi hatalı olup, mahkemece; söz konusu dönemdeki ecrimisil ödemelerine ilişkin tüm deliller toplanarak sonucuna göre ecrimisile hükmedilmesi gerektiği-
Çekişme konusu bağımsız bölümlerin ecrimisil talep edilen dönem itibariyle davalının tasarrufunda olup olmadığının bu yönde bildirilen tanıklar da dinlenmek suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiği- 
Mahallinde yeniden içlerinde harita mühendisinin de yer aldığı üç kişiden oluşan teknik bilirkişi heyeti ile keşif yapılması, bilirkişilerden uygulamayı gösterir denetime elverişli infazı mümkün kroki ve rapor alınması, dava konusu taşınmaza haklarında davaya devam edilen hangi davalının ne kadar bölüme müdahalesinin olduğunun ayrı ayrı tespit edilmesi, ağaçlarının miktarının tam olarak belirlenmesi, değerlerinin tespit edilmesi, ondan sonra taşınmazın tapu kaydında yer alan “tarla” niteliğine ve araziden elde edilecek gelire göre usulüne uygun ecrimisil hesabının yapılması, hasıl olacak sonuç doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda emsal olarak kabul edilen taşınmazın şehir merkezinde olduğu, oysa çekişme konusu taşınmazın deniz kenarında bulunduğu ve konumları ve niteliklerinin birbirinden çok farklı olduğunun gözetilmemiş olmasının isabetli olmadığı-