Sürelerden feragat edilmek suretiyle kesinleştirilen icra takibinde, icra takip tarihi ile taahhüt tarihinin de aynı tarih olması nedeniyle faiz işlemediği, gösterilen faizin de taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek kademeli olarak hesaplanmış faiz olduğu anlaşıldığından, işlemiş veya işleyecek faiz konusunda bir belirsizlik bulunmadığı-
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçundan yapılan yargılama sonucunda "şikâyet konusu taahhüt borcunun ödendiğinden bahisle sanık hakkındaki davanın düşürülmesine ve yargılama giderlerinin müşteki üzerinde bırakılmasına karar verildiği" anlaşılan somut olayda, "yargılama giderlerinin, zamanında ödeme yapmaması nedeniyle davanın açılmasına sebebiyet veren sanık üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde müşteki üzerinde bırakılmasına karar verildiği gözetilmeden, itirazın bu yönüyle kabulü yerine reddine karar verilmesinde, isabet görülmediği" gerekçesiyle kararın kanun yararına bozulması isteminde bulunulmuş ise de; hakim veya mahkemenin takdirine bağlı istekler hakkında verilen kararlar ile kanıtların değerlendirilmesine ve şahsi hakka ilişkin kararların kanun yararına bozma konusu olamayacağı-
Taahhütnamede takip çıkışı belirtildikten sonra takip tarihinden taahhüt tarihine kadar "işlemiş faizin" belirlendiği, ancak taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar "işleyecek faiz" miktarının gösterilmediği ve alacaklının son ödeme tarihine kadar "işleyecek faizden feragat" beyanının da yer almadığı anlaşıldığından, taahhüdün geçerli olmadığı- Disiplin ve tazyik hapsi, bir "hapis" cezası olmadığından, sanığın, İİK. mad. 340 gereğince "3 aya kadar" tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerekirken, "1 ay" tazyik hapsi ile cezalandırılmasına karar verilmesinin hatalı olduğu-
Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesinin şart olduğu- Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçu nedeniyle açılan davada, sanıkların borcun tamamını üstlenmelerine konu taahhütnamenin esasen icra kefalet tutanağı niteliğinde olduğu, sanıkların "Okudum anladım" ibareleri ve imzaları haricinde borcu üstlendiklerine ilişkin kefalet tutanağında kendi el yazıları ile yazılmış herhangi bir kaydın bulunmadığı anlaşıldığından, geçerli bir taahhütnamenin varlığından söz edilemeyeceği-
Borcun taksitle ödenmesinin taahhüt edilmesi halinde ilk taksitin ödenmemesi üzerine 3 aya kadar hapsen tazyik kararının tamamının infazı halinde takip eden taksitlerin ödenmemesi durumunda ayrıca bir tahhüdü ihlal suçu ouşmadığından artık borçlunun cezalandırılamayacağı-
Borçlunun, icra dairesine gelerek "kendisine karşı yapılan takibe ve borca itirazı olmadığını, kendisine tanınan sürelerden feragat ettiğini, takibin kesinleştirilmesini" bildirmesi halinde, hakkındaki takibin kesinleşmiş olacağı- Taahhüdü ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği-
Borçlunun, icra dairesine gelerek "kendisine karşı yapılan takibe ve borca itirazı olmadığını, kendisine tanınan sürelerden feragat ettiğini, takibin kesinleştirilmesini" bildirmesi halinde, hakkındaki takibin kesinleşmiş olacağı- Taahhütnamede taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz miktarı hesaplanarak ayrı bir kalem halinde gösterilmediği, bu konuda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi sebebiyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı-
Bono üzerine “kefil” ibaresi konsa da bu, aval olarak nitelendirileceğinden ve Türk Ticaret Kanunu’nda özel hükümler bulunması nedeniyle, kambiyo senetlerinde Borçlar Kanunu’nun kefalete ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağından, bono kefili sanığın ödeme şartını ihlâl suçundan beraatine karar verilemeyeceği-
Taahhüdü ihlâl suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği- Taahhüt tutanağında faiz belirtilmiş ise de; bu faizlerin hangi dönemleri kapsadığı, icra takibinin kesinleştiği tarihten taahhüt tarihine kadar işlemiş ve taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz olup olmadığı konusunda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle taahhüdün geçerli olmadığı- taahhüdü ihlal suçunun unsurlarının oluşmadığı-
Borçlunun ödeme şartını ihlâl suçunda, borçlunun yükümlülüğünü yerine getirmesi halinde tahliye edilmesi amaçlandığından, borçlunun "3 aya kadar tazyik hapis cezası" yerine "1 ay tazyik hapis cezasıyla" cezalandırılmasına karar verilmesi sebebiyle yeniden kurulacak hükümde sanığın kazanılmış hakkı da gözetilerek, mahkemece "1 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına" karar verilmesi gerektiği- Ödeme şartını ihlal suçunun oluşması için taahhüt tutanağında toplam borç miktarının, işleyen ve işleyecek faizin, vekalet ücreti, icra harç ve giderlerinin birlikte belirlenerek borçlunun taahhüdüne esas olan miktarın açıkça gösterilmesi gerektiği- Taahhüt tarihinden son ödeme tarihine kadar işleyecek faiz miktarı hesaplanarak ayrı bir kalem halinde gösterilmediği, bu konuda herhangi bir açıklık olmadığı gibi, alacaklının son ödeme tarihine kadar işleyecek faizden feragat beyanının da yer almadığı ve bu nedenlerle işleyen ve işleyecek faiz miktarının taahhüt tutanağında ayrı ayrı gösterilmemesi sebebiyle belirsizlik bulunduğundan taahhüdün geçerli olmadığı- Sanığın, borcunu ödemeyerek taahhüdü ihlâl etmesi eylemi nedeniyle,"1 ay tazyik hapsi ile cezalandırılmasına" karar verilmişse de, sanık hakkında aynı taahhüt nedeniyle bir başka icra ceza mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, 29.09.2009 T. 16-188/205 s. Ceza Genel Kurulu kararında belirtilen şekilde "mahkemesince önceden verilen hapsen tazyik kararının infaz edilip edilmediğine" ilişkin gerekli araştırma yapılmaksızın sanık hakkında 3 aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılmasına dair karar verildiği, yapılan incelemede önceden verilen hapsen tazyik kararının infaz edildiği halde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediği-