Davacının devamsızlık yaptığına dair tutanakların olduğu, gerek tanığın anlatımı gerekse dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler ile devamsızlık tutanaklarına göre davacının kendi isteğiyle işyerini terk etmek suretiyle iş sözleşmesini feshettiği ve davacının işçi kıdem ve ihbar tazminatına hak kazanamayacağı- Ücretin ödendiğini ispat yükü birleşen davada davalı işverene ait olup işverence ödeme iddiası ispat edilemediğinden, davacının fesihten önceki son 7 aylık ücretinin kabulüne karar verilmesi gerektiği- Davaya konu edilen çeklerin işçinin alacaklarına mahsuben verildiği anlaşıldığından, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil ücreti alacakları bakımından son keşiden edilen çek tarihinden sonraki döneme ilişkin fazla çalışma ve ulusal bayram genel tatil alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması gerektiği-
İhtiyari takip arkadaşı her iki borçlunun ödeme emrine itirazı üzerine duran takibin devamını sağlamak amacıyla açılan itirazın iptali davasında da her iki borçlu ihtiyari dava arkadaşı olarak yer almış olup mahkemece davanın kısmen kabulü ile takibin devamı yönünde verilen ilk kararın temyiz etmeyen davalı yönünden kesinleşmiş olacağı ve takibin bu borçlu yönünden hükmolunan miktar üzerinden devam edeceği-
Bir ortağın limited şirket hissesinden kaynaklanan kâr payı hakkının, 10 yıl süreyle diğer ortağa temlikinden doğan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine itirazın iptali istemi- TBK 19 uyarınca bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve sözleşmenin yorumunda aslolan tarafların gerçek ve ortak iradesi olup, her ne kadar taraflar arasında düzenlenen "Protokol" başlıklı sözleşmede davacı tarafından şirket hissesinin davalıya kiraya verilmesinden bahsedilmişse de, kural olarak şirket hissesinin kiraya verilmesi mümkün olmamakla birlikte sözleşmedeki beyanların yorumundan burada taraflar arasındaki gerçek iradenin davacının davalı şirketteki %25 payından doğacak olan kâr payı hakkının 10 yıl süreyle belli bir bedel karşılığı davalıya devrinin amaçlamış olduğu anlaşılmakta olup bu haliyle sözleşmenin geçersizliğinden söz edilemeyeceği-
Satım sözleşmesine aykırı olarak çimento ambalajlaması nedeniyle oluşan zararın tahsili amacıyla yapılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkin davada, dava dışı 3. kişinin çimentoları davacının ambalajlanmasından sonra yeniden ambalajlanması halinde, davacının çimento ambalajlamasını evsafa uygun yapmadığı sonucunun oluşacağı- Davacının yeniden ambalajlanma neticesinde talep ettiği masraflar nafile hale geleceği ve bu kalem yönünden talep edilen miktara hükmedilmesinin hatalı olduğu- Davacının ve dava dışı 3. kişinin aynı çimento torbalarını mükerrer değiştirmesinin söz konusu olup olmadığı öncelikle belirlenerek, her halükarda mahkemece taraflar arasındaki sözleşmede belirlenmiş çimento ambalajının yapılması için gereken torbalarının yapıldığı yıl ve yerdeki piyasa rayiç değerleri ile işçilik masraflarının alanında uzman yeni bilirkişi heyetince belirlenmesi gerektiği-
İtirazın iptali davalarında takibe sıkı sıkıya bağlılık dava şartı niteliğinde olup itirazın iptali konusunda hüküm kurulurken takip talebinde yer alan talepler tek tek değerlendirilerek ve ayrı ayrı belirtilip, kabul edilen miktarın ne kadarı asıl alacak, ne kadarı faiz, ne kadarı BSMV olduğu belirtilip asıl alacak üzerinden faiz işletilmek suretiyle takibin devamına karar verilmesi gerekirken; toplam bir miktar üzerinden ve bileşik faize de yol açacak şekilde hüküm kurulmasının hatalı olduğu- Mahkemece asıl alacak tutarı yönünden davacıdan açıklama istenmiş olup yapılan açıklama üzerine HMK’nın 26. maddesine aykırı olarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
Davalılar vekili İlk Derece Mahkemesi’ne sunduğu ikinci cevap dilekçesinde "uygulanması gereken temerrüt faiz oranının %16,20 olması gerektiğini" ve bilirkişi raporunun alınmasından sonra sunulan "aleyhe hususlar kabul edilmemekle birlikte bahsi geçen raporun inceleme sonucu bölümünün ikinci kısmında yer alan ve hesaplama sonucu ... TL olan hesap doğrultusunda karar verilmesini" talep etmiş olup ilk derece mahkemesince davalılar vekilinin oran ve miktar konusundaki bu beyanlarının davacı lehine usulü kazanılmış hak oluşturduğunun gözetilmesi gerektiği-
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ödemelerin yapıldığı tarihteki TCMB efektif satış kuru esas alınarak ödemelerin USD karşılığının ............. USD bedelindeki çeke mahsup edilmesi gerekirken, daha düşük banka kuru esas alınarak hesaplama yapılmasının doğru olmadığı- Davalılar tarafından yapılan ödemeler sonucunda çek bedelinin tamamı ödenmişse çekin takibe konulmasının kötüniyetli olacağı hususu da dikkate alınarak mahkemece davalılar vekilinin kötüniyet tazminatı talebi bakımından da değerlendirme yapılması gerekeceği-
Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, icra takibinin yapıldığı icra dairesinin yetkili olup olmadığı ve yargılama giderlerinin davacıya yükletilip yükletilemeyeceği hususlarındadır...
TBK 207/2. maddesindeki “Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.” hükmünden çıkan karine uyarınca aynı anda ifa gereği ödemenin peşin olduğunun kabulü gerekeceği, anılan hüküm karşısında öncelikle veresiye satışı ispatlama yükünün davacıda olduğu, bu nedenle araç satım belgeleri ile noter senetleri dosyaya kazandırılıp tüm dosya değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece yargılama sırasında aldırılan ............. tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda davaya konu kredi kartı sözleşmesindeki imzasının kuvvetle muhtemel davalının eli ürünü olduğu bildirildiği, sözleşmedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı hususunda kesin bir kanaate varılabilmesi için konusunda uzman bir bilirkişi heyetine inceleme yaptırılıp alınacak rapor doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği- İmzanın davalıya ait çıkmaması halinde bile, davaya konu kredi kartının davalıya teslim edilmediği anlaşılmış ise de söz konusu kart ile daha önce veya sonra davalı tarafından harcama yapılıp yapılmadığı, yine önceki dönemlere ilişkin bankaca gönderilen hesap ekstrelerinin kim tarafından nasıl ödendiği, ödeme olup olmadığı hususlarının bankacılık konusunda uzman bir bilirkişi aracılığıyla banka kayıt ve defterlerinin incelenmesi ve varsa bu ödemelerin bu hesaba icazet anlamına gelip gelmediği hususları tartışılmak suretiyle tespit ettirilerek alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği-