Hükmün yalnızca sanık tarafından temyiz edildiği halde, yeniden yapılan yargılama neticesinde bu kez sanığa hapisten çevrilen 3600 TL adli para cezası ile 20 gün adli para cezası karşılığı 400 TL adli para cezası verilerek 5271 sayılı sayılı CMK’nın 326/son maddesine aykırı hüküm tesis edilmesinin kanuna aykırı olduğu-
Gerekçeli kararda, sanık hakkında aynı eylem nedeniyle iki kez hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
E.e ve yükletilen suça yönelik müşteki vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediği-
"Şikayet tarihi itibariyle kesinleşmiş bir takip bulunmadığından, sanığın yasal unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi gerektiği" şeklindeki bozmaya uyulmasına karar verilmesine rağmen, bozma ilamının gereği yerine getirilmeksizin sanık hakkında yeniden mahkumiyet hükmü kurulmasının hatalı olduğu-
Sanık ikrarı ve zabıta araştırmasına göre işyerinin kapalı ve faaliyette bulunmaması açıklığı karşısında sanığın mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği-
“Ticari işletme yöneticisinin alacaklıları zarara sokmak kastı ile borcu ödememesi” suçuna (İİK. 333/a) ilişkin temel cezanın belirlenmesinde "adli para cezasına" da hükmedilmesi gerektiği, temel cezanın; 6 ay hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayininin hatalı olduğu- Ödenmeyen adli para cezasının infaz aşamasında hapis cezasına çevrilebileceğinin ihtarı ile yetinilmesi gerektiği, adli para cezasının ödenmemesi halinde hapis cezasına çevrilmesine karar verilmesi suretiyle infazda yetkinin kısıtlanmasının hatalı olduğu-
Ticareti terk suçunun aynı ticari işletme için bir kez işlenebilen bir suç olduğu, zira aynı ticari işletmeyi kanunda belirtilen yükümlülüklere riayet etmeksizin birden fazla terk etmenin mümkün olmadığı, burada mağdur sayısının fazlalığı temel cezanın tayini sırasında dikkate alındığında dahi aynı nev’iden fikri içtima hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı-
Yerel mahkemenin sanıklar hakkında verilen beraat hükümleri onanarak kesinleştiği halde, yapılan yargılamayla, yeniden aynı doğrultuda karar verildiği anlaşılmış ise de, anılan sanıklar hakkında yapılan tüm işlemlerin hukuki değerden yoksun olduğu kabul edilerek, dosyanın incelenmeksizin iadesi gerektiği- Diğer sanık hakkında kurulan hükme yönelik yükletilen suçun sanık tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanun'da öngörülen suç tipine uyduğu-
Sanığın yetkilisi olduğu borçlu şirketin KDV beyannamesi verdiği göz önünde bulundurularak, bir yıllık şikayet süresinin geçmediği değerlendirilerek duruşmaya devamla hüküm kurulması gerektiği-
Borçlu şirketin yetkililerinin ticaret sicil memurluğundan sorulup, ismi bildirilenlerin şikayet dilekçesinde adı geçen sanıklarla aynı kişiler olması halinde nüfus müdürlüğünden de anılan kişilerin TC kimlik numaralarına ulaşılabileceği gibi, şikayetçi vekiline de sanıkların açık kimlik bilgilerini bildirmesi için süre verilmesi hususunun gözetilip yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hukuki durumun takdiri yerine, tensip zaptıyla yazılı şekilde şikayet dilekçesinin reddine karar verilmesinin Kanun'a aykırı olduğu-
