Kesinleşen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak, uyarlama yargılaması yapılması sonucu verilen ek kararların 5275 sayılı Kanun'un 98, 101. maddeleri uyarınca itiraz Kanun yoluna tabi olduğu, bu kararlara karşı istinaf Kanun yoluna başvurulamayacağı, yüzüne karşı İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, CMK'nun 279/1-b maddesi gereğince hükümlü müdafiinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekeceği-
5941 s. Çek Kanunu'nun -6728 sayılı Yasanın 63. maddesi ile değişik- 5. maddesinin 09/08/2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olduğu; suça konu çekin muhatap bankaya ibraz tarihinde yürürlükte bulunmadığından 'beraat 'kararı verilmesi gerektiği-
Karşılıksız çek düzenlemek suçundan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ve İİK.'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı- İcra ceza mahkemesine hitaben yazılan şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen kişilerin icra ceza mahkemesince araştırılmasına ve cezalandırılmasına yasal olanak bulunmadığı- Yargılamanın ilerleyen safhasında şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen bir kişinin sonradan şüpheli olarak bildirilmesinin mümkün olmadığı- Şikayet dilekçesi ve eklerinden, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim oldukları anlaşılamadığından, "davanın reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Şikayete konu çekin üçüncü kişi olan hamil tarafından bankaya ödeme için ibraz edildiği ve karşılığının bulunmadığı bildirilmekle atılı suç oluşmuş ise de; şikayetçinin suça konu çeki muhatap bankaya ödeme için ibraz eden yetkili hamil olmadığı, böylece müştekinin şikayet hakkının bulunmaması nedeniyle yargılamaya devam olunmasının Yasa'ya aykırı olduğu-
Şikayetçi tarafından icra ceza mahkemesine verilecek olan şikayet dilekçesinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri ve şikayet konusu olaya ilişkin bilgileri taşıması gerekli olmakla birlikte, bu dava dilekçesinin CMK'nun 170. maddesinde belirtilen iddianamenin bütün şekil şartlarını içermesi zorunluluğu bulunmadığından dilekçe ve ekindeki belgelerden şirket yetkilisi gerçek kişi ya da kişilerin kim olduğunun anlaşılması halinde bu kişiler hakkında yargılama yapılmasının mümkün olduğu- Şikayet dilekçesi ve eklerinden çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim olduklarının anlaşılamaması halinde ise, "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği-
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca çekle ilgili olarak karşılıksızdır işleminin yapıldığı tarihin 02/05/2016 olması nedeniyle müşteki vekilinin şikayet dilekçesi üzerine ya ilgililer hakkında idari yaptırım uygulanmasına ya da idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, icra mahkemesinin, kendisine görevsizlik kararı ile gönderilen şikayet dilekçesi üzerine yargılama yapması ve hüküm kurmasının mümkün olmadığı, zira ortada İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen usul hükümlerine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, icra mahkemesine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu mahkeme tarafından verilen kararın da hukuki değerden yoksun olup yok hükmünde olduğu-
Sanığın savunmasının alınması için talimat yazıldığı, sanığa çıkartılan davetiyenin adreste cadde ve sokak bilgisi yok tebligat üzerindeki adresin yetersiz olması ve muhatabın ismen tanınmaması üzerine çıkış merciine iade edildiği, dosyada sanığın tespit edilen birden fazla adresi de olduğu görülmekle, İİK. mad. 349 ve 350 uyarınca, düzenlenen yargılama/duruşma usulü yerine getirilmesi adına Tebligat Kanunu 10, 21 ve 35. madde hükümleri gözetilmeksizin sanığa ulaşılmadan karar verildiği anlaşıldığından, duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin katılımı sağlanmaksızın karar verilmiş olmasının bozmayı gerektirdiği-