Karşılıksız çek düzenleme suçundan açılan davada şikayetten vazgeçme nedeniyle İİK. mad. 354 gereğince "davanın düşürülmesi", "yargılama giderlerinin müşteki üzerinde bırakılmasına" karar verilmesi gerektiği-
Müşteki tarafından icra ceza mahkemesine verilecek olan şikâyet dilekçesinin, şüpheli veya şüphelilerin isimleri ve şikâyet konusu olaya ilişkin bilgileri taşıması gerektiği- Karşılıksız çek şikâyetine ilişkin dilekçede dilekçenin üzerine el yazısı ile tüzel kişiyi temsile yetkili gerçek kişi sanıkların T.C. numaraları yazılmak suretiyle paraflandığından, sanıklar hakkında yargılamaya devam olunması gerektiği- Çekin bankaya ibrazında karşılığının bulunmadığı, bankanın ödemekte yükümlü olduğu 1.290,00-TL'nin ödendiği, sanıkların suça konu çekin ibraz tarihinde karşılığını bankada bulundurulmayarak üzerlerine atılı suçu işledikleri ve sanıkların çek hesabı sahibi tüzel kişi şirket yetkilileri oldukları sabit olduğundan, 5941 s. Çek K. mad. 5/1 uyarınca cezalandırılmaları gerektiği-
Şikayet tarihi itibariyle 6728 s. S. Yasa'nın 63. maddesi yürürlükte olmasına rağmen ilgili maddenin yürürlük tarihinin 31/12/2017 olduğundan bahisle, 5941 s. Yasanın 3. maddesine göre karşılıksız çekten kaynaklanan şikayetin Cumhuriyet Başsavcılığına yapılması gerektiğinden usul yönünden davanın reddi gerekçesiyle şikayet dilekçesinin evrak üzerinden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Şikayet dilekçesinde sanık olarak gösterilen tüzel kişi şirketin gerçek kişi yetkilisi anlaşılamadığından ve tüzel kişi hakkında cezalandırma imkanı bulunmadığından, bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Karşılıksız çek düzenlemek suçundan dolayı açılan davaların icra mahkemesinde görüleceği ve İİK.'nun 347, 349, 350, 351, 352 ve 353. maddelerinde düzenlenen yargılama usulüne ilişkin hükümlerin uygulanacağı- İcra ceza mahkemesine hitaben yazılan şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen kişilerin icra ceza mahkemesince araştırılmasına ve cezalandırılmasına yasal olanak bulunmadığı- Yargılamanın ilerleyen safhasında şikayet dilekçesinde şüpheli olarak gösterilmeyen bir kişinin sonradan şüpheli olarak bildirilmesinin mümkün olmadığı- Şikayet dilekçesi ve eklerinden, çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim oldukları anlaşılamadığından, "davanın reddine" karar verilmesinin isabetli olduğu-
Karşılıksız çek düzenlemek suçundan dolayı açılan davada şikayet dilekçesi içeriği ve eklerinden şirket yetkilisinin anlaşılmadığı görüldüğünden, "şikayetin reddine" kararı verilmesinin isabetli olduğu-
Hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı az olamayacağı- Sanığa eksik ceza veriLlmesi ve eksik ücreti vekalete hükmedilmesi aleyhe istinaf olmadığından duruşma açılmasının gerekli görülmediği- Sanığın, karşılıksız kalan çek bedelinin çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte ödemesi veya şikayetten vazgeçme halinde hükmün bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-
5941 sayılı Yasan'ın 5. maddesinde değişiklik yapan 6728 s. Yasa'nın 63. maddesinin yürürlük tarihinin 09/08/2016 olduğu- Suçta ve cezada kanunilik ilkesi gereğince, suça konu çek yürürlük tarihinden önce düzenlenerek verildiğinden ve bu tarihte eylem suç olmadığından, çekle ilgili karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet verme suçunun yasal unsurları oluşmadığından sanıkların beraatine karar verilmesi gerektiği- Çekin düzenleme tarihi itibariyle eylem kanunda suç olarak tanımlanmadığından, sanık hakkında çekle ilgili karşılıksızdır işlemine sebebiyet verme suçundan cezalandırılması istemiyle açılan davada sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği-
Şikayete tabi iş ve davalarda öncelikle şikayetin süresinde yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiği- "Karşılıksızdır" işleminin yapıldığı tarihin, şikayet süresinin başlama tarihi olduğu- İİK. mad. 347 uyarınca, üç aylık süreden sonra yapılan şikayet üzerine açılan davada, "şikayet hakkının düşürülmesine" karar verilmesi gerektiği- 
Kesinleşen mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak, uyarlama yargılaması yapılması sonucu verilen ek kararların 5275 sayılı Kanun'un 98, 101. maddeleri uyarınca itiraz Kanun yoluna tabi olduğu, bu kararlara karşı istinaf Kanun yoluna başvurulamayacağı, yüzüne karşı İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet kararının istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmakla, CMK'nun 279/1-b maddesi gereğince hükümlü müdafiinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekeceği-