Şirket yetkilisi tespit edilmiş olmasına rağmen İİK. mad. 349 ve 350'de düzenlenen yargılama/duruşma usulü yerine getirilmeksizin ve duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin katılımı sağlanmaksızın tarafların yokluğunda karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu-
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nca çekle ilgili olarak karşılıksızdır işleminin yapıldığı tarihin 02/05/2016 olması nedeniyle müşteki vekilinin şikayet dilekçesi üzerine ya ilgililer hakkında idari yaptırım uygulanmasına ya da idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerekirken görevsizlik kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu, icra mahkemesinin, kendisine görevsizlik kararı ile gönderilen şikayet dilekçesi üzerine yargılama yapması ve hüküm kurmasının mümkün olmadığı, zira ortada İcra ve İflas Kanunu'nda düzenlenen usul hükümlerine uygun olarak açılmış bir davanın bulunmadığı, icra mahkemesine usulüne uygun olarak açılmış bir dava bulunmadığından bu mahkeme tarafından verilen kararın da hukuki değerden yoksun olup yok hükmünde olduğu-
Şikayetçi tarafından icra ceza mahkemesine verilecek olan şikayet dilekçesinin şüpheli veya şüphelilerin isimleri ve şikayet konusu olaya ilişkin bilgileri taşıması gerekli olmakla birlikte, bu dava dilekçesinin CMK'nun 170. maddesinde belirtilen iddianamenin bütün şekil şartlarını içermesi zorunluluğu bulunmadığından dilekçe ve ekindeki belgelerden şirket yetkilisi gerçek kişi ya da kişilerin kim olduğunun anlaşılması halinde bu kişiler hakkında yargılama yapılmasının mümkün olduğu- Şikayet dilekçesi ve eklerinden çek karşılığını ilgili banka hesabında bulundurmakla yükümlü olan tüzel kişi yetkilisi gerçek kişi veya kişilerin kim olduklarının anlaşılamaması halinde ise, "davanın reddine" karar verilmesi gerektiği-
5941 sayılı Çek Kanununun 5/1 maddesinde ''........... her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz...........'' hükmünün yer aldığı- 187.500 TL miktarlı çekte, "30.000 TL" adli para cezasına hükmedilemeyeceği; "bankanın ödemiş olduğu 1.290 TL'nin çıkarılması sonucu, sanığın kalan 186.210 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmesi gerektiği-
Ceza uygulamasında karşılıksız kalan miktara tekabül edecek şekilde gün adli para cezası belirilenmek suretiyle uygulama yapılması yerine alt hadden ceza tayin edildikten sonra karşılıksız kalan çek miktarına cezanın yükseltilmesi hatalıysa da sonucu itibarı ile verilen kararın doğru olduğu-
10.10.2017 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren, Anayasa Mahkemesi'nin 2016/191 esas, 2017/131 karar ve 26.07.2017 tarihli kararı ile, 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 5. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesindeki "çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından" ibaresinin iptaline karar verilmesi karşısında; hüküm tarihi itibariyle bu husus gözetilmeksizin yazılı şekilde uygulama yapılarak sanığa fazla adli para cezası tayini, kanuna aykırı ise de, duruşma açılarak davanın yeniden görülmesini gerektirmeyen bu hususun, CMK'nun 280/1-a ve 303. maddeleri gereğince düzeltilmesinin mümkün bulunduğu-
5941 s. Çek Kanunun 5/1 maddesindeki "... hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarı ibaresinden sonra çekin üzerinde yazılı bulunan düzenlenme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanunu göre ticari işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verildiği- Sanığın bankanın sorumlu olduğu ve ödediği miktar düşüldükten sonra suça konu çekin karşılıksız kalan miktarı tutarında adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği- Sanık hakkında belirlenecek adli para cezasının suça konu çekin karşılıksız kalan miktarından az olamayacağı-
5941 sayılı Çek Kanununun 5/1 maddesinde ''........... her bir çekle ilgili olarak 1500 güne kadar adli para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adli para cezası; çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz...........'' hükmünün yer almasına rağmen 50.000 TL miktarlı çekte, mahkemece neticeten 30.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğu- Sanığın, "bankanın ödemiş olduğu 1290 TL'nin çıkarılması sonucu kalan 48.710 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına" karar verilmesi gerektiği-
Karşılıksız çek suçunda şikayet hakkının; çekin karşılığını tahsil amacıyla bankaya ibraz eden hamil ile, "karşılıksızdır" işlemi yapıldıktan sonra kendisine çek iade edilen, cirosu herhangi bir şekilde iptal edilmemiş olan cirantaya ait olduğu- Çek hesabı sahibinin bir başkasını temsilci veya vekil olarak tayin edemeyeceğini, bu şekilde temsilci veya vekil tarafından çek düzenlenmesi halinde cezai sorumluluğun çek hesabı sahibine ait olduğu- Şirket yetkilisinin keşide edilen çekin karşılıksızdır işlemine sebebiyet ve bu eylemden dolayı sanığın cezai yönden sorumluluğunun bulunduğu-
10/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 26/07/2017 tarih, 2016/191 esas, 2017/131 sayılı kararı ile 5941 sayılı Çek Kanununun 5/1. maddesinin "...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'a göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından..." bölümü suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bulunarak iptaline karar verildiği, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğu karşısında, Kanun'a aykırı olup bu nedenle hükmün bozulması gerekeceği, bu durum karşısında CMK'nın 280/1-a ve 303/1-a maddelerine göre yeniden yargılama yapılması gerekmeyip düzeltilmesinin mümkün bulunduğu-