İlam, hükmün verilmesi tarihinden itibaren 10 yıldan fazla bir zaman geçtikten sonra, davalı-borçluya tebliğ edilmesi durumunda, borçlunun, süresi içinde temyiz yoluna başvurarak, hükmün yalnız ilamın zamanaşımına uğramış olması nedeniyle bozulmasını sağlayabileceği- İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça, mahkemenin davayı tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedemeyeceği-
Tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın TMK. mad. 1007 uyarınca tazmini-
TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemi- Davada tapu sicilinin tutulmasından doğduğu iddia edilen zararın tazmini istendiğine ve bu alacakla ilgili kanunda aksine bir hüküm bulunmadığına göre, bu zarar alacağının da TBK146 uyarınca 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tâbi olduğu-
TTK. 101'/1deki beş yıllık zamanaşımının ancak taraflar arasında cari hesap sözleşmesi bulunması halinde uygulanabileceği- İtirazın iptali davasında, davacının "ne şekilde kötü niyetli olduğu" belirlenmeden, kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceği-
Mutlak nitelikteki uzun süreli zamanaşımının başlangıç tarihinin, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih olduğu ve buna göre, tazminat istemi her halde eylemin gerçekleştiği tarihten itibaren on yılın geçmesi ile zamanaşımına uğrayacağı, burada on yıllık sürenin başlangıç anının, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarih gibi objektif bir koşula bağlandığı- Elektrik çarpması nedeni ile uğranılan maddi zararın tazmini istemine ilişkin davada, zarar verici eylemin gerçekleştiği tarihe (29/03/2006 ) göre, maddi tazminat istemine konu ek davanın, (sekiz yıllık) ceza zamanaşımı süresi içerisinde olmamakla birlikte, mutlak zamanaşımı süresi olan on yıllık süre dolmadan (09/06/2014) açıldığı, iki yıllık "kısa süreli zamanaşımının" başlaması için, zarar görenin, zarar ile birlikte zararın sorumlusunu (tazminat yükümlüsünü) da öğrenmesi gerektiği, bu koşullardan birinin gerçekleşmemesi hâlinde zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacağı; zarar ve tazminat sorumlusundan hangisi daha sonra öğrenilirse, zamanaşımı süresi son öğrenme gününden itibaren işlemeye başlayacağı- Davacı, tazminat yükümlüsünü olduğunu, Yargıtayın kısmi davaya ilişkin onama kararınının kendisine tebliğ edildiği tarihte öğrenmiş olduğundan ve ek davanın açıldığı tarih itibariyle, bu davalı yönünden iki yıllık kısa zamanaşımı süresinin henüz işlemeye başlamadığı görüldüğünden, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
Düzenleme şeklindeki satış vaadi sözleşmesi gereğince ödenen satış bedelinin,taşınmazın tapuda dava dışı üçüncü kişiye devredilmesi nedeniyle oluşan maddi zararın tazmini istemi-
Davacının, davalı firmadan satın aldığı buzdolabının soğutma işlevini yerine getirememesi nedeniyle 2009 yılında bir, 2010 yılında bir, 2011 yılında ise iki kez yetkili servislere başvurduğu, en son 2012 yılında yine aynı sorunun giderilememesi üzerine malı teslim almak istemeyerek davalıya gönderdiği ihtarname ile zararının giderilmesini talep ettiği, davalı satıcı sattığı ürünün onarımını yetkili servisler eliyle yürütmekte olup davacının tüm başvurularına rağmen arızanın giderilemediği dosya kapsamı ile sabit olduğundan somut olayda üretimden kaynaklı gizli ayıp mahiyetindeki arıza yönünden davalı satıcının ağır kusurlu olduğunun kabulünün gerektiği-
TMK'nın 1007. maddesine dayanılarak açılan davalarda, 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulanacağı ve bu sürenin kadastro mahkemesinin kararının kesinleştiği tarihten itibaren işlemeye başlayacağı-
Anayasa Mahkemesince "TMSF lehine getirilen yirmi yıllık zamanaşımı süresinin geçmişe etkili olacağına" yönelik düzenlemenin iptal edildiği-  1999 yılında itirazın iptaline hükmedildiği, 2011 yılında temlik alan alacaklı vekilinin icra takip dosyasının yenilenmesini talep ettiği, icra müdürlüğünce on yıllık zamanaşımının dolması nedeniyle dosyanın SEKA’ya gönderildiğinin bildirildiği, ayrıca dosya içerisinde yer alan icra müdürlüğünün bir yazı cevabında; 'dosyanın 2002 tarihinde muameleden kaldırıldığının', bir diğer yazı cevabında ise,  ."..Arşiv Ayıklama ve İmha Komisyonu tarafından ...2009 tarihi itibari ile Cumhuriyet Savcılığı’na teslim edildiğinin" bildirildiği, bunun üzerine alacaklı tarafından, 2014 yılında takip başlattığı uyuşmazlıkta, alacaklının on yıllık zamanaşımı süresi içinde takip başlatmadığı anlaşılmış olup, zamanaşımı süresi dolduğundan, mahkemece, borçlunun zamanaşımı itirazının kabulü ile icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği-
8. HD. 19.03.2019 T. E: 2018/10770, K: 2861-