Cezaevinde olduğu dönemde, kardeşi olan davalının her hangi bir yetki vermemesine karşın 3. kişilerden alacaklarını tahsil ettiğini ve kendi adına tahsil ettiklerini kendisine ödemediğini beyan ederek açtığı alacak davasında, mahkemece, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, vekaletsiz işgörme hükümlerine tabi bu uyuşmazlıkta, özel bir zamanaşımı süresi öngörmediğinden, TBK. mad. 146 uyarınca, 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanması gerektiği-
Somut olayda, şikayetçi ...’ın, 12.09.2005 tarihli haciz sırasında dosya borcuna kefil olduğu ve icra kefilliğine ilişkin olarak Örnek 4-5 icra emrini ise 13.09.2005 tarihinde tebliğ aldığı, bu tarihten sonra ise alacaklı vekilinin 05.01.2006 tarihinde borçlu ... ve icra kefil ...’ın maaş ve ikramiyelerinin haczini talep ettiği, ancak alacaklının 13.01.2016 tarihinde dosyanın yenilenmesi talebi icra takip işlemi olmadığından zamanaşımını kesmeyeceği, bu kabule göre, 05.01.2006 tarihinden sonra icra dosyasında başkaca zamanaşımını kesen icra takip işlemi yapılmadığı, dolayısıyla adı geçen icra kefili hakkında, İİK'nun 39. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği ve anılan takipte zamanaşımının gerçekleştiğinin anlaşıldığı, mahkemece, davanın kabulü ile İİK'nun 33/2. uyarınca icranın geri bırakılmasına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu-
Borçlunun borcunu ‘ikrar’ etmesinin (alacağı tanımasının), ‘zamanaşımını kesen’ nedenlerden biri olduğu- Borç ikrarının, ancak, işlemekte olan zamanaşımını keseceği, yani, zamanaşımı süresinin tamamlanmasından sonraki borç ikrarının kesme yönünden bir sonuç doğurmayacağı- İhtiyati tedbir istemi ile mahkemeye başvurma veya işçilik alacaklarının tespiti ve ödenmesi için Bölge İş Müfettişliğine şikâyette bulunmanın, zamanaşımını kesmeyeceği, ancak işverenin, şikâyet üzerine Bölge Müdürlüğünde alacağı ikrar etmesinin, zamanaşımını keseceği- Kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olmasının, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmeyeceği, zamanaşımının, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesileceği- Zamanaşımı def'inin, ilk oturuma kadar ve en geç ilk oturumda yapılabileceği, HMK.’nun yürürlükte olduğu dönemde, ‘savunmanın değiştirilmesi yasağı’, cevap dilekçesinin verilmesiyle başlayacağından, zamanaşımı def’inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerektiği- Islah dilekçesinin davalı tarafa tebliği üzerine, iki haftalık süre içinde, ıslaha konu kısımlar için zamanaşımı definde bulunulabileceği- Cevap dilekçesinde zamanaşımı defi ileri sürülmemiş ya da süresi içince cevap dilekçesi verilmemişse, ilerleyen aşamalarda, zamanaşımı def’inin, davacının açık muvafakati ile, yapılabileceği- Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesinin ıslahı yoluyla ileri sürülmesinin de mümkün olduğu-
İş kazası nedeniyle çalışma gücü kaybından kaynaklı tazminat davasının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu-
Davalının, vadesiz, 08/10/2006 tarihli senet ile 6.500,00 TL borçlu olduğunu, başlatılan icra takibine borçlu olmadığından bahisle haksız olarak itiraz ettiğini, davalının borçlu olmadığını ispat etmesi gerektiğini, takip dayanağı olan senede itiraz olmadığını ileri sürerek, itirazın iptaline, davalı borçlu aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine-
İtirazın iptali davası olup, mahkemece, takibin PTT havalesi ile ödenen borca-
Vade tarihinden itibaren 3 yıllık zamanaşımı süresi dolduğundan bonolar kambiyo vasfını takip tarihi itibari ile kaybetmiştir olup, avalistin kambiyo senedinden doğan aval sorumluluğunun ortadan kalkmış olduğu- Keşideci ile davacı lehdarın arasında temel ilişkisinin varlığının kanıtlanması halinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde davacı alacak isteminde bulunabileceğinden yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilen zamanaşımına uğramış bonolarda davacı taraınf temel ilişkinin varlığını tanık dahil her türlü delil ile kanıtlayabileceği-
İİK. mad. 139 ve TBK. mad. 146 uyarınca, borç ilama bağlandıktan sonra borçlunun ölüm tarihine kadar gerçekleşen nafaka borcunun on yıl süre ile zamanaşımına uğramayacağı- Takip dayanağı ilamdaki ilam borçlusu öldüğüne ve mirasçıları mirası reddetmediklerine göre, bu borçtan alacaklı da miras payı oranında sorumlu olduğundan bu miktar düşürüldükten sonra kalan miktardan diğer mirasçılar sorumlu olduğu-