Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimsenin manevi tazminat ödetilmesini isteyebileceği; yargıcın, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alması gerekeceği-
Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişinin başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı, bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olmasının da zorunlu olmadığı- Davalının, bizzat maruz kaldığı bir olayı şikayet konusu yaptığı, tanık olarak dinlenen kızının da şikayet konusu olayların bir kısmını doğruladığı, davaya konu olayın özellikleri ve gelişim biçimi göz önünde tutulduğunda ise, davalının şikayet hakkını kullanması bakımından yeterli emare varlığının benimsenmesi gerekeceği-
Haksız eyleme dayalı olarak takdir edilecek manevi tazminat tutarının, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek, tazminata benzer bir işlevi olan özgün bir nitelik taşıyacağı, bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmediği, bu nedenle tazminatın sınırının, amacına göre belirlenmesi gerekeceği- Olay tarihi, olayın gelişim biçimi, ve özellikle davacıların yaralanma dereceleri dikkate alındığında, davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat miktarlarının fazla olduğu-
Şüphelilerin şikayetçi hakkında iftira, basit tehdit ve hakaret suçlarından açtığı kamu davasının, dava konusunun özelliği nedeniyle sonucunun beklenmesi ve ondan sonra tüm kanıtlar birlikte değerlendirilerek varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerektiği-
Dava konusu yazının, eleştirilere olağandan daha fazla katlanabilmesi gereken başbakan olan davacının, kişilik haklarını ihlal etmediği, ifade özgürlüğü çerçevesinde kaldığının kabulü gerekeceği-
Davalının, davacılara karşı iftira suçunu işlediği kabul edilerek cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder nitelikte bir hüküm olmadığı, hukuk yargıcı yönünden de ortada bağlayıcı nitelikte bir maddi vakıa bulunmadığı-
Davalının söylediği sözlerin kişisel yorum ve eleştiri niteliğinde olduğu, kişilik haklarına saldırı niteliğinde olmadığı-
Hakaret nedeni ile uğranılan manevi zararın tazmini istemli davada, olay tarihi, davacılar ile davalının ekonomik ve sosyal durumları ile özellikle olayın gelişim biçimi ve tarafların sıfatı gözetildiğinde davacılar yararına takdir edilen manevi tazminat tutarı fazla olup, daha alt düzeyde manevi tazminat takdiri gerekeceği-
Basın yoluyla kişilik haklarının ihlaline dayalı manevi tazminat istemi-
Haberde ayrıntı niteliğinde olan iddiaların kişilik haklarına saldırı oluşturmayacağı-