Davaya konu köşe yazısında ülkemizdeki işçi ve sendika sorunları ele alınarak davacılardan sendika başkanı olan A.K.'ın sendikanın tüzük değişikliği ile toplu iş sözleşmeleri ve sendikal haklardaki tutum ve davranışlarının eleştirildiği, yazının bütünü dikkate alındığında özle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı, söylemlerin sert eleştiri düzeyinde kaldığı; davacının da görev ve sıfatı gereği sert eleştirilere katlanması gerekeceği-
Davalının işlettiği tatil köyünde davacıların konakladığı dönemden kısa bir süre sonra yapılan denetimlerde sağlığa zararlı, son kullanma tarihi geçmiş ve menşei de tespit edilemeyen et ürünleri ve bu arada ayrıca domuz etinin de tespit edildiği görüldüğünden, davacıların kaldıkları dönemde kendilerine de bu etlerden yedirildiği kanaatiyle açtıkları manevi tazminat isteminin kabulü gerekeceği- Hakimin, hem tüketici hukukunu ve hem de açıkça atıf yapılan diğer yasal düzenlemeleri gözeterek, hal ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre tazminatın suretini ve şümulünün derecesini tayin eyleyeceği; hususi zararı da nazara alarak cismani zarara uğrayan kimseye manevi zarar namıyle adalete uygun tazminat verilmesine karar verebileceği-
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğunun kabul edilmesi gerekeceği-
Başbakan ve siyasi parti lideri olan davacının bulunduğu mevki ve yüklendiği mesuliyetlerin eleştirilere açık, hoşgörülü ve tahammüllü olmasını gerektireceği, siyasi tartışmaya ilişkin dava konusu basın açıklamasının sert eleştiri niteliğinde ve kişilik haklarının ihlali kastıyla söylenmediği gerekçesi ile açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haberde, dava dışı kimse hakkında yürütülen soruşturma kapsamında alınan savunmasına dayanılarak haber yapılması, ortaya konulanın görünür gerçeğe uygun olması, yayının haber verme hürriyeti kapsamında kalması halinde, kişilik haklarının saldırıya uğradığından söz edilemeyeceği ve davalının da manevi tazminat ile sorumlu tutulamayacağı-
Davaya konu olayda; davalının gazetesinde yayınlanan haberlerin ve resimlerin haber verme ve kamu oyunu bilgilendirme hakkına binaen hazırlanmış, görünen gerçekliğe uygun, güncel bir magazin haberi olduğu, haberin yayınlanmasında toplumsal ilgi bulunduğu, basının maddi gerçekliği araştırmak ve kanıtlamak yükümlülüğü bulunmadığı, çatışan yararlar dengesinin davacı yararına bozulmadığı, davalı yönünden hukuka uygunluk nedenlerinin bulunduğu ve böylece davacının kişilik haklarının saldırıya uğramadığının benimsenmesi gerekeceği-
Mahkemece uyulan bozma ilamında davacı tarafın maddi tazminata yönelik temyiz itirazları değerlendirilmemiş ve bu konuda herhangi bir karar verilmemiş olduğundan, mahkemece maddi tazminat istemi konusunda bir karar verilmesi gerekeceği-
Davacının yönetim kurulu başkanı olduğu şirketin iflasını açıkladığı, şirket tarafından yaptırılan villaların arsalarına, şirketin borçları nedeniyle ipotekler konularak hacizler yapıldığı ve villa sahipleri ile aralarında davalar görüldüğü; haberin görünür gerçekliğe ve hukuka uygun bir yayın niteliğinde olduğunun kabulü gerekeceği-
Kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan maddi ve manevi zararın ödetilmesi isteminde, davalıların davacının fotoğrafının dergide yayınlanması konusunda izni bulunduğu hususunu kanıtlayamadıkları-
Hak arama özgürlüğünün (şikayet hakkının) sınırsız olmayıp kişinin salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamayacağı, bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olmasının zorunlu olmadığı, şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığının yeterli olduğu-